II. Basileios Kimdir

Basil Bulgaroktonos; adının Türkçe’deki karşılığının bire bir çevirisi; Fesleğen Bulgar Katili’dir. Bu isim oldukça hırslı bir kişiliğe aittir, diğer adıyla II. Basileios.

II. Basileios Hayatı

958 yılında doğan II. Basilius, Makedon hanedanının II. Roma İmparatorluğu’nun oğluydu ve babası öldüğünde Basil, beş yaşındaydı ve küçük kardeşi Konstantin ile birlikte tahtı miras almıştı. Basil, 976 yılında Bizans imparatorluğunun tahtında haklı yerini aldı. En azından kâğıtta, Basil, kardeşi Cecil ile birlikte tahtı paylaşıyordu. Ancak pratikte yöneten II. Basilius idi.

Genç Basilius at binme konusunda usta idi. İyi yaşamayı reddetti ve edebiyatla pek ilgilenmedi; birçok yönden, sade bir keşişin hayatını yaşadı. Basilius kesinlikle dindar bir adamdı ve savaşta Bakire heykeli taşıdığı biliniyordu.

İç Politikalar

İlk İsyan

Basilius tahtını kazanma konusundaki acil problemi, önceki imparatorlar altında sahip olduğu ayrıcalıklı konuma devam etmeye hevesli olan aristokrat Bardas Skleros’un önderliğindeki bir isyanı bastırmaktı. Basil’e adaşı ve baş yönetici, yetenekli hadım Basil Lecapenus, tarafından yardım edildi. Daha sonra, II. Basil, bir kez daha bir darbeye sebep oldu.

Hakimiyetini Kazanma

İdaresini aristokrasisinin ve manastırlarının giderek artan gücünü azaltarak daha da güçlendirmeye çalıştı. Her iki grup da, ya köylülerin satın alma ya da fethetme yoluyla daha fakir köylülüğün pahasına etki alanlarını genişletiyorlardı. Daha da önemlisi, devlet için, daha büyük toprak sahipleri genellikle vergi ödemekten kaçınıyordu ya da basitçe muafiyetler alıyorlardı. Allelengyon olarak bilinen yeni vergi planı, güçlü muhalefetle karşılandı.

1028 yılında, gücün daha fazla merkezileştirilmesi için bir başka strateji de, yerel liderlerin iş gücünü büyük ölçüde azaltarak, illerdeki askerî hizmet yerine ödeme yapılmasına izin verdi.

Basil, müttefik devletler tarafından kendisine ödenen vergilerle oluşturulan elit birliklerinden dolayı daha geniş bir askeri güçteki azalmaya dayanabilir ve akıllıca, yeni çıkarlarını kendi çıkarlarına daha sadık yeni bir orduyu kurmak için kullanabilirdi.

Askeri Seferler

Serdica (Sofya) Kuşatması

İlk ve en kötü askeri keşif seferi, 986 yılında, Samuel’in Bulgaristan’ına yapılan (976-1014) seferdi. Trajan Kapısı olarak bilinen dar bir Bulgar dağ geçidinde büyük bir kayıp yaşar. 60.000 kişilik imparatorluk ordusu, Bulgaristan’ın başkenti Serdica’nın (Sofya) başarısız kuşatması ile Basil, Konstantinopolis’e geri dönmek zorunda kaldı . İmparator, intikamını kazanmak için 28 yıl beklemek zorundaydı.

Trajan Kapısı’ndaki yenilgisinin sonuçları içinde, Samuel’in krallığının Bizans topraklarına doğru genişlemesi ve Bardas Skleros ve Bardas Phokas’ın (sırasıyla) liderliğindeki iki isyanı teşvik etmesi vardı. Bardas Phokas 987’de kendini imparator ilan etti.

Neyse ki, Basil, 6,000 Viking gücü kendi deniz kuvvetlerini güçlendirdi. Kiev’de Kral Vladimir’den yardım alınır. Zafer kazanılır. kızkardeşi Anna’nın Vladimir ile evleneceği vaadinde bulunan Basil evliliği gerçekleştirdi.

Doğu Seferi

Suriye’deki hem Antioch hem de Halep’in Arap yönetiminden ve özellikle de giderek artan hırslı Fatımilerden korunması gerekiyordu. Hızla bölgeye varılmış 995’de kuzey Suriye’de bir zafer kazanılmıştır.

Batı Seferi

İmparator acımasızdı ve hem yaz hem de kış aylarında yıllarca süren seferlerden sonra Yunanistan’ı (997) ve ardından Pliska (1000), Üsküp (1004) ve Dyracchion (1005) geri aldı.

1014 yılında Basil, sonunda Bulgarlara karşı büyük ve kesin bir zafer kazandı, Sonra başka bir dağ geçidinde, bu kez Belasica Dağları’ndaki Kleidion’da. Düşman ordusunun 15.000’inden fazlası yakalandı. İmparator, Samuel’e olan yenilgisini hatırlatılmış olur. II. Basil, 1018’de galip olarak Serdica’ya gitti.

Ölüm

II. Basileios, seferlerine devam etti ve 1021-22 yıllarında Güristan İberya ve Ermenistan’da başarılı maceralarla devam etti. Toprakları Mezopotamya’ya bile uzanmış ve fethedilen bölgeleri imparatorluğun yeni eyaletlerine bölerek pekiştirilmiştir. Bir kez daha Araplarla yüzleşmek için bir sefer hazırlandı. Bu planların meyvelerini vermeden önce, Basil, 13 veya 15 Aralık 1025’de öldü.

Maurice of Nassau

Hollandalı general ve devlet adamı Maurice of Nassau, Orange Prensi (1567-1625), Hollanda Cumhuriyeti’nin Oldenbarnevelt’i veya Hollanda’nın Birleşik İlleri’nin kurucusuydu.

