Vitiligo Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Derinin renginin lekeler şeklinde beyazlamasına vitiligo hastalığı denir. Doğru tedavi uygulandığında iyileşmesi mümkündür.

Vitiligo Nedir

Melanosit hücreleri deriye renk veren pigmentleri oluşturur. Melanositlerin zarara uğraması sonucunda pigmentler görevini yerine getirmezler. Bu nedenle yaralanmaya benzer vücutta beyaz lekeler oluşur. Lekelerin büyüklüğü değişkendir. Ayrıca süt kadar beyazdırlar. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla da melanosit hücreleri zarar görür veya kendini yok edebilir. Güneş ışınlarının zararı ve çeşitli hastalıklar vitiligo oluşumu tetikler. Genetik yatkınlıkta hastalığın oluşumunda rol oynar.

Vitiligo Belirtileri

Deride yanma hissiyle beyaz lekelerin oluşumu belirtiler arasındadır. Bazen vücudun her yerinde beyazlaşma gözükür. Hatta bölgedeki tüylerin renginin beyaza dönüştüğü görülür. Hastalık koyu tenli kişilerde daha dikkat çekici hal alır. Beyaz tenli kişilerde ise bronzlaşmaları sonucunda dikkat çeker. Hastalığın şekli kişiden kişiye göre değişkenlik gösterir. Bunun nedeni vücuttaki pigmentlerin salgılanmasıyla alakalıdır. Vücutta oluşan pigment kaybı sebebiyle hastalık bir süre durabilir. Belirli bir düzeye kadar ulaşıp ardından tekrar kayıp yaşanabilir. Derinin tamamının rengi değişse bile hastalık tekrar edebilir.

Vitiligoda Stresin Önemi

Hastaların deride yaşadığı lekelenme sonucunda strese kapılması ve uykusuzluk yaşaması hastalığın seyrinde artışa neden olabilir. Bu nedenle tedaviye başlarken mutlaka psikolog tarafından destek alınmalıdır.

Vitiligo Tedavisi

Vitiligo hastalığında teşhis çok önemlidir. Dermatolog wood ışığı tekniğiyle gözlem sonucunda tanıyı koyar. Eğer doktor gerekli görürse biyopsi alınabilir. Teşhiste en büyük etkenlerden biri kan sayımı ve hormon testleridir. Tedavideki amaç melanosit hücrelerinin çalışmasını sağlamaktır. Bu nedenle çeşitli ilaç ve kremler kullanılır. Fakat son zamanlarda lokal ultraviyole ışınları da tedavide kullanılır. B u ışık tedavisi kişinin lekeleri olduğu bölgeye uygulanır. Vücudun diğer bölümlerindeki etkileri azaltılmış olur. Bu tedavi süreci uzun sürebilir. En az 10 seans gereklidir. Hafta 2 ya da 3 kere uygulanıp kişi uygulama sonrası günlük rutinine devam edebilmektedir. Bunun yanısıra krem tedavisi uygulanmaktadır. Fakat yüz hassas bir bölge olduğu için dikkatli kullanılmalıdır. Vitiligo hastalarının güneşte durmamaları gerekir. Ya da mecbur kalınırsa mutlaka güneş kremi kullanılmalıdır. Hastaların güneş ışınlarına karşı savunma mekanizmaları zayıf olduğu için rahatsızlığın seyrinde artış görülür. Tedavide yüz bölgesi daha çabuk iyileşirken eller ve ayaklar daha geç iyileşir. Hastalık genital bölgede de oluşabilir.

Vitiligo Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Çörek otu tohumunu oral yolla alınır. Aynı zamanda çörek otu yağıyla sirke karıştırılarak bölgeye uygulanır. Bergamot yağıyla zeytinyağı karıştırılarak her gece günde bir defa uygulanır. Folik asit, B12 ve C vitamini takviyesi hastalıkta düzelmelere yol açabileceği gözlenmiştir. D vitamini ve omega3 takviyesi kullanılmalıdır. Ayrıca kefir bağışıklığı kuvvetlendirir. Probiyotik olan kefir vitiligo hastalığında önemli rol oynar. Papaya meyvesi melanin hücrelerinde artışa neden olur. Meyveyi ezerek her gün bölgeye uygulanmalı ve günde bir bardak suyu tüketilmelidir. Kırmızı kilde bulunan bakır sayesinde pigimentlerde artış görülür. Kırmızı kile bir miktar zencefil katılır ve macun haline getirilir. Ardından bölgeye uygulanır. Zerdeçal zencefil kökü ve limon suyu karışımı yemeklerden önce iki kaşık içilmelidir. Su mercimeği bulunması güç bir bitkidir. Fakat vitiligo hastalığında etkilidir. Bu bitki rendelenir macun kıvamına getirilir ve her gün iki kere bir kaşık tüketilmesi önerilir. Zencefil kökü kan dolaşımını etkiler ve vitiligo hastalığında önerilmektedir. Hardal yağı, zencefil ve zerdeçal macun haline getirilir. Ardından bölgeye uygulanıp 20 dakika kadar bekletilir. Ayrıca buğday tohumu yağı bölgeye uygulanabilir. Arı poleni ve kivi ezilerek kahvaltıdan önce bir kaşık tüketilebilir.

Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete Bozukluğu Nedir

Anksiyete insan vücudunun strese karşı geliştirdiği normal bir tepkidir ve bazı durumlarda yararlı olabilir. Bireyleri tehlikelere karşı uyarabilir ve dikkatini toplayarak tedbirli olmasına yardımcı olabilir. Anksiyete herkeste olabilir. Belki kişi korkutucu bir harekete maruz kalmıştır ya da televizyonda üzücü bir şey seyretmiştir. Ya da daha kötüsü, bir suça şahit olmuş da olabilir. Bu tür durumlarda herkes endişeli olabilir. Ancak anksiyete bozukluğu olan kişinin, kendi yaşamını tam olarak takip edebilmesine engel olan, sürekli veya tekrarlayan bir kaygı hali vardır. Yani özetle, anksiyete bozukluğu normal sinirlilik ve endişe duygularından farklıdır. Aşırı korku ve endişeyi içerir.

Anksiyete Bozukluğu İlaçları

Anksiyete bozukluğu, ruhsal problemler arasında en yaygın görülenidir. Yetişkinlerin % 30 ‘unda, yaşamlarının bir noktasında görülerek hayatlarını etkiler. Anksiyete bozukluğu çok yaygın rastlanan bir durum olmakla beraber, bu konudaki iyi haber, tedavi edilebilir bir problem olmasıdır. Bu alanda, başarıyla uygulanan pek çok etkili tedavi yöntemi mevcuttur. Tedavi sonucu, pek çok insan normal üretken yaşamlarına geri dönerler. Kadınlarda görülme sıklığı, erkeklere oranla daha fazladır.