Maurice of Nassau Hayatı

Nassau’nun Maurice’i, İspanya’nın II . Philip’ine karşı olan Hollanda İsyanının ilk dönemlerini yöneten, Silent of Orange’ın Prensi William’ın ikinci oğlu oldu. Büyük erkek kardeşi rehin olarak İspanya’ya götürüldü ve hayatının geri kalanını orada geçirdi. 14 Aralık 1567’de Almanya’nın Nassaus bölgesi Dillenburg’un kalesi dünyaya geldi, hayatının ilk on yılını Almanya’da geçirdi ve daha sonra babasının İspanya’ya karşı isyanı yönettiği Hollanda’ya gitti. Babası öldürüldüğünde sadece 16 yaşındayken, kuzeydeki Birleşik illerin merkezi yönetiminin başlıca organı tarafından çağrıldı. Kariyerine, Hollanda Devletlerinin ve eyaletin siyasi liderinin savunucusu olan Johan van Oldenbarnevelt’in destekleri ile sürdürdü.

Politik Faaliyetleri

1585’te Maurice, Hollanda da politik ve askeri otorite sağlamak amacıyla, Oldenbarnevelt inisiyatifinde Hollanda ve Zeeland’ın valisi seçildi. 1588 Birleşik Krallık’ın genel amirliğine atandı ve Utrecht, Gelderland ve Overijssel’in (1589) stadtratörü oldu. 1618’de, üvey kardeşi Philip William, Orange’ın prensi olmayı başardı. Kariyeri boyunca Hollanda’nın, İspanya’dan bağımsızlığı için mücadele etmeye devam etti.

1590’da Alessandro Farnese’nin komutasında İspanyollar aleyhine saldırı yaptı. Onun Kara ve deniz üzerindeki başarıları, Hollanda’nın (daha sonra Spinola tarafından yönetilen) 12 yıl süren bir ateşkesi (1609) sonuçlandırmasını sağlamıştır. Ateşkes, yedi Birleşik İl’in bağımsızlığını neredeyse kurdu.

Maurice, Hollanda Ordusunu Yeniden Yaratan Kişi

Maurice’in öğrencisi olduğu sırada Leiden’de öğretim görevlisi olan Lipsius, Roma ordusunun savaşını kendi ordusunda geri getiren herkesin dünyayı yöneteceğini söylemişti. Maurice dünyayı yönetmeye yaklaşamadı. Fakat kuzeni Nassau’lu John William ile yakın işbirliği içinde, Roma askeri üslubunu yeniden kurmak için güçlü bir çaba gösterdi.

Maurice, yerel sivillerin zorla çalıştırılmasına bağlı olmak yerine kendi adamlarının da kendi kazılarını yapmalarında ısrar etti. Roma’nın askerleri, bu tür el emeğinin altın değerinde olduğunu kabul ettiler. Ancak adamlarına, fazladan ödeme yapılacağını da garanti etti. Sadece Maurice’in birliklerinin diğer ordularınkinden üstün olduğu tarla tahkimatı ve kuşatma çukurları değil, aynı zamanda bu çalışmalar askerleri meşgul etti ve kamptaki boş zamanları büyük ölçüde azaldı.

Maurice, tüfekçilerini uzun sıralar halinde dizilmesini ister. Ardında arkadaki sıranın bir adım ileri atması için boşluk bırakılması ile de sürekli bir ateş gücü elde edilebileceğini bulur. Birliklerin sırayla yeniden ileri ve geri adım atma ve adım atma sürecinde sürekli bir ileri hareketle düşman alanına resmen bir sondaj yapılabildiği görüldü. Maurice, acemilerin yükleme ve ateş etme sürecinin her adımı için emirlerin haykırılarak komuta edilmesini icat etti ve John William, hem adımları hem de komutları gösteren çizimlere sahip bir çalışma kitabı tasarladı. Maurice, tüfekçilere destek veren süvarilerden de vazgeçemezdi, çünkü süvarilerle yüklenildiğinde hala tüfekli birlikleri parçalara ayırma yeteneğine sahipti. Bu yeniliklerin sonucu, aynı sayıda insandan daha fazla ateş gücü üreten ve sonunda ateşli silahların tam potansiyelini elde etmelerine olanak tanıyan bir piyade gücü oluşmuş oldu. Maurice ayrıca teleskobu askeri amaçlar için kullanan ilk kişi olabilir.

Zamanının en modern ordusunu yaratmadaki başarısı, 1590’da Breda’nın yakalanmasıyla başlayan bir dizi zaferle kanıtlandı. Geertruidenberg’in 1593’teki başarılı kuşatması, askeri biliminin yüce başarısıydı.

Askeri Faaliyetleri

Maurice’in Turnhout’daki İspanyolları yenmesi ve daha sonra Ren nehrinin kuzeyindeki son yerlerinden İspanyolları mahrum eden bir şehirler zincirini ele geçirmesiyle sonuçlandı.

Maurice, 1600 yılında Nieuwpoort’taki İspanyollar üzerinde mükemmel bir zafer kazanabilmesine rağmen, Güney Hollanda, özellikle de Ambrogio de Spinola’nın 1603’te İspanyol ordularının komutasını devralmasından sonra İspanyol kontrolü altında kaldı.

1618’de, bir Katolik ve İspanya’ya sadık kalan ağabeyi Philip William öldüğünde, Orange Prensi unvanını devralmıştı.

1609 yılında Ateşkes imzalanır Ateşkes 1621’de sona erdiğinde, Maurice uzatılmasını engelledi ve savaş yeniden başladı.

Ölüm

Savaş 1621’de yeniden başladı, ancak Maurice artık yıpranmış yaşlı bir adamdı ve savaş meydanı hediyelerini yeniden yakalayamadı.

1623 yılında, Oldenbarnevelt’in iki oğlunun karıştığı başarısız bir suikast girişiminden kurtulur. Ancak 1625’de Spinola’nın, Breda’yı ele geçirmesinden 2 ay önce Lahey’de ölecekti.

Saç Uzatma Yöntemleri

Uzun, parlak ve güzel saçlar günümüze kadar gelen güzellik kıstaslarındandır. Harika saçlara sahip olmayı birçok kadın ister. Fakat birçok insan saçlarından şikâyet eder. Saçların uzamaması ya da geç uzaması en sık karşılaşılan saç sorunlarındandır. Saç uzatma konusunda birçok yöntem olduğu gibi hızlı uzamayan saçlar içinde birçok neden vardır.

Hızlı Uzamayan Saçlarda Genetik Nedenler

Saçların uzamamasında ki en önemli sebeplerden biride genetik olmasıdır. Kişinin anne ve babasının ailesinde saçların geç uzama sorunu varsa genetik bir neden olarak düşünülür. Tüm diğer genetik nedenli rahatsızlıklarda olduğu gibi sadece anne ya da baba değil birkaç nesil gerideki aile büyüklerinden de gelebilecek bir genetik neden olabilir.

Saç Uzatma ve Beslenme Alışkanlıkları

Fast food gıdalar, abur cubur alışkanlığı, yapılan şok diyetler, dengesiz ve sağlıksız beslenme şekli vücudun ve saçların ihtiyacı olan besinleri almasını engellemektedir. Beslenmede yapılan bu yanlışlar saç uzatma yöntemlerini de manipüle edecektir. Günlük beslenmede et, süt, yumurta gibi protein değeri yüksek besinlerin tüketilmesi gerekir. Böylece saçların uzaması için ihtiyaç duyulan protein değerleri sağlanmış olur. Saç sağlığı için, C vitamini, demir ve çinko alımı çok önemlidir.

Vitamin Eksikliği

Saç uzatma sizin için büyük bir problem haline gelmişse akla gelen ilk nedenlerden biriside vitamin eksikliğidir. Biotin, B12, protein gibi vitamin ve minerallerin eksik olması saç dökülmesinin ve uzamamasının başlıca nedenlerindendir. Eksik olan gıdalar doktor tarafından tespit edilip hap ya da beslenme ile vücuda takviyesi sağlanmalıdır.

Stres Ve Üzüntü

Stres ve üzüntü saçların uzamamasına neden olarak saçın dökülmesine yol açar. Bunun yanı sıra diğer bir çok fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklarında ana kaynağı olarak gösterilmektedir.

Sigara Ve Alkol Kullanımı

Sigara ya da alkol vücuttaki organlara yeterince kan gitmesini engeller. Kan dolaşımı yavaşlayan vücutta saç derisi ve saç kökleri yeterince beslenmez. Saç uzaması durma noktasına gelir.

Yanlış Yıkama Tekniği

Saçların sık sık yıkanması saç derisindeki folekülleri yok ederek saçın dökülmesine ve geç uzamasına neden olabilir. Çok fazla şampuan kullanarak sıcak ve soğuk suyla yıkanan saçlarda da nem dengesi kaybolur. Nemini ve foleküllerini kaybeden saç uzamaz. Saçların 3-4 gün ara ile yıkanması tavsiye edilmektedir.

Saç uzatma ve Saç Derisi Enfeksiyonları

Saç derisindeki enfeksiyon, mantar ve egzama gibi sorunların olması saçların uzamasına engel olur. Bu gibi sağlık sorunlarının tespit edilip tedavisi yapılmalıdır.

Uykusuzluk Ve Yaşam Şartları

Düzensiz bir yaşam şekli ve uykusuzluk diğer vücut organlarına zarar verdiği gibi saçların uzamasına da engel olmaktadır. Uyku, tüm organların dinlenmek için ihtiyaç duyduğu süreçtir. Aynı zamanda uyku, vücuttaki tüm hücrelerin olduğu gibi saç derisindeki hücrelerin de yenilenmesini sağlar. Saçların uzaması için yeterli ve düzenli uyumak gerekir.

Saç Bakım Ürünleri

Çok sık kullanılan saç bakım ürünleri (jöle, sprey, saç bakım kremi gibi) gibi kimyasallar saç derisindeki gözenekleri tıkayarak uzamamasına neden olur. Bu yüzden saçlarda kullanılan bakım ürünleri doğal ve bitkisel ürünler olmalıdır. Bu yüzden saç uzatma konusundaki teknikleri değerlendirirken içeriklerinin doğal olduklarından emin olmalısınız

Saç Şekillendirici Aletler

Fön makinesi, maşa, saç düzleştirici ve saç şekillendirme aletleri saçları incelterek kırar ve uzamasını engeller. Ayrıca saç köküne verilen ısılar saç derisinde hasara yol açar.

 

Kampanya Nedir?

Kampanya, bir ürünü televizyon, radyo, yazılı ve çevrimiçi platformlar dahil olmak üzere farklı medya araçlarıyla tanıtmaktadır. Kampanyalar ve kampanya fikirleri sadece reklâmlara bağlı kalmak zorunda değildir ve ayrıca gösteriler, söylenti, kampanya broşürü, kampanya afişleri ve diğer etkileşimli teknikleri de içerebilir. Aşırı büyük boyutlarda rekabetçi pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler, sık sık pazarlama kampanyaları başlatabilir ve marka bilinirliğiyle satışına önemli kaynak ayırır.

Kampanya Çeşitleri Nelerdir?

Bir kampanya, reklam, tanıtım, fiyatlandırma, vb. dahil olabilecek eş güdümlü bir pazarlama stratejisidir. Bu terim, çeşitli iletişim ve dağıtım kanallarını etkileyen büyük ölçekli bir çabayı ima etmektedir. Aşağıdakiler yaygın kampanya türleridir.

Ürün lansmanı Yeni bir ürün veya hizmetin piyasaya sürülmesi, dağıtım ortaklarıyla çok sayıda reklam, tanıtım ve koordinasyon içerebilir.

Marka Lansmanı Birden fazla kampanyalı ürünler ve hizmetler içerebilecek yeni bir markanın lansmanı.

Marka Değiştirme Bir şirketi veya ürün grubunu yeniden markalamak. Örneğin, firmalar birleşme sonrasında yeniden markalanabilirler. Yeniden markalaşma genellikle görsel markalaşma, müşteri deneyimi, satış ve kurumsal kültüre değinen kapsamlı bir faaliyettir.

Mevsimsel itme Okula dönüş veya yılbaşı gibi bir şirket için büyük bir yeni sezona yönelik kampanyalar, promosyonlar için dönemsel pazarlama taktikleri. Bu dönemlerde büyük kampanya indirimleri, kampanya çekilişleri vs. uygulanır.

Toparlanma Müşteri memnuniyetini ve artan rekabeti, itibar sorunları ile karşı karşıya getiren bir firma, müşteri deneyimini iyileştirmek gibi unsurları içeren bir pazarlama kampanyasıyla yanıt verebilir.

Marka bilinirliği Marka bilinirliği oluşturmak veya sürdürmek için tasarlanmış bir kampanya. Değerli markalara sahip firmalar, pozisyonlarını savunmak için sürekli olarak kapsamlı kampanyalar başlatabilirler.