Anksiyete bozukluğu, kişinin gelecekte olabilecek bir endişe beklentisini, yansıtır. Söz konusu rahatsızlık insanların yaşamlarını, semptomları tetikleyen ya da kötüleştiren durumlardan kaçınmasını sağlayacak şekilde, düzenlemesine neden olabilir. Özellikle şiddetli anksiyete bozukluklarında, kişinin yaşam tarzını kaygıyı gidermek için tümüyle değiştirmesine yol açabilir (sözgelimi hiç evden çıkmamak gibi.) Böylece iş performansı, okul çalışması ve kişisel ilişkiler olumsuz etkilenebilir.

Genel olarak bir kişiye kaygı bozukluğu ( anksiyete bozukluğu)tanısı konması için hissettiği korku veya endişenin; yaşanan veya yaşanacak olay ile orantısız bir endişe veya kaygı hissi olması ve bunun yanı sıra kişinin normal yaşam üretkenliğini engellemesi gereklidir. Yaygın anksiyete bozukluğu türleri arasında, panik bozukluğu, çeşitli fobiler, agorafobi, sosyal anksiyete bozukluğu ve ayrılık anksiyetesi bozukluğu gibi çeşitli türler görülür.

Risk Etmenleri

Anksiyete bozukluklarının nedenleri, günümüzde tam olarak bilinmemektedir. Ancak genetik, çevresel, psikolojik ve gelişimsel faktörlerin bir araya gelmesi ile oluştuğu düşünülmektedir. Anksiyete bozuklukları aile ortamında gelişebilir, bu da genetik faktörler ile çevresel etkenlerin kombinasyonun, bu bozukluklara neden olabileceğini düşündürmektedir.

Teşhis ve Tedavi

İlk adım, semptomlara neden olan fiziksel bir problem olup olmadığından emin olmak için mutlaka doktorunuzu görmektir.

Eğer anksiyete bozukluğu teşhisi konuldu ise, ruh sağlığı uzmanı ile birlikte çalışılmalıdır. Ne yazık ki, anksiyete bozukluğundan şikayet eden pek çok insan, yardım istememektedir. Etkin tedavileri olan bir hastalığa sahip olduklarını, fark edememektedirler.

Her anksiyete bozukluğu türünün, kendine özgü özelliklerini olmasına rağmen, anksiyete genelde iki tür tedaviye çok iyi cevap verir. Psikoterapi ( Konuşma tedavisi) ve ilaçlar. Bu tedaviler tek başına veya birlikte uygulanabilir. Bilişsel davranış terapisi, bir tür konuşma terapisi, kişinin daha az endişeli hissetmesine yardımcı olmak için çalışır. Bu tedavi ile kişi, farklı düşünme, tepki verme ve davranma şekli öğrenerek geliştirebilir. İlaçlar, anksiyete bozukluklarını tedavi etmese de, hastalığın semptomlarını önemli ölçüde baskılayarak, hastada rahatlama sağlayacaktır.

Kendi Kendine Yardım Hastalıkla Başa Çıkma Ve Hastalığı Yönetme

Anksiyete bozukluklarının belirtileriyle başa çıkmak ve tedaviyi daha etkili hale getirmek için, insanların yapabileceği birçok şey vardır. Sözgelimi hafif anksiyete yaşayanlarda, stres yönetimi teknikleri ve meditasyon yararlı olabilir. Bu yöntemler öğrenilmesi kolay yöntemler olduğu gibi, aynı zamanda bir kez öğrenildikten sonra, farklı yerlerde de uygulanabilmektedir. Ruh sağlığı uzmanları, rahatlama veya meditasyon yapmayı öğrenmek için daha kişisel bir yaklaşıma ihtiyaç duyan hastalara, rehberlik edebilmektedir. Destek grupları (kişisel ya da çevrimiçi olabilir) insanlarda deneyimlerini ve başa çıkma stratejilerini paylaşma fırsatı sağlayabilir. Bir bozukluğun özellikleri hakkında, daha fazla şey öğrenmek kişiyi bilinçli hale getirir. Böylece ailesinin ve arkadaşlarının, kendi durumunu daha iyi anlamalarına yardımcı olabilecektir. Bilinen bir konu kafeinin semptomları kötüleştirdiğidir. Kafeinden kaçınmanız önerilir.

Anksiyete bozukluklarını tedavi edebilmek için pek çok ilaç vardır. Bu ilaçları alan kişiler, nasıl etkileneceklerini anlayıncaya kadar ağır makineler veya araba kullanmamalıdır.

Dikkat: Herhangi bir ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederiz. Kendiniz ilaç almayınız.

Salsu Savaşı

Goguryeo (Koguryo) Korelilerin, barbar olarak niteledikleri halka verdikleri addır. Bu ad; henüz tam olarak ispatlanmamış olsa da “Göktürk” devleti adı ile aynı halka verildiği düşünülmektedir. Koreliler bile Gogüryeo ile Göktürk halkları arasındaki farkları ayırt edemiyordu. Birbiri içine geçmiş iki halkta olabilir, farklı da. Salsu Savaşı, askeri tarihin en ölümcül açık alan savaşlarından biri olarak ün yapmıştır. Kore kralı Goguryeo’nun emperyal Çin’in işgalci ordularına karşı savaşı; Kore’nin kuzeyindeki ovalarda saatlerce sürmüş. Ve tahminen üç yüz bin kişi ölmüştür.

Salsu Savaşı Öncesi

612 yılında, Sui hanedanlığı tarafından yönetilen Çin imparatorluğu, iç siyasete olan hakimiyetini güvenceye almak için genişle yolunu tutmuştur. Çin, Kore’yi geleneksel olarak hem askeri hem de politik yönlerden zayıf olarak görmekteydi. Bu nedenle de Kore’nin küçük krallıklarını fetih için mükemmel bir alan olarak gördüler. Bir milyondan fazla Çinli asker, bölgeyi fethetmek ve ülkenin kuzeyindeki Goguryeo krallığını, imparatorluğun giriştiği en büyük toprak istilalarından birinde yok etmek için Kore’ye yürüdü. Koreliler ise ilerlemeye karşı etkili bir gerilla savaşı yaptılar. Çinliler, büyük ordularını güneye doğru çeken Koreliler tarafından sürekli taciz edildi. Goguryeo’nun gücü Sui Hanedanlığı ile savaşta kendini gösterdi. Ancak Çinliler, Çin’in kuzey bölgelerine uzanan Goguryeo’nun coğrafi olarak Çin’e ait olduğuna inanıyorlardı. Bu güven ve kanaatle donanan Sui, dört güçlü istila seferi yapacaktı.

Goguryeo-Çin savaşlarının Birincisi 598-614

Wendi’nin, beşinci ve en küçük oğlu Yang Liang ve Amiral Zhou Luohou’ya, Goguryeo’yu bir ordu ve donanma ile fethetme emrini verdi. Yang Liang’ın ordusu, Goguryeo’ya ulaştığında yağmur mevsiminin başıydı. Şiddetli yağmurla, ordunun ilerlemesini neredeyse imkânsızlaştırdı. Goguryeo güçlerinin saldırıları ve hastalıklar sürekli ağır kayıplara yol açıyordu. Ordunun kendi başına hedefe ulaşamadığı sonucuna varan Yang, Zhou’nun filosuyla birleşerek ilerleme kararını verdi.

Zhou donanması, kıyıya yakın kalmasına rağmen birçok gemiyi kaybederek, denizle mücadele ederek kendi zorluklarına da rastladı. Ne zaman demir attılarsa, Goguryeo müfrezeleri Sui denizcilerine saldırdı. Filo, muhtemelen Bohai Denizi’ne bağlı olan 50.000 kişilik Goguryeo filosuna karşı savaştı. Pusular ve doğanın saldırılarıyla zaten zayıflamış olan Sui filosu, yıkıcı bir kayıp yaşadı. Goguryeo, hem karada hem de denizde Sui güçlerini yok etti. Yang kalan az güçle geri çekildi.

612 yılında İkinci Sefer

Yangdi, tahtını 604’te kazandığında, Çin’in kuzeyini ve güneyini bağlayan Büyük Kanal’ı inşa etti. Kanalın bağlı olduğu ekonomik güney ve siyasi kuzey, büyük askeri seferler sırasında askerlerin taşınmasına izin verdi. İnşaat sırasında milyonlarca işçi öldü; bu da Sui rejiminin desteğini olumsuz yönde etkiledi.

Kanalın inşasından sonra Yangdi, 611’de askerlerin askere alınmasını ve bugünkü Pekin’de toplanmalarını emretti. Yıl sonuna kadar toplanan güç miktarı hakkında 1milyon 200 binden 5 milyona kadar bir aralıkta tahminler yapılmaktadır. Ordu, 612 yılının başında yola çıkmaya başladı ve son birimin yola çıkması kırk gün gerektirdi.

Kore’de Durum

Yeongyang kararlı bir şekilde hareket etti. Bölgenin bu kadar büyük bir orduyla yüzleşmek için uygun olmadığını düşündüğü için 598 yılında Goguryeo birlikleri Liao Nehrinin arkasına çekildi.

Yangdi, generallerini seferlerinin öncesinde birliklerin hareketi ile ilgili olarak bireysel kararlar vermemelerini emretti, ancak talimat almak için ona rapor verdiklerinde hareket edeceklerdi. Bu durum her defasında kalelerin Goguryeo birliklerince takviye edilerek kurtulmasına yol açtı. Haziran ayından itibaren, kampanyanın başlamasından beş ay sonra, Sui hakimiyetine tek bir kale bile girmemişti.

Pyongyang’a Karşı Sefer

Goguryeo Donanması Sui ordusundan önce Daedong Nehri’nin körfezine ulaştı. Kısa bir çatışmadan sonra, yenilgiyi kabul eden Goguryeo birlikleri şehre geri çekildi. Sui askerleri dış kaleye ulaştığında, duvarı boş ve kapıyı açık buldular. Kaleye girdikten sonra, açıkta ortaya koyduğu değerli eşyaları ve silahları buldular. Dikkatli olmak, yağmalamayı yasakladı. Büyük bir Budist tapınağından geçerken Goguryeo birlikleri Sui birliklerini pusuya düşürdü, onları yenemedi. Goguryeo kurtulanları yine yeniden çekildi. Lai, tapınaktaki pusu göz önüne alındığında, Goguryeo’nun başarısızlığa uğradığı kesin bir hamle, dış kalenin yağmalanmasına izin verdi. Kalenin zirveye çıkmasıyla birlikte binlerce askerden oluşan Goguryeo birliği Sui birliklerini pusuya düşürdü. Lai, direnişten ziyade denizdeki filoya kaçtı.

Salsu Nehri Savaşı

Çinliler, sonunda Korelilerin geri çekilmeyi bıraktıkları ve işgalcilerle yüzleştikleri Pyongyang’ın kuzeyindeki sığ bir nehre ulaştı. Koreli General Euji Mundeok, işgalcilere karşı bir savaş kazanma şansının olmadığını biliyordu, bu yüzden doğanın gücünü kullanmıştı. Savaş alanından bir nehir geçiyordu, nehir suya sığmıştı, bu da suyun sığ olması anlamına geliyordu. Bu yüzden Euji nehir üstüne kurulu bir barajı tahrip eder böylece vadiden aşağı doğru büyük bir su dalgası ilerler. Su çok hızlı hareket ediyordu. Bu nedenle Çinliler tepki bile vermeden ağır zırhları yüzünden boğdular. Geri kalan Çinliler çok hızlı bir şekilde geri çekilmek zorunda kaldı ki, askerlerin çoğu kana susamış Korelilerden kaçamadı ve Liadong Yarımadası’ndaki Çin-Kore sınırına kadar uzanan bir kan ve ölüm bölgesi oluştu.

Çin 614 yılında son kez Kore’ye bir sefer daha yapar.

Seferlerin Sonuçları

Yangdi’nin Goguryeo’ya karşı sürdürdüğü sürekli seferler, Sui’deki milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı. Rejime karşı duyulan memnuniyetsizlik arttı ve son kampanyadan sonra Çin genelinde ayaklanmalar patlak verdi. Yangdi sermayeyi güneye taşıdı, ancak ayaklanmalar çok yaygındı.

Stirling Köprüsü Savaşı

İskoçya’nın bağımsızlık savaşında bir diğer adım da Stirling Köprüsü Savaşı olmuştur. Bu savaş da Falkirk Savaşı gibi İskoçya için çok önemli savaşlardan biridir.

Stirling Köprüsü Savaşı

İngiltere kralları defalarca kuzeybatıdaki sınırlarını İskoçya’ya kadar genişletmeye çalıştı. Ancak 1290’da İskoç kraliçesinin ölümü, İngiltere’ye ülkeyi ele geçirme şansı verdi.

Edward ve İsteklerine Ters Düşen Balliol

Yedi yaşındaki İskoç kraliçenin ölümünden sonra, Margaret, 1290’da İskoçya’yı terk etti. İskoç lortları, İngiltere kralı I. Edward ‘a yeni bir kral seçme görevini verdi.

Edward doğal olarak büyük İskoç kralı I. David’in uzak soyundan zayıf bir ismi; John Balliol’u seçti.