Gelir Üretme Üç aylık bir hedef gibi kısa vadeli gelir hedeflerini karşılamak için tasarlanmış bir kampanyadır. Örneğin, etkili bir reklam kampanyasıyla birleştirilmiş bir satış promosyonu geliri artırabilir.

Dijital Pazarlama Nedir?

Dijital pazarlamanın tanımı şudur; Tüketicilere ulaşmak için dijital kanalları kullanarak ürün veya hizmetlerin pazarlanmasıdır. Temel amaç, markaları çeşitli dijital ortamlar (kampanyanın siteleri, sosyal medya) aracılığıyla tanıtmaktır. Dijital pazarlama, internet kullanımını gerektirmeyen kanalları içerecek şekilde internet pazarlamanın ötesine uzanır.

Kriz Yönetimi

Bu yazımızda sizlere kriz yönetimi nedir? Kriz nasıl yönetilir? kriz yönetim yöntemleri nelerdir? sorularının cevaplarından bahsedeceğiz.

Kriz Yönetimi Nedir

Kriz yönetimi, bir organizasyonun ani ve önemli bir olumsuz olayla başa çıkmasına yardımcı olmak için tasarlanan stratejilerin uygulanmasıdır.

Kriz Nedir

Kriz, öngörülemeyen bir olayın sonucu olarak veya potansiyel bir risk olarak düşünülen bir olayın öngörülemeyen bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Her iki durumda da, krizler neredeyse her zaman kararların örgütün zarar görmesini sınırlamak için hızla yapılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, kriz yönetimi planlamasındaki ilk eylemlerden biri, kriz yöneticisi olarak görev yapacak bir bireyi tanımlamaktır.

Kriz Yönetimi Nasıl Yapılır

Şimdi size krizyonetimi.org sitesinden bir alıntıyı paylaşalım;

Kriz bir açıdan bir işletmenin zayıf yönlerinin açığa çıkarılması ve düzeltilmesi için yönetim için de bir fırsattır. Yönetimler bu krizleri başarıyla yönetirken amaç, zararın en aza indirgenmesi ve karlılığın maksimize edilmesidir. Bir krizin başarıyla yönetilmesi için yönetimin krize doğrudan müdahalesi şarttır. Krizin algılanması, tahlili, çözüm yöntemi, kriz öncesi öngörü ve çözüm için uygun zamanın belirlenmesi gibi başlıklar başarılı bir kriz yönetiminin temel taşlarıdır.

İşletme yönetimi, kriz durumlarında ortaya çıkan stres durumlarına karşı kritik hamleler yapmalıdır. Bu hamleler bazen risk taşıyabilir. Bu nedenle yönetimler aynı zamanda bir risk yönetimi de uygulamak zorundadırlar.

Kriz Yönetiminde Sosyal Medya

Günümüz koşullarında bir işletmenin halkla ilişkilerini üst seviyede tutması elzemdir. Sosyal medya üzerinden fitili ateşlenen bir krize karşı anlık cevaplar yaratabilmek bir sosyal medya yönetimi, bunu ne kadar sürdürmesi gerektiğini tahlil etmek ise bir zaman yönetimi meselesidir. Özellikle dünya çapında yaşanan kriz örnekleri son dönemlerde artmaya başlamıştır.

Sosyal medya platformları diğer medya araçlarından çok daha hızlı bilgi yayılma özelliğine sahiptir. Aynı zamanda o derece de bilgi kirliliğini barındırır. Bu nedenle firmalar, objektif ve-veya subjektif etkileşimlere karşı her zaman tetikte olmalılardır. Son dönemlerde işletmeler bu görevleri danışmanlık şirketlerine devretmektedir.

İş Krizi Nedir

Bir iş krizi, bir şirketin itibarını veya alt çizgisini olumsuz yönde etkileyebilecek herhangi bir şey olabilir. İlk başlarda birçok olay ciddi görünmeyebilir. Ancak, herhangi bir kurumda kilit bir kişinin ölümü veya istifası, herhangi bir şirket için gerçekten ne kadar önemli olduğuna bağlı olarak çok ciddi olabilir. Doğal afetler, ürün hatırlamaları, iş uyuşmazlıkları, bilgisayar veri kayıpları. Liste sonsuz. Bazıları geçicidir. Bazıları bir şirketin ölmesine neden olabilir. Çoğu, dürüstlükle ve uzun ve sağlıklı bir iş yaşamı elde etmek için kısa mesafe üzerindeki kayıpları absorbe etmenin gerekli olabileceğinin farkına varılabilir.

Kaynaklar

https://whatis.techtarget.com/definition/crisis-management

https://managementhelp.org/crisismanagement/index.htm

http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ3Jpc2lzX21hbmFnZW1lbnQ

http://krizyonetimi.org/kriz-yonetimi/

 

Şizofreni Nedir? Belirtileri ve Nedenleri

Şizofreni, insanları gerçek ve gerçek dışı olanı ayırt etme de zorlayan ciddi bir ruhsal bozukluktur. Şizofreni halüsinasyonlar, sanrılar, aşırı derecede bozuk düşünce ve davranışların bileşimi ile sonuçlanabilir.

Şizofreni hastaları ömür boyu tedavi görmelidir. Erken tedavi, ciddi komplikasyonlar gelişmeden hastanın ve hastalığın ilerleyişinin kontrol altına alınmasını sağlar

Şizofreni Belirtileri

Şizofreni: düşünme, davranış ya da duygular ile ilgili bir takım problemler içerir. Semptomlar ve bulgular değişiklik göstermekle birlikte genellikle sanrılar, halüsinasyonlar veya düzensiz konuşmayı içerir. Semptomlar şunlar olabilir:

Hayaller

Bunlar gerçekliğe dayanmayan sanrılardır. Örneğin bu kişiler zarar gördüğünü, taciz edildiğini, şöhretinin olduğunu, başka bir kişinin ona âşık olduğunu veya büyük bir felaketin gerçekleşmek üzere olduğunu düşünür. Şizofreni hastalığında sanrılar çoğu hastada görülür.

Halüsinasyonlar

Halüsinasyon var olmayan şeyleri görmek veya duymaktır ancak şizofreni hastaları için bu durum oldukça gerçekçi bir etkiye sahiptir. Halüsinasyonlar duyuların herhangi birinde olabilir ancak işitme sesleri en yaygın halüsinasyonlardır.

Düzensiz Düşünce (konuşma)

Etkili iletişim bozulabilir ve soruların cevapları kısmen veya tamamen ilgisiz olabilir. Nadiren konuşma, bazen kelime salatası olarak bilinen anlaşılmayacak anlamsız sözcükleri bir araya getirmek gibi durumlar görülebilir.

Son derece dağınık veya anormal motor davranış: Bu durum, çocuksu sersemlikten beklenmedik ajitasyona kadar birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir.

Olumsuz Belirtiler

Normal işlevsel yeteneklerde azalma veya eksiklikle ortaya çıkar. Örneğin kişi, kişisel hijyeni göz ardı edebilir. Kişinin davranışlarında durgunluklar ortaya çıkabilir. (göz teması kurmaz, yüz ifadelerini değiştirmez). Ayrıca, kişi günlük aktivitelere olan ilgisini kaybeder.

Semptomlar, kötüleşme dönemleri ve semptomların remisyonu (sönmesi) ile birlikte, zamana ve ciddiyete göre değişiklik gösterebilir ancak bazı belirtiler her zaman mevcuttur.

Erkeklerde şizofreni belirtileri tipik olarak 20’li yaşların ortalarında başlar. Kadınlarda ise belirtiler 20’li yaşların sonlarında başlar. Çocuklar da ve 45 yaşın üstündeki kişiler de şizofreni oldukça nadir görülmektedir.

Gençlerdeki Belirtiler

Gençlerde şizofreni belirtileri erişkinlerdekine benzer ancak durumun fark edilmesi daha zor olabilir. Bunun sebebi gençlerde şizofreni hastalığının erken belirtilerinden bazılarının, genç yaşlarda gelişimsel açıdan çoğu kişilerde görülüyor olmasıdır. Bunlar:

  • Arkadaşlardan ve aileden uzaklaşma
  • Okulda performansında düşüş
  • Uyku problemi
  • Sinirlilik veya depresif ruh hali
  • Motivasyon eksikliği

Yetişkinlerde şizofreni belirtileri ile gençlerin ki karşılaştırıldığında, gençler de aşağıdaki farklılıklar görülmektedir:

  • Sanrıların daha az olması
  • Görsel halüsinasyonların görülme olasılığının daha yüksek olması

Ne zaman Doktora Görünmek Gerekir?

Şizofreni hastaları yaşadıkları sıkıntıların psikolojik bir hastalıktan kaynaklandığının farkında değildirler. Bu yüzden yardım almak için ilk olarak aileye veya yakın çevreye yönelirler.

Şizofrenisi Olan Birine Yardım Etmek

Bildiğiniz veya tanıdığınız bir kişinin şizofreni olabileceğini düşünüyorsanız, endişeleriniz hakkında onunla konuşun. Karşınızdaki kişiyi profesyonel yardım almaya zorlamak yerine kibar bir şekilde teşvik edin, bir doktor veya akıl sağlığı uzmanı bulma konusunda yardımcı olun.

Eğer kişi kendiniz veya başkaları için tehlike oluşturuyorsa; kendi yemeğini, kıyafetini, barınağını sağlayamıyorsa ruh sağlığı konusunda değerlendirilebilmesi için 112’yi veya diğer acil müdahale ekiplerini arayın ve yardım isteyin.

İntihar Düşünceleri ve Davranışları

Şizofreni hastalarında intihar düşünceleri ve davranışları yaygındır. İntihar girişiminde bulunma veya intihar girişiminde bulunma tehlikesi olan bir yakınınız varsa, birinin o kişiyle kaldığından emin olun. Hemen 112’yi veya yerel acil durum numarasını arayın ya da güvenli bir şekilde yapabileceğinizi düşünüyorsanız, en yakın hastane acil servisine götürün.

Nedenler

Şizofreniye neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte araştırmacılar genetik, beyin kimyası ve çevrenin birleşiminin hastalığın gelişimine sebep olduğunu düşünmektedir.

Dopamin ve glutamat olarak adlandırılan nörotransmitterler de dâhil olmak üzere, doğal olarak oluşan belirli beyin kimyasalları ile ilgili sorunlar şizofreniye sebep olabilir. Araştırmalar sonucu şizofreni hastalarının beyin yapısının diğer insanlardan farklı olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmacılar bu farklılıktan emin olmamakla birlikte, şizofreninin beyinden kaynaklı bir hastalık olduğunu düşünmektedir.

Risk Faktörleri

Şizofreninin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, bazı faktörler şizofreni gelişme riskini arttırmaktadır.

  • Ailede şizofreni öyküsü olması
  • İnflamasyon veya otoimmün hastalıklar
  • Babanın yaşlılık durumu
  • Yetersiz beslenme
  • Genç yaşlarda zihin değiştirici ilaçlar kullanmak

Komplikasyonlar

Tedavi edilmediği takdirde şizofreni, yaşamın her alanını etkileyen çok ciddi problemleri de beraberinde getirir. Şizofreninin neden olabileceği veya ilişkili olabileceği komplikasyonlar:

  • İntihar, intihar girişimi ve intihar düşünceleri
  • Kendini yaralama
  • Anksiyete bozuklukları ve obsesif kompulsif bozukluk (OKB)
  • Depresyon
  • Tütün, alkol veya uyuşturucuların kötüye kullanılması
  • Okula gidememe
  • Yasal ve mali sorunlar
  • Sosyal izolasyon
  • Sağlık ve tıbbi sorunlar
  • Mağdur olmak
  • Agresif davranış

Önleme

Şizofreniyi önlemenin kesin bir yolu yoktur. Tedavi planına bağlı kalarak hastalığın kötüye gitmesini ve oluşabilecek olumsuz komplikasyonları önleyebilirsiniz. Ayrıca, araştırmacılar şizofreni risk faktörleri hakkında daha fazla bilinçlenmenin erken teşhis ve tedaviye olanak sağlayabileceğini düşünüyorlar.