Sonraki beş yıl boyunca İskoçya’yı vassal bir devlet olarak etkili bir şekilde ele aldı. John Balliol, kral olarak ele geçirildiği için, çoğu devlet meselesinin kontrolü 1295 yılının Temmuz ayında 12 kişilik konseye geçti. Aynı yıl, Edward, İskoç soylularının askerlik hizmetini ve Fransa’ya karşı savaşına destek sağlamasını istedi. Bunu reddeden konsey, bunun yerine, Fransa ile bir ittifakını gerçekleştiren Paris Antlaşması ile sonuçlandı. Buna tepki olarak ve Carlisle’a başarısız bir İskoç saldırısı düzenleyen Edward, kuzeyde yürüdü.

Edward’ın Planlarına Uymayan Sorunlar

Edward 1296’da İskoçya’yı istila etmek için kuzeye yürüdü. Berwick’deki garnizonu katletti ve ardından Dunbar’daki Balliol’u yendi ve onu geçerek doğrudan İskoçya’yı işgale karar verdi. Temmuz’a kadar, Balliol yakalandı ve tahttan indirildi ve İskoçya’nın büyük kısmına boyun eğdirildi.

William Wallace’ın Yükselişi

İngilizlerin ağır zaferi, William Wallace ve Andrew de Moray gibi bireyler tarafından yönetilen küçük İskoç gruplarının düşmanın tedarik hatlarına baskın yapmaya başlamasına neden oldu. Başarıya ulaştılar, kısa bir süre sonra İskoç soylularından da destek aldılar ve büyüyen güçleri, kuzeyindeki ülkenin çoğunu kurtardı.

İskoçya’da büyüyen ayaklanma konusunda endişe duyulan Surrey ve Hugh de Cressingham, isyanı bastırmak için kuzeye yöneldi. Bir önceki yıl Dunbar’da elde edilen başarılar göz önüne alındığında, İngilizlerin güveni yüksekti ve Surrey kısa bir sefer bekliyordu.

İskoçlar’ın Yerleştiği Mevki

İngilizlere karşı çıkan Wallace ve Moray liderliğindeki yeni İskoç ordusu öncekinden daha disiplinliydi. Ve yeni tehdidi karşılamak için birleşmişti. Stirling yakınlarındaki Forth Nehri’ne bakan Ochil Tepeleri’ne inen iki komutan, İngiliz ordusunu bekliyordu.

İngilizler’in Planı

İngilizler güneyden yaklaşırken, eski bir İskoç şövalyesi olan Sir Richard Lundie, Surrey’e altmış atlıyla nehrin sığ bir yerinden geçmesine izin vermesi yönünde istekte bulunur. Bu istek Surrey tarafından düşünülmüş olmasına rağmen, Cressingham onu doğrudan köprüden geçmeye ikna etmeyi başardı.

Stirling Köprüsü Savaşını Kazanan İskoçlar

11 Eylül 1297’de günün ilerleyen saatlerinde Surrey piyade ve süvarileri köprüyü geçmeye başladı. Bunu izleyen Wallace ve Moray, askerlerinin büyük kısmı sabitken bir kısmı ile de kuzeybatıya kadar gelen inatçı bir İngiliz kuvvetini sonlandırmak için uğraşıyordu.

Bu sırada köprüden yaklaşık 5000 İngiliz askeri geçtikten sonra İskoçlar saldırdı ve İngilizleri hızla çevreledi ve köprünün kuzey ucunun kontrolünü ele geçirdi. Kuzey kıyısında sıkışıp kalanlar arasında İskoç birlikleri tarafından öldürülen Cressingham da vardı. Dar köprünün karşısındaki genişletilmiş takviyeler gönderilemeyen Surrey, tüm öncüsünün Wallace ve Moray’ın adamları tarafından yok edilmesini izlemek zorunda kaldı. Bir İngiliz şövalyesi olan Sir Marmaduke Tweng, köprüyü geçerek İngiliz hatlarına geri dönmeyi başardı. Diğerleri zırhlarını attı ve Forth Nehri boyunca yüzmeye çalıştı. Hala bir güce sahip olmasına rağmen, Surrey’nin güveni yok edildi ve güneydeki Berwick’e çekilmeden önce köprünün tahrip edilmesini emretti.

Wallace’ın zaferini, Lennox Kontu’nu ve İngiltere’yi destekleyen İskoçya Yüksek Komutanı James Stewart’ı görmek onların erkekleriyle beraber geri çekildi ve İskoç rütbesine katıldı. Surrey geri çekilirken, Stewart İngiliz tedarik trenine başarılı bir şekilde saldırdı ve onların geri çekilmesini hızlandırdı. Bölgeden ayrılan Surrey, İngiliz garnizonunu Stirling Kalesi’nde terk etti ve sonunda İskoçlara teslim oldu.

Ptolemy Kimdir

Ptolemy, ailesi Ptolemy’nin zamanına kadar soyu tükenmiş olan Makedon bölgesi Eordaea’nın ve Makedon Argead hanedanı ile ilgili Arsinoe’nin soylularından biri olan soylu Lagus’un oğluydu. Muhtemelen Alexander ile yakın ilişki içinde olduğu Makedonya kraliyet kurulunda eğitilmişti.

Ptolemy Hayatı

O, 337 yılında, Alexander ve diğer yoldaşları ile birlikte sürgün edildi. Döndüğünde, İskender’in 336’daki tahtına geçmesinden sonra, Kral’ın korumalarına katıldı.

İskender’in Seferleri

İskender’in Avrupa’daki 336-335 seferlerine katıldı ve 330 sonbaharında Alexander’a kişisel koruma ( smatofilaksi ) olarak atandı.

Ptolemynin Bactria’dan (kuzeydoğu Afganistan’da) Indus Nehri’ne (327-325) giden yolda başarılı askeri performansı sonucunda, Hydaspes’in Makedon filosunun (Hindistan’daki modern Jhelum) komutanı oldu.

İskenderiye’nin Makedon ve İran halklarını birleştirme politikasının zirveye çıkması olan Pers başkenti Susa’daki toplu düğün töreninde Pers Artacama ile evlendi.

Alexander’ın Ölümü

Kendisini Alexander’ın gözü önünde ihtiyatlı ve güvenilir bir ordu komutanı olarak gören Ptolemy, İskender’in 323’te ölümünden sonra çıkan taht kargaşasında sıra dışı diplomatik ve stratejik yeteneğe sahip bir siyasetçi olduğunu kanıtladı. Generaller İskender’in imparatorluğunun birliğini koruyamadı. Babil’deki konseyde; büyük imparatorlukların satrapları generaller arasında bölünmesi benimsendi.