Panik Atak

Panik atak; gerçek bir tehlike veya görünür bir neden olmadığı halde, kişinin şiddetli fiziksel tepkilerini tetikleyen yoğun bir korku atağıdır. Panik ataklar çok korkutucu olabilir. Bu ataklar ortaya çıktığında, kontrolünüzü kaybettiğinizi, kalp krizi geçirdiğinizi ve hatta öleceğinizi düşünebilirsiniz.

Birçok insan yaşamı boyunca sadece bir veya iki kez panik atak geçirir ve stresli durum sona erdiğinde atak da biter. Fakat eğer tekrarlayan panik atakları geçirdiyseniz ve uzun bir süre boyunca başka bir atağa karşı sürekli olarak korku duyuyorsanız, panik bozukluğu denen bir durumunuz olabilir.

Panik atak yaşamınızı tehdit etmemekle birlikte yaşam kalitenizi önemli ölçüde etkileyebilirler. Ancak tedavi oldukça etkili olabilir.

Panik Atak Belirtileri

Panik atak genellikle bir uyaran olmadan, aniden başlar. Ataklar her zaman olabilir. (Araba kullanırken, alışveriş merkezinde, okulda, işte veya uyurken). Ataklarınız ara ara olabileceği gibi sık sıkta nüksedebilir.

Panik atakların birçok varyasyonu vardır, ancak belirtiler genellikle dakikalar içinde zirveye ulaşır. Atak bittikten sonra kendinizi oldukça yorgun ve yıpranmış hissedebilirsiniz.

Panik ataklar genellikle bu semptomların bazılarını içerir:

  • Yaklaşan kıyamet veya tehlike duygusu
  • Kontrol kaybından korkmak
  • Terlemek
  • Titreme
  • Boğazınızda boğulma hissi ve nefes darlığı
  • Sıcak basmaları
  • Mide bulantısı
  • Karın krampı
  • Göğüs ağrısı
  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi veya baygınlık
  • Uyuşma veya karıncalanma hissi
  • Gerçeklik ya da ayrılma hissi

Ne Zaman Doktora Görünmek Gerekir?

Panik atak belirtileriniz varsa, mümkün olan en kısa zamanda tıbbi yardım isteyin. Panik ataklar, yoğun rahatsızlık hissi verdikleri halde tehlikeli değildirler. Ancak panik atakları kendi başınıza idare etmek oldukça zordur ve tedavi olmazsanız rahatsızlığınızın boyutu daha da kötüleşebilir.

Panik atak semptomları kalp krizi gibi diğer ciddi sağlık sorunlarının semptomlarına da benzeyebilir. Bu nedenle semptomlarınıza neyin yol açtığından emin değilseniz, birinci basamak hekimleriniz tarafından değerlendirilmeniz önemlidir.

Panik Atak Nedenleri

Panik atakların veya panik bozukluğun neden olduğu bilinmemektedir ancak bu durumu etkileyen faktörler birden fazla olabilir:

  • Genetik
  • Aşırı stres
  • Strese daha duyarlı veya olumsuz duygulara eğilim gösterme
  • Beyninizin işlevlerinin bölümlerindeki bazı değişiklikler
  • Panik ataklar ilk başta aniden gelebilir ama zamanla belirli durumlarda tetikleyici olurlar.

Vücudunuz hayatınızı tehdit eden bir durumla karşılaşırsa kalp atış hızınızı ve nefesinizi hızlandırır. Aynı tepkilerin çoğu panik atakta da ortaya çıkar. Fakat bariz bir tehlike olmadığı halde panik atakların neden ortaya çıktığı bilinmemektedir.

Risk Faktörleri

Panik bozukluğunun belirtileri genellikle ergenlikte veya erken yetişkinlikte başlar. Kadınlar da ortaya çıkma oranı erkeklerinkinden daha yüksektir.

Panik atak veya panik bozukluğu gelişme riskini artıran faktörler şunlardır:

  • Panik atak bulunan aile öyküsü
  • Sevilen birinin ölümü veya ciddi hastalığı
  • Cinsel saldırı
  • Herhangi bir travmatik olay (kaza vb.)
  • Hayatınızda boşanma veya bebek bekleme gibi büyük değişiklikler
  • Sigara veya aşırı kafein alımı
  • Çocukluk dönemi fiziksel veya cinsel istismar durumu

Komplikasyonlar

Tedavi edilmeyen panik atak ve panik bozukluğu yaşamınızın hemen her alanını etkileyebilir. Sürekli korku halinde yaşamanız ya da her an bir atak geçirebilecek olma hissi, yaşam kalitenizi büyük oranda etkiler.

Panik atakların neden olabileceği veya bunlarla bağlantılı olabilecek komplikasyonlar:

  • Özel fobilerin geliştirilmesi (agorafobi, sosyal fobi vb.)
  • Sağlık sorunları ve diğer tıbbi durumlar için sık tıbbi bakım
  • Sosyal durumlardan kaçınma
  • İş veya okuldaki problemler
  • Depresyon, anksiyete bozuklukları ve diğer psikiyatrik bozukluklar
  • İntihar veya intihar düşüncelerindeki artmış risk
  • Alkol veya diğer maddeleri kötüye kullanım
  • Finansal problemler

Panik Atakları Önleme

Panik atakları veya panik bozukluğu önlemek için kesin bir yol yoktur. Ancak, şu öneriler yardımcı olabilir.

  • Atakların daha da kötüye gitmelerini veya daha sık olmalarını önlemek için mümkün olan en kısa sürede tedavi alın.
  • Relapsları önlemeye veya panik atak semptomlarının kötüleşmesine engel olmak için tedavi planınıza sadık kalın.
  • Kaygıya karşı korunmada rol oynayabilecek düzenli fiziksel aktiviteler edinin.

Kitle İletişim

Sizlere bu yazımızda kitle iletişim nedir? Kitle toplum kuramı nedir? Kitle iletişim yöntemleri nelerdir? sorularının cevaplarından bahsedeceğiz.

Kitle İletişim Nedir

Kitle iletişimi, insanların kitle iletişim araçları aracılığıyla bilgilerini, nüfusun büyük kesimleri ile aynı zamanda, inanılmaz bir hızla nasıl değiştirdiklerini inceler. Başka bir deyişle, kitle iletişimi, geniş bir yelpazedeki insanlara geniş ölçekte bilgi aktarma ve bilgi alışverişini ifade eder. Genelde gazete, dergi, kitap yayıncılığının yanı sıra radyo, televizyon ve film ile ilgili olarak, internet, bu medyaların bilgi, haber ve reklam yaymak için kullanıldığından da anlaşılmaktadır. Kitle iletişimi, kişiler arası iletişim veya örgütsel iletişim gibi diğer iletişim biçimlerinin çalışmalarından farklıdır. Çünkü çok sayıda alıcıya bilgi ileten tek bir kaynağa odaklanır. Kitle iletişim çalışması, temel olarak kitle iletişiminin içeriğinin, bilgiyi alan kişinin ya da kişilerin davranışlarını, tutumlarını, düşüncelerini ya da duygularını nasıl etkilediğini ya da başka şekillerde nasıl etkilediğiyle ilgilidir.

Kitle İletişimi Ve Araçları

Şimdi seze kitleiletisim.com adresinden bir alıntıyı paylaşalım;

Kitle iletişimi; tanım gereği, geniş bir yelpazedeki insanlara geniş ölçekte bilgi aktarımı ya da değiş tokuş edilmesidir. Ama bundan daha derine iner. Popüler inancın aksine kitle iletişim tek başına gazetecilikle sınırlı değildir. Kitle iletişiminin her yöne giden kolları vardır.
Toplum uzunca bir zaman yüz yüze iletişim kanallarını kullana gelmiştir. Çağımızda da en önemli iletişim yöntemidir.

Kitle iletişim araçları belirli tarihi ve toplumsal koşulların sonuçlarıdır. Bu araçların kullanımı ve gelişimi, toplumsal gelişmelere paralel bir şekilde ve hayatı kolaylaştırmak amaçlı ilerlemiştir.

Kitle İletişim Süreçleri

Kitle iletişimini 3 bölümde sınıflandırabiliriz. Yayın, Baskı ve Kalkınma iletişimi. Yayın iletişimi radyo, televizyon ve internet gibi kitle iletişim araçlarını içerir. Bunlar en hızlı iletişim ve bilgi araçlarıdır. Basılı medya, gazeteciliği (haber bültenleri, haber mektupları, dergiler vb.) içerir. Kalkınma iletişimi, toplulukların örgütlenme ve gelişim yollarını geliştirmede bir araç olarak iletişimin önemini daha fazla vurgulamaya odaklanır.

Tarih boyunca insanlar, fikirlerini yaymak ya da bilgi edinmek için farklı yöntemler kullandılar. Halk kitlelere iletişim kurmak için konuşmalar yaptı, yazdı, operalar, basılı kitaplar ve posterler yaptı. Sonra fotoğraf ve en son e-postalar geldi. Bunlar, insanların kendilerini ifade etmek için sıklıkla kullandıkları ortamlardır. Belki bir bilgiyi ya da hizmeti pazarlamak, belki de birisinin fikirlerini ifade etmek, ancak hepsinin iletişim kurmak için tek bir hedefi vardır.

Kitle İletişim Araçları

İşletmeler, yeni satış potansiyelleri ve müşteri ilişkileri kurmak, nitelendirmek ve üretmek için kitle iletişim araçlarını kullanırlar. Satış personeli, birden fazla kaynaktan gelen yeni iş fırsatları için reklam ve pazarlama desteğine güvenmektedir. Kitle iletişim araçları, olası listeler, bireysel araştırmalar, pazarlama fırsatları ve ticari fuarlar oluşturmak için kullanılabilir. Satış personeli, e-posta, metin ve sosyal medya gibi kitle iletişim araçlarıyla yeni iş fırsatları geliştirebilir. Bu telekomünikasyon araçlarının tümü, satış personelinin hedef pazarlardaki uygun müşterileri tespit etmesine, satış potansiyelini takip etmesine ve potansiyel beklentiler konusunda araştırma yapmasına yardımcı olmaktadır.

Kaynaklar

http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTWFzc19jb21tdW5pY2F0aW9u

https://www.collegevaluesonline.com/faq/what-is-mass-communication/

https://www.kitleiletisim.com/2018/07/30/kitle-iletisimi/

 

İnternet Reklamı Nedir

Çevrimiçi reklamcılık, internet içerisinde bulunan web sitesi trafiğini elde etmek (seo) ve elinde tutmakla doğru müşterilere pazarlama mesajları sunmak ve reklamı iletmek bir araç olarak kullanılmasını içeren bir pazarlama stratejisidir. İnternette reklam yapmak, benzersiz ve kullanışlı uygulamalarla pazarları tanımlamaya yöneliktir. internet reklamı vermenin avantajlarından en başında tek bir tuşla milyonlara ulaşabilmek gelmektedir.

1990’ların başından bu yana, küçük ve büyük ölçekli kuruluşlar için bir standarda dönüşen çevrimiçi reklamcılığın büyümesinde üssel bir artış olmuştur.

Çevrimiçi reklamcılık, İnternet reklamcılığı veya Dijital Reklamcılık olarak da bilinir.

İnternet Reklamı Türleri Nelerdir?

1. Görüntülü Reklamlar

Çevrimiçi reklamın orijinal şekli, bunlar üçüncü taraf web sitelerinde görünen görsel reklamlardır (genellikle içeriğiniz veya hizmetinizle bir şekilde ilgili olanlar).

Görüntülü reklamlar, banner reklamların temel biçiminden gelişmiştir. Günümüzde, görüntülü reklamlar şu şekilde geliyor:
GIF – Bunlar, içeriğin çevresinde görünen temel banner veya kare reklamlardır.
Metinler – Bunlar, çevreleyen içeriğe uygun metin reklamlar oluşturmak için algoritmalar tarafından oluşturulan metin reklamlardır.
Kayan pankartlar – bunlar ekran boyunca hareket eder veya normal web sitesinin içeriğinin üzerinde kayar.

2. Sosyal Medya Reklamları

2015’te ABD’de Sosyal Medya ticareti 30 milyar dolardı. İnternete reklamı verme konusunun en basit yoludur. Sadece verimli değil, etkili bir pazarlama alanıdır. Görüntülü Reklamlara çok benzeyen Sosyal Medya reklamları, basit bir banner veya resimden otomatik oynatma videosuna kadar her şey olabilir. Sosyal medya reklamcılığı harika çünkü kitlenizi mükemmel bir şekilde hedefleyebilirsiniz. Örneğin, Facebook’un hedefleme seçenekleri yaş, bölge, ilgi alanları, eğitim geçmişi ve daha fazlasını içerir.