Mısır’a satrap oldu. Libya ve Arap bölgeleri ve metodik olarak Nil topraklarının büyük bir Helenistik güç haline getirilmesi için coğrafi izolasyondan yararlandılar. İç yönetimi geliştirmek ve çeşitli dış mülkleri elde etmek için adımlar attı. Cyrenaica (Libya’nın en doğu kısmı), Kıbrıs ve Suriye ve Küçük Asya kıyıları; Bunların, askeri güvenliği garanti edeceğini umuyordu. Her ne kadar dostça bir politika izlese de Orada siyasi etkisini koruyan Yunanistan, aynı zamanda yerli Mısırlı nüfusu da kazanmayı başardı.

Hakimiyetinin Güçlenmesi İçin Faaliyetler

322 Ptolemyde, iç karışıklıklardan yararlanarak, Cyrenaica’nın Afrika Hellenik kasabalarını satın aldı. 322–321’de, “halefler” koalisyonunun zaferi ile de diplomatik gücünü gösterdi.

315–311 koalisyon savaşında, Ptolemy Kıbrıs’ı ele geçirirken, Mö. 306’da tekrar Kıbrıs’ı kaybetti. Antigonus’un Mısır’a saldırısına başarılı bir şekilde karşı çıktıktan sonra Ptolemynin önderliğindeki geri kalan satraplar da, 305-304’te kral unvanını aldı.

Mısır Kralı

Kendisine kral unvanını verdikten sonra, Ptolemy’nin ilk kaygısı şimdi Antigonus ile devam eden savaştı. MÖ. 304’de Rodos sakinleri Antigonus’a karşı Ptolemy’e, yardım etmişlerdi. O da Antigonus’ı bölgeden atmıştı. O zamandan beri sıkça adlandırılan kutsal unvan Soter (Kurtarıcı) olarak kabul edildi.

I. Seleucus Anadolu ve Mezopotamya’yı alırken Ptolemy de görünüşe göre Pamphylia, Likya ve Güney Asya’da Pisidia’nın bir kısmını işgal etti.

Saltanatının Son 15 Yılı

Saltanatının son 15 yılında, 308 ve 306 yılları arasında yaşadığı mağlubiyet yüzünden, Ptolemy, imparatorluğunu savaştan ziyade bir ittifaklar ve evlilikler politikasıyla güvence altına almayı ve genişletmeyi tercih etti.

Ptolemy, değişen ittifaklar ve koalisyonlarla sürekli yenilenen savaşların gerçekçi politik terimlerle karakterize edildiği bu post-İskender sonrası dönemin kaotik uluslararası durumunu değerlendirebildi. Temel olarak savunmacı bir dış politikaya bağlı kalarak, Mısır’ı dış düşmanlara karşı güvence altına aldı ve doğrudan kontrollü yabancı mülkiyetler ve hegemonik yönetimler aracılığıyla genişletti. Ancak, ülkenin iç organizasyonuna dikkat çekmeyi ve bir halefini vermeyi ihmal etmedi. 290 yılında karısı Berenice Mısır kraliçesi olur. 285’te (muhtemelen 26 Haziran’da) küçük oğlunu atadı. 308’de Berenice’den doğmuş olan Ptolemy II Philadelphus, halefi olur.

Ptolemy’nin Ardından

İlk Ptolemiler, Mısır’ın ekonomik sömürüsüyle uğraştılar, ancak, ilk elden bilgi eksikliğinden ötürü, Ptolemy’nin sürece katılımının detayları belirlenemedi. Bununla birlikte, Mısırlılara karşı ayrımcılık onun saltanatı sırasında gerçekleştiği kesin. Kurduğu tek kasaba Yukarı Mısır’daki Ptolemais. Muhtemelen Makedon askeri komutanlarını Mısırlı il yöneticileriyle birlikte yerleştirdi ve yasal ve mali konularda göze batmayan şekilde müdahale etti.

II. Basileios Kimdir

Basil Bulgaroktonos; adının Türkçe’deki karşılığının bire bir çevirisi; Fesleğen Bulgar Katili’dir. Bu isim oldukça hırslı bir kişiliğe aittir, diğer adıyla II. Basileios.

II. Basileios Hayatı

958 yılında doğan II. Basilius, Makedon hanedanının II. Roma İmparatorluğu’nun oğluydu ve babası öldüğünde Basil, beş yaşındaydı ve küçük kardeşi Konstantin ile birlikte tahtı miras almıştı. Basil, 976 yılında Bizans imparatorluğunun tahtında haklı yerini aldı. En azından kâğıtta, Basil, kardeşi Cecil ile birlikte tahtı paylaşıyordu. Ancak pratikte yöneten II. Basilius idi.

Genç Basilius at binme konusunda usta idi. İyi yaşamayı reddetti ve edebiyatla pek ilgilenmedi; birçok yönden, sade bir keşişin hayatını yaşadı. Basilius kesinlikle dindar bir adamdı ve savaşta Bakire heykeli taşıdığı biliniyordu.

İç Politikalar

İlk İsyan

Basilius tahtını kazanma konusundaki acil problemi, önceki imparatorlar altında sahip olduğu ayrıcalıklı konuma devam etmeye hevesli olan aristokrat Bardas Skleros’un önderliğindeki bir isyanı bastırmaktı. Basil’e adaşı ve baş yönetici, yetenekli hadım Basil Lecapenus, tarafından yardım edildi. Daha sonra, II. Basil, bir kez daha bir darbeye sebep oldu.

Hakimiyetini Kazanma

İdaresini aristokrasisinin ve manastırlarının giderek artan gücünü azaltarak daha da güçlendirmeye çalıştı. Her iki grup da, ya köylülerin satın alma ya da fethetme yoluyla daha fakir köylülüğün pahasına etki alanlarını genişletiyorlardı. Daha da önemlisi, devlet için, daha büyük toprak sahipleri genellikle vergi ödemekten kaçınıyordu ya da basitçe muafiyetler alıyorlardı. Allelengyon olarak bilinen yeni vergi planı, güçlü muhalefetle karşılandı.

1028 yılında, gücün daha fazla merkezileştirilmesi için bir başka strateji de, yerel liderlerin iş gücünü büyük ölçüde azaltarak, illerdeki askerî hizmet yerine ödeme yapılmasına izin verdi.

Basil, müttefik devletler tarafından kendisine ödenen vergilerle oluşturulan elit birliklerinden dolayı daha geniş bir askeri güçteki azalmaya dayanabilir ve akıllıca, yeni çıkarlarını kendi çıkarlarına daha sadık yeni bir orduyu kurmak için kullanabilirdi.

Askeri Seferler

Serdica (Sofya) Kuşatması

İlk ve en kötü askeri keşif seferi, 986 yılında, Samuel’in Bulgaristan’ına yapılan (976-1014) seferdi. Trajan Kapısı olarak bilinen dar bir Bulgar dağ geçidinde büyük bir kayıp yaşar. 60.000 kişilik imparatorluk ordusu, Bulgaristan’ın başkenti Serdica’nın (Sofya) başarısız kuşatması ile Basil, Konstantinopolis’e geri dönmek zorunda kaldı . İmparator, intikamını kazanmak için 28 yıl beklemek zorundaydı.

Trajan Kapısı’ndaki yenilgisinin sonuçları içinde, Samuel’in krallığının Bizans topraklarına doğru genişlemesi ve Bardas Skleros ve Bardas Phokas’ın (sırasıyla) liderliğindeki iki isyanı teşvik etmesi vardı. Bardas Phokas 987’de kendini imparator ilan etti.

Neyse ki, Basil, 6,000 Viking gücü kendi deniz kuvvetlerini güçlendirdi. Kiev’de Kral Vladimir’den yardım alınır. Zafer kazanılır. kızkardeşi Anna’nın Vladimir ile evleneceği vaadinde bulunan Basil evliliği gerçekleştirdi.

Doğu Seferi

Suriye’deki hem Antioch hem de Halep’in Arap yönetiminden ve özellikle de giderek artan hırslı Fatımilerden korunması gerekiyordu. Hızla bölgeye varılmış 995’de kuzey Suriye’de bir zafer kazanılmıştır.

Batı Seferi

İmparator acımasızdı ve hem yaz hem de kış aylarında yıllarca süren seferlerden sonra Yunanistan’ı (997) ve ardından Pliska (1000), Üsküp (1004) ve Dyracchion (1005) geri aldı.

1014 yılında Basil, sonunda Bulgarlara karşı büyük ve kesin bir zafer kazandı, Sonra başka bir dağ geçidinde, bu kez Belasica Dağları’ndaki Kleidion’da. Düşman ordusunun 15.000’inden fazlası yakalandı. İmparator, Samuel’e olan yenilgisini hatırlatılmış olur. II. Basil, 1018’de galip olarak Serdica’ya gitti.

Ölüm

II. Basileios, seferlerine devam etti ve 1021-22 yıllarında Güristan İberya ve Ermenistan’da başarılı maceralarla devam etti. Toprakları Mezopotamya’ya bile uzanmış ve fethedilen bölgeleri imparatorluğun yeni eyaletlerine bölerek pekiştirilmiştir. Bir kez daha Araplarla yüzleşmek için bir sefer hazırlandı. Bu planların meyvelerini vermeden önce, Basil, 13 veya 15 Aralık 1025’de öldü.

Maurice of Nassau

Hollandalı general ve devlet adamı Maurice of Nassau, Orange Prensi (1567-1625), Hollanda Cumhuriyeti’nin Oldenbarnevelt’i veya Hollanda’nın Birleşik İlleri’nin kurucusuydu.

Maurice of Nassau Hayatı

Nassau’nun Maurice’i, İspanya’nın II . Philip’ine karşı olan Hollanda İsyanının ilk dönemlerini yöneten, Silent of Orange’ın Prensi William’ın ikinci oğlu oldu. Büyük erkek kardeşi rehin olarak İspanya’ya götürüldü ve hayatının geri kalanını orada geçirdi. 14 Aralık 1567’de Almanya’nın Nassaus bölgesi Dillenburg’un kalesi dünyaya geldi, hayatının ilk on yılını Almanya’da geçirdi ve daha sonra babasının İspanya’ya karşı isyanı yönettiği Hollanda’ya gitti. Babası öldürüldüğünde sadece 16 yaşındayken, kuzeydeki Birleşik illerin merkezi yönetiminin başlıca organı tarafından çağrıldı. Kariyerine, Hollanda Devletlerinin ve eyaletin siyasi liderinin savunucusu olan Johan van Oldenbarnevelt’in destekleri ile sürdürdü.

Politik Faaliyetleri

1585’te Maurice, Hollanda da politik ve askeri otorite sağlamak amacıyla, Oldenbarnevelt inisiyatifinde Hollanda ve Zeeland’ın valisi seçildi. 1588 Birleşik Krallık’ın genel amirliğine atandı ve Utrecht, Gelderland ve Overijssel’in (1589) stadtratörü oldu. 1618’de, üvey kardeşi Philip William, Orange’ın prensi olmayı başardı. Kariyeri boyunca Hollanda’nın, İspanya’dan bağımsızlığı için mücadele etmeye devam etti.

1590’da Alessandro Farnese’nin komutasında İspanyollar aleyhine saldırı yaptı. Onun Kara ve deniz üzerindeki başarıları, Hollanda’nın (daha sonra Spinola tarafından yönetilen) 12 yıl süren bir ateşkesi (1609) sonuçlandırmasını sağlamıştır. Ateşkes, yedi Birleşik İl’in bağımsızlığını neredeyse kurdu.

Maurice, Hollanda Ordusunu Yeniden Yaratan Kişi

Maurice’in öğrencisi olduğu sırada Leiden’de öğretim görevlisi olan Lipsius, Roma ordusunun savaşını kendi ordusunda geri getiren herkesin dünyayı yöneteceğini söylemişti. Maurice dünyayı yönetmeye yaklaşamadı. Fakat kuzeni Nassau’lu John William ile yakın işbirliği içinde, Roma askeri üslubunu yeniden kurmak için güçlü bir çaba gösterdi.

Maurice, yerel sivillerin zorla çalıştırılmasına bağlı olmak yerine kendi adamlarının da kendi kazılarını yapmalarında ısrar etti. Roma’nın askerleri, bu tür el emeğinin altın değerinde olduğunu kabul ettiler. Ancak adamlarına, fazladan ödeme yapılacağını da garanti etti. Sadece Maurice’in birliklerinin diğer ordularınkinden üstün olduğu tarla tahkimatı ve kuşatma çukurları değil, aynı zamanda bu çalışmalar askerleri meşgul etti ve kamptaki boş zamanları büyük ölçüde azaldı.

Maurice, tüfekçilerini uzun sıralar halinde dizilmesini ister. Ardında arkadaki sıranın bir adım ileri atması için boşluk bırakılması ile de sürekli bir ateş gücü elde edilebileceğini bulur. Birliklerin sırayla yeniden ileri ve geri adım atma ve adım atma sürecinde sürekli bir ileri hareketle düşman alanına resmen bir sondaj yapılabildiği görüldü. Maurice, acemilerin yükleme ve ateş etme sürecinin her adımı için emirlerin haykırılarak komuta edilmesini icat etti ve John William, hem adımları hem de komutları gösteren çizimlere sahip bir çalışma kitabı tasarladı. Maurice, tüfekçilere destek veren süvarilerden de vazgeçemezdi, çünkü süvarilerle yüklenildiğinde hala tüfekli birlikleri parçalara ayırma yeteneğine sahipti. Bu yeniliklerin sonucu, aynı sayıda insandan daha fazla ateş gücü üreten ve sonunda ateşli silahların tam potansiyelini elde etmelerine olanak tanıyan bir piyade gücü oluşmuş oldu. Maurice ayrıca teleskobu askeri amaçlar için kullanan ilk kişi olabilir.