3. Yerli Reklamcılık

Yerel reklamlar, blog yayınlarının sonundaki sponsorlu listelerdir, Facebook yayınlarınızda görünür ve diğer Sosyal Medyalara gönderilir. Bu içerik parçaları, üzerinde göründükleri platforma entegre edilmiş ve kamufle edilmiştir. Yerel Reklamınızı Adblade, Adsonar, Outbrain ve Taboola gibi ağlarla tanıtabilir ve yayınlayabilirsiniz.

4. Video Reklamlar

YouTube reklamları, en popüler ve iyi bilinen video reklamları olsa da, aslında birkaç farklı biçim, tür ve içerik seçeneği vardır. Eğitim / bilgilendirme yoluna gidebilirsin. Ya da belki nasıl yapılır? Görsel bir hikaye oluşturarak görüntüleyenlerin duygusal dizelerini çekmeye çalışın. Markalama için idealdir, özellikle görsel olarak en iyi şekilde gösterilen bir ürün veya hizmetiniz varsa…

Cilt kanseri

Sık rastlanan kanser türlerinden olan cilt kanseri, son 30 yılın içinde %237’ lere varan oranla artış göstermiştir. Melanom cilt kanseri türü minimum görülen bir kanser türü olup aynı zamanda en tehlikeli çeşitidir. Bu kanser türü ölümlere yol açabilir.

Cilt Kanseri Tanımı Ve Oluşumu

Vücudun en büyük organı olan deri en büyük görevlerden birini üstlenerek vücudu dış etkenlere karşı korur. Aynı zamanda zararlı ışınlara karşı koruyup vücudun ısısını ve D vitamini tamamlamasına yardımcı olur. Ciltte oluşan kanser, malignant büyümesine denir. Derinin en üst tabakası olan epidermis, dermiş ve subkutis ile üç katmana ayrılır.

Epidermis

En ince tabaka olan epidermis derininin altını ve organları korumakla yükümlüdür. Melonama cilt kanserine dönüşen hücrelere denir. Bu hücreler cilde renk veren pigimentleri yönetmektedir. Melanin cildi güneşe karşı korur. Epidermis bu katmanlardan ince bir zar ile ayrılır bu da kanserin ilerlemesinin alt katmanlara doğru gelişimini sağlar.

Dermis

Derinin orta kısmına denir. Epidermise nazaran kalındır. Bu tabaka cilde elastiklik kazandırır, ter bezleri, damarlar ve sinirler bu katmanda yer almaktadır.

Subkutis

En alt katmana verilen addır. Yağ hücrelerini barındırır. Şok emici etsisiyle bilinir.

Melanom Kanseri

Derinin rengini veren melanosit hücrelerinde başlayan kansere denir. Bu tümör kahverengi ya da siyaha yakın renklerdedir. Nadir olarak pembe, sarı veya beyaz olarak da görülebilir. Bu kanser türü vücutta önceden var olarak ya da sonradan da ortaya çıkabilir. Benler üzerinde oluşabilen kanser saç deri ayak tabanı olmak üzere tüm cildi de sarabilir.

Erkeklerde genel olarak boyun ve sırt bölgesinde kadınlardaysa bacaklarda, boyunda ve yüzde görülür. Çok sık karşılaşılmamakla beraber gözde anal bölgede ve ağız bölgesinde oluşabilmektedir. Hızlı yayılan kanseri engellenmesi veya yok edilmesinde erken teşhis büyük önem taşır. Ne kadar erken fark edilirse tedavi edilmesi o kadar mümkün ve kolay olur.

Bazal Hücreli Karsinom Kanseri

Yaygın olan bir kanser türüdür. Düz sert, soluk renkte kolay kanayabilen kırmızı renge sahip bir kanser türüdür.

Skuamöz Hücreli Karnisom Türü

Yumru görünümüne sahip, sert pul pul, kabuklu yapıda olan kanser türüne denir. Deride kırmızı lekeler gözükebilmektedir.

Kanser Oluşturabilecek Faktörler

UV ışınları kansere sebep olabilmektedir. Bu ışın en çok güneşte bulunurlar. Işınlar DNA ya zarar vererek kanseri oluştururlar. Solaryumda UV ışınlarına sahiptirler. UVA ışınları hücrede yaşlanmaya nende olur ve DNA ya zarar vermektedirler.

Kırışıklıklara yol açan bu ışın kanserede davetiye çıkarmaktadır. UVB ışını DNA ya direk zarar veren ışındır, güneş yanıklarına da neden olmaktadır. Solaryum bronzlaşmak için kullanılsa da melanom cilt kanserini oldukça tetiklemektedir. Solaryum erken yaşlanmaya da neden olur. Vücutta bulunan benler genel olarak zararsızdırlar. Fakat vücudunda fazla sayıda büyük boyda ben olan kişilerde melanom cilt kanserinin görülme olasılığı daha fazladır. Doğumla meydana gelen benlerde melanom riski oluştururlar.

Kişinin açık tenli sarı saçları, çilleri ve renkli gözlü olması esmerlere nazaran daha çok risk taşımaktadır. Kanser genel olarak gençlerde gözükür. Aynı zamanda erkeklere nazaran kadınlarda daha sık gözükür. Sedef hastalığının tedavi yöntemi nedeniyle kansere yakalanma riski vardır. Kanser riskini oluşturan bir diğer neden genetik faktörlerdir.

Kişinin ailesinde herhangi birinin bu rahatsızlığı geçirmiş olması riski artırmaktadır. Kişide bulunan benin büyümesi renk değiştirmesi olağan dışıdır, mutlaka bir uzmana gösterilmelidir.

Kanser Belirtileri

Yaraların geç iyileşmesi, vücutta oluşan lekeler, şişlikler, kırmızılıklar, hassasiyet oluşumu, çeşitli ağrılar, kaşıntılar, bendeki değişiklikler, yumru görünümleri ciddi belirtiler arasındadır. Herhangi bir belirti görüldüğünde mutlaka doktor tarafından kontrol edilmelidir. Benli veya çilli kişilerin ayada iki kez olmak üzere düzenli sıklıklarla kontrole gitmesi gerekir.