Zamanının en modern ordusunu yaratmadaki başarısı, 1590’da Breda’nın yakalanmasıyla başlayan bir dizi zaferle kanıtlandı. Geertruidenberg’in 1593’teki başarılı kuşatması, askeri biliminin yüce başarısıydı.

Askeri Faaliyetleri

Maurice’in Turnhout’daki İspanyolları yenmesi ve daha sonra Ren nehrinin kuzeyindeki son yerlerinden İspanyolları mahrum eden bir şehirler zincirini ele geçirmesiyle sonuçlandı.

Maurice, 1600 yılında Nieuwpoort’taki İspanyollar üzerinde mükemmel bir zafer kazanabilmesine rağmen, Güney Hollanda, özellikle de Ambrogio de Spinola’nın 1603’te İspanyol ordularının komutasını devralmasından sonra İspanyol kontrolü altında kaldı.

1618’de, bir Katolik ve İspanya’ya sadık kalan ağabeyi Philip William öldüğünde, Orange Prensi unvanını devralmıştı.

1609 yılında Ateşkes imzalanır Ateşkes 1621’de sona erdiğinde, Maurice uzatılmasını engelledi ve savaş yeniden başladı.

Ölüm

Savaş 1621’de yeniden başladı, ancak Maurice artık yıpranmış yaşlı bir adamdı ve savaş meydanı hediyelerini yeniden yakalayamadı.

1623 yılında, Oldenbarnevelt’in iki oğlunun karıştığı başarısız bir suikast girişiminden kurtulur. Ancak 1625’de Spinola’nın, Breda’yı ele geçirmesinden 2 ay önce Lahey’de ölecekti.

Saç Uzatma Yöntemleri

Uzun, parlak ve güzel saçlar günümüze kadar gelen güzellik kıstaslarındandır. Harika saçlara sahip olmayı birçok kadın ister. Fakat birçok insan saçlarından şikâyet eder. Saçların uzamaması ya da geç uzaması en sık karşılaşılan saç sorunlarındandır. Saç uzatma konusunda birçok yöntem olduğu gibi hızlı uzamayan saçlar içinde birçok neden vardır.

Hızlı Uzamayan Saçlarda Genetik Nedenler

Saçların uzamamasında ki en önemli sebeplerden biride genetik olmasıdır. Kişinin anne ve babasının ailesinde saçların geç uzama sorunu varsa genetik bir neden olarak düşünülür. Tüm diğer genetik nedenli rahatsızlıklarda olduğu gibi sadece anne ya da baba değil birkaç nesil gerideki aile büyüklerinden de gelebilecek bir genetik neden olabilir.

Saç Uzatma ve Beslenme Alışkanlıkları

Fast food gıdalar, abur cubur alışkanlığı, yapılan şok diyetler, dengesiz ve sağlıksız beslenme şekli vücudun ve saçların ihtiyacı olan besinleri almasını engellemektedir. Beslenmede yapılan bu yanlışlar saç uzatma yöntemlerini de manipüle edecektir. Günlük beslenmede et, süt, yumurta gibi protein değeri yüksek besinlerin tüketilmesi gerekir. Böylece saçların uzaması için ihtiyaç duyulan protein değerleri sağlanmış olur. Saç sağlığı için, C vitamini, demir ve çinko alımı çok önemlidir.

Vitamin Eksikliği

Saç uzatma sizin için büyük bir problem haline gelmişse akla gelen ilk nedenlerden biriside vitamin eksikliğidir. Biotin, B12, protein gibi vitamin ve minerallerin eksik olması saç dökülmesinin ve uzamamasının başlıca nedenlerindendir. Eksik olan gıdalar doktor tarafından tespit edilip hap ya da beslenme ile vücuda takviyesi sağlanmalıdır.

Stres Ve Üzüntü

Stres ve üzüntü saçların uzamamasına neden olarak saçın dökülmesine yol açar. Bunun yanı sıra diğer bir çok fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklarında ana kaynağı olarak gösterilmektedir.

Sigara Ve Alkol Kullanımı

Sigara ya da alkol vücuttaki organlara yeterince kan gitmesini engeller. Kan dolaşımı yavaşlayan vücutta saç derisi ve saç kökleri yeterince beslenmez. Saç uzaması durma noktasına gelir.

Yanlış Yıkama Tekniği

Saçların sık sık yıkanması saç derisindeki folekülleri yok ederek saçın dökülmesine ve geç uzamasına neden olabilir. Çok fazla şampuan kullanarak sıcak ve soğuk suyla yıkanan saçlarda da nem dengesi kaybolur. Nemini ve foleküllerini kaybeden saç uzamaz. Saçların 3-4 gün ara ile yıkanması tavsiye edilmektedir.

Saç uzatma ve Saç Derisi Enfeksiyonları

Saç derisindeki enfeksiyon, mantar ve egzama gibi sorunların olması saçların uzamasına engel olur. Bu gibi sağlık sorunlarının tespit edilip tedavisi yapılmalıdır.

Uykusuzluk Ve Yaşam Şartları

Düzensiz bir yaşam şekli ve uykusuzluk diğer vücut organlarına zarar verdiği gibi saçların uzamasına da engel olmaktadır. Uyku, tüm organların dinlenmek için ihtiyaç duyduğu süreçtir. Aynı zamanda uyku, vücuttaki tüm hücrelerin olduğu gibi saç derisindeki hücrelerin de yenilenmesini sağlar. Saçların uzaması için yeterli ve düzenli uyumak gerekir.

Saç Bakım Ürünleri

Çok sık kullanılan saç bakım ürünleri (jöle, sprey, saç bakım kremi gibi) gibi kimyasallar saç derisindeki gözenekleri tıkayarak uzamamasına neden olur. Bu yüzden saçlarda kullanılan bakım ürünleri doğal ve bitkisel ürünler olmalıdır. Bu yüzden saç uzatma konusundaki teknikleri değerlendirirken içeriklerinin doğal olduklarından emin olmalısınız

Saç Şekillendirici Aletler

Fön makinesi, maşa, saç düzleştirici ve saç şekillendirme aletleri saçları incelterek kırar ve uzamasını engeller. Ayrıca saç köküne verilen ısılar saç derisinde hasara yol açar.

 

Kampanya Nedir?

Kampanya, bir ürünü televizyon, radyo, yazılı ve çevrimiçi platformlar dahil olmak üzere farklı medya araçlarıyla tanıtmaktadır. Kampanyalar ve kampanya fikirleri sadece reklâmlara bağlı kalmak zorunda değildir ve ayrıca gösteriler, söylenti, kampanya broşürü, kampanya afişleri ve diğer etkileşimli teknikleri de içerebilir. Aşırı büyük boyutlarda rekabetçi pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler, sık sık pazarlama kampanyaları başlatabilir ve marka bilinirliğiyle satışına önemli kaynak ayırır.

Kampanya Çeşitleri Nelerdir?

Bir kampanya, reklam, tanıtım, fiyatlandırma, vb. dahil olabilecek eş güdümlü bir pazarlama stratejisidir. Bu terim, çeşitli iletişim ve dağıtım kanallarını etkileyen büyük ölçekli bir çabayı ima etmektedir. Aşağıdakiler yaygın kampanya türleridir.

Ürün lansmanı Yeni bir ürün veya hizmetin piyasaya sürülmesi, dağıtım ortaklarıyla çok sayıda reklam, tanıtım ve koordinasyon içerebilir.

Marka Lansmanı Birden fazla kampanyalı ürünler ve hizmetler içerebilecek yeni bir markanın lansmanı.

Marka Değiştirme Bir şirketi veya ürün grubunu yeniden markalamak. Örneğin, firmalar birleşme sonrasında yeniden markalanabilirler. Yeniden markalaşma genellikle görsel markalaşma, müşteri deneyimi, satış ve kurumsal kültüre değinen kapsamlı bir faaliyettir.

Mevsimsel itme Okula dönüş veya yılbaşı gibi bir şirket için büyük bir yeni sezona yönelik kampanyalar, promosyonlar için dönemsel pazarlama taktikleri. Bu dönemlerde büyük kampanya indirimleri, kampanya çekilişleri vs. uygulanır.

Toparlanma Müşteri memnuniyetini ve artan rekabeti, itibar sorunları ile karşı karşıya getiren bir firma, müşteri deneyimini iyileştirmek gibi unsurları içeren bir pazarlama kampanyasıyla yanıt verebilir.

Marka bilinirliği Marka bilinirliği oluşturmak veya sürdürmek için tasarlanmış bir kampanya. Değerli markalara sahip firmalar, pozisyonlarını savunmak için sürekli olarak kapsamlı kampanyalar başlatabilirler.

Gelir Üretme Üç aylık bir hedef gibi kısa vadeli gelir hedeflerini karşılamak için tasarlanmış bir kampanyadır. Örneğin, etkili bir reklam kampanyasıyla birleştirilmiş bir satış promosyonu geliri artırabilir.

Dijital Pazarlama Nedir?

Dijital pazarlamanın tanımı şudur; Tüketicilere ulaşmak için dijital kanalları kullanarak ürün veya hizmetlerin pazarlanmasıdır. Temel amaç, markaları çeşitli dijital ortamlar (kampanyanın siteleri, sosyal medya) aracılığıyla tanıtmaktır. Dijital pazarlama, internet kullanımını gerektirmeyen kanalları içerecek şekilde internet pazarlamanın ötesine uzanır.

Kriz Yönetimi

Bu yazımızda sizlere kriz yönetimi nedir? Kriz nasıl yönetilir? kriz yönetim yöntemleri nelerdir? sorularının cevaplarından bahsedeceğiz.

Kriz Yönetimi Nedir

Kriz yönetimi, bir organizasyonun ani ve önemli bir olumsuz olayla başa çıkmasına yardımcı olmak için tasarlanan stratejilerin uygulanmasıdır.

Kriz Nedir

Kriz, öngörülemeyen bir olayın sonucu olarak veya potansiyel bir risk olarak düşünülen bir olayın öngörülemeyen bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Her iki durumda da, krizler neredeyse her zaman kararların örgütün zarar görmesini sınırlamak için hızla yapılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, kriz yönetimi planlamasındaki ilk eylemlerden biri, kriz yöneticisi olarak görev yapacak bir bireyi tanımlamaktır.

Kriz Yönetimi Nasıl Yapılır

Şimdi size krizyonetimi.org sitesinden bir alıntıyı paylaşalım;

Kriz bir açıdan bir işletmenin zayıf yönlerinin açığa çıkarılması ve düzeltilmesi için yönetim için de bir fırsattır. Yönetimler bu krizleri başarıyla yönetirken amaç, zararın en aza indirgenmesi ve karlılığın maksimize edilmesidir. Bir krizin başarıyla yönetilmesi için yönetimin krize doğrudan müdahalesi şarttır. Krizin algılanması, tahlili, çözüm yöntemi, kriz öncesi öngörü ve çözüm için uygun zamanın belirlenmesi gibi başlıklar başarılı bir kriz yönetiminin temel taşlarıdır.

İşletme yönetimi, kriz durumlarında ortaya çıkan stres durumlarına karşı kritik hamleler yapmalıdır. Bu hamleler bazen risk taşıyabilir. Bu nedenle yönetimler aynı zamanda bir risk yönetimi de uygulamak zorundadırlar.

Kriz Yönetiminde Sosyal Medya

Günümüz koşullarında bir işletmenin halkla ilişkilerini üst seviyede tutması elzemdir. Sosyal medya üzerinden fitili ateşlenen bir krize karşı anlık cevaplar yaratabilmek bir sosyal medya yönetimi, bunu ne kadar sürdürmesi gerektiğini tahlil etmek ise bir zaman yönetimi meselesidir. Özellikle dünya çapında yaşanan kriz örnekleri son dönemlerde artmaya başlamıştır.

Sosyal medya platformları diğer medya araçlarından çok daha hızlı bilgi yayılma özelliğine sahiptir. Aynı zamanda o derece de bilgi kirliliğini barındırır. Bu nedenle firmalar, objektif ve-veya subjektif etkileşimlere karşı her zaman tetikte olmalılardır. Son dönemlerde işletmeler bu görevleri danışmanlık şirketlerine devretmektedir.

İş Krizi Nedir

Bir iş krizi, bir şirketin itibarını veya alt çizgisini olumsuz yönde etkileyebilecek herhangi bir şey olabilir. İlk başlarda birçok olay ciddi görünmeyebilir. Ancak, herhangi bir kurumda kilit bir kişinin ölümü veya istifası, herhangi bir şirket için gerçekten ne kadar önemli olduğuna bağlı olarak çok ciddi olabilir. Doğal afetler, ürün hatırlamaları, iş uyuşmazlıkları, bilgisayar veri kayıpları. Liste sonsuz. Bazıları geçicidir. Bazıları bir şirketin ölmesine neden olabilir. Çoğu, dürüstlükle ve uzun ve sağlıklı bir iş yaşamı elde etmek için kısa mesafe üzerindeki kayıpları absorbe etmenin gerekli olabileceğinin farkına varılabilir.

Kaynaklar

https://whatis.techtarget.com/definition/crisis-management

https://managementhelp.org/crisismanagement/index.htm

http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ3Jpc2lzX21hbmFnZW1lbnQ

http://krizyonetimi.org/kriz-yonetimi/