Vitiligo Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Derinin renginin lekeler şeklinde beyazlamasına vitiligo hastalığı denir. Doğru tedavi uygulandığında iyileşmesi mümkündür.

Vitiligo Nedir

Melanosit hücreleri deriye renk veren pigmentleri oluşturur. Melanositlerin zarara uğraması sonucunda pigmentler görevini yerine getirmezler. Bu nedenle yaralanmaya benzer vücutta beyaz lekeler oluşur. Lekelerin büyüklüğü değişkendir. Ayrıca süt kadar beyazdırlar. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla da melanosit hücreleri zarar görür veya kendini yok edebilir. Güneş ışınlarının zararı ve çeşitli hastalıklar vitiligo oluşumu tetikler. Genetik yatkınlıkta hastalığın oluşumunda rol oynar.

Vitiligo Belirtileri

Deride yanma hissiyle beyaz lekelerin oluşumu belirtiler arasındadır. Bazen vücudun her yerinde beyazlaşma gözükür. Hatta bölgedeki tüylerin renginin beyaza dönüştüğü görülür. Hastalık koyu tenli kişilerde daha dikkat çekici hal alır. Beyaz tenli kişilerde ise bronzlaşmaları sonucunda dikkat çeker. Hastalığın şekli kişiden kişiye göre değişkenlik gösterir. Bunun nedeni vücuttaki pigmentlerin salgılanmasıyla alakalıdır. Vücutta oluşan pigment kaybı sebebiyle hastalık bir süre durabilir. Belirli bir düzeye kadar ulaşıp ardından tekrar kayıp yaşanabilir. Derinin tamamının rengi değişse bile hastalık tekrar edebilir.

Vitiligoda Stresin Önemi

Hastaların deride yaşadığı lekelenme sonucunda strese kapılması ve uykusuzluk yaşaması hastalığın seyrinde artışa neden olabilir. Bu nedenle tedaviye başlarken mutlaka psikolog tarafından destek alınmalıdır.

Vitiligo Tedavisi

Vitiligo hastalığında teşhis çok önemlidir. Dermatolog wood ışığı tekniğiyle gözlem sonucunda tanıyı koyar. Eğer doktor gerekli görürse biyopsi alınabilir. Teşhiste en büyük etkenlerden biri kan sayımı ve hormon testleridir. Tedavideki amaç melanosit hücrelerinin çalışmasını sağlamaktır. Bu nedenle çeşitli ilaç ve kremler kullanılır. Fakat son zamanlarda lokal ultraviyole ışınları da tedavide kullanılır. B u ışık tedavisi kişinin lekeleri olduğu bölgeye uygulanır. Vücudun diğer bölümlerindeki etkileri azaltılmış olur. Bu tedavi süreci uzun sürebilir. En az 10 seans gereklidir. Hafta 2 ya da 3 kere uygulanıp kişi uygulama sonrası günlük rutinine devam edebilmektedir. Bunun yanısıra krem tedavisi uygulanmaktadır. Fakat yüz hassas bir bölge olduğu için dikkatli kullanılmalıdır. Vitiligo hastalarının güneşte durmamaları gerekir. Ya da mecbur kalınırsa mutlaka güneş kremi kullanılmalıdır. Hastaların güneş ışınlarına karşı savunma mekanizmaları zayıf olduğu için rahatsızlığın seyrinde artış görülür. Tedavide yüz bölgesi daha çabuk iyileşirken eller ve ayaklar daha geç iyileşir. Hastalık genital bölgede de oluşabilir.

Vitiligo Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Çörek otu tohumunu oral yolla alınır. Aynı zamanda çörek otu yağıyla sirke karıştırılarak bölgeye uygulanır. Bergamot yağıyla zeytinyağı karıştırılarak her gece günde bir defa uygulanır. Folik asit, B12 ve C vitamini takviyesi hastalıkta düzelmelere yol açabileceği gözlenmiştir. D vitamini ve omega3 takviyesi kullanılmalıdır. Ayrıca kefir bağışıklığı kuvvetlendirir. Probiyotik olan kefir vitiligo hastalığında önemli rol oynar. Papaya meyvesi melanin hücrelerinde artışa neden olur. Meyveyi ezerek her gün bölgeye uygulanmalı ve günde bir bardak suyu tüketilmelidir. Kırmızı kilde bulunan bakır sayesinde pigimentlerde artış görülür. Kırmızı kile bir miktar zencefil katılır ve macun haline getirilir. Ardından bölgeye uygulanır. Zerdeçal zencefil kökü ve limon suyu karışımı yemeklerden önce iki kaşık içilmelidir. Su mercimeği bulunması güç bir bitkidir. Fakat vitiligo hastalığında etkilidir. Bu bitki rendelenir macun kıvamına getirilir ve her gün iki kere bir kaşık tüketilmesi önerilir. Zencefil kökü kan dolaşımını etkiler ve vitiligo hastalığında önerilmektedir. Hardal yağı, zencefil ve zerdeçal macun haline getirilir. Ardından bölgeye uygulanıp 20 dakika kadar bekletilir. Ayrıca buğday tohumu yağı bölgeye uygulanabilir. Arı poleni ve kivi ezilerek kahvaltıdan önce bir kaşık tüketilebilir.

Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete Bozukluğu Nedir

Anksiyete insan vücudunun strese karşı geliştirdiği normal bir tepkidir ve bazı durumlarda yararlı olabilir. Bireyleri tehlikelere karşı uyarabilir ve dikkatini toplayarak tedbirli olmasına yardımcı olabilir. Anksiyete herkeste olabilir. Belki kişi korkutucu bir harekete maruz kalmıştır ya da televizyonda üzücü bir şey seyretmiştir. Ya da daha kötüsü, bir suça şahit olmuş da olabilir. Bu tür durumlarda herkes endişeli olabilir. Ancak anksiyete bozukluğu olan kişinin, kendi yaşamını tam olarak takip edebilmesine engel olan, sürekli veya tekrarlayan bir kaygı hali vardır. Yani özetle, anksiyete bozukluğu normal sinirlilik ve endişe duygularından farklıdır. Aşırı korku ve endişeyi içerir.

Anksiyete Bozukluğu İlaçları

Anksiyete bozukluğu, ruhsal problemler arasında en yaygın görülenidir. Yetişkinlerin % 30 ‘unda, yaşamlarının bir noktasında görülerek hayatlarını etkiler. Anksiyete bozukluğu çok yaygın rastlanan bir durum olmakla beraber, bu konudaki iyi haber, tedavi edilebilir bir problem olmasıdır. Bu alanda, başarıyla uygulanan pek çok etkili tedavi yöntemi mevcuttur. Tedavi sonucu, pek çok insan normal üretken yaşamlarına geri dönerler. Kadınlarda görülme sıklığı, erkeklere oranla daha fazladır.

Anksiyete bozukluğu, kişinin gelecekte olabilecek bir endişe beklentisini, yansıtır. Söz konusu rahatsızlık insanların yaşamlarını, semptomları tetikleyen ya da kötüleştiren durumlardan kaçınmasını sağlayacak şekilde, düzenlemesine neden olabilir. Özellikle şiddetli anksiyete bozukluklarında, kişinin yaşam tarzını kaygıyı gidermek için tümüyle değiştirmesine yol açabilir (sözgelimi hiç evden çıkmamak gibi.) Böylece iş performansı, okul çalışması ve kişisel ilişkiler olumsuz etkilenebilir.

Genel olarak bir kişiye kaygı bozukluğu ( anksiyete bozukluğu)tanısı konması için hissettiği korku veya endişenin; yaşanan veya yaşanacak olay ile orantısız bir endişe veya kaygı hissi olması ve bunun yanı sıra kişinin normal yaşam üretkenliğini engellemesi gereklidir. Yaygın anksiyete bozukluğu türleri arasında, panik bozukluğu, çeşitli fobiler, agorafobi, sosyal anksiyete bozukluğu ve ayrılık anksiyetesi bozukluğu gibi çeşitli türler görülür.

Risk Etmenleri

Anksiyete bozukluklarının nedenleri, günümüzde tam olarak bilinmemektedir. Ancak genetik, çevresel, psikolojik ve gelişimsel faktörlerin bir araya gelmesi ile oluştuğu düşünülmektedir. Anksiyete bozuklukları aile ortamında gelişebilir, bu da genetik faktörler ile çevresel etkenlerin kombinasyonun, bu bozukluklara neden olabileceğini düşündürmektedir.

Teşhis ve Tedavi

İlk adım, semptomlara neden olan fiziksel bir problem olup olmadığından emin olmak için mutlaka doktorunuzu görmektir.

Eğer anksiyete bozukluğu teşhisi konuldu ise, ruh sağlığı uzmanı ile birlikte çalışılmalıdır. Ne yazık ki, anksiyete bozukluğundan şikayet eden pek çok insan, yardım istememektedir. Etkin tedavileri olan bir hastalığa sahip olduklarını, fark edememektedirler.

Her anksiyete bozukluğu türünün, kendine özgü özelliklerini olmasına rağmen, anksiyete genelde iki tür tedaviye çok iyi cevap verir. Psikoterapi ( Konuşma tedavisi) ve ilaçlar. Bu tedaviler tek başına veya birlikte uygulanabilir. Bilişsel davranış terapisi, bir tür konuşma terapisi, kişinin daha az endişeli hissetmesine yardımcı olmak için çalışır. Bu tedavi ile kişi, farklı düşünme, tepki verme ve davranma şekli öğrenerek geliştirebilir. İlaçlar, anksiyete bozukluklarını tedavi etmese de, hastalığın semptomlarını önemli ölçüde baskılayarak, hastada rahatlama sağlayacaktır.

Kendi Kendine Yardım Hastalıkla Başa Çıkma Ve Hastalığı Yönetme

Anksiyete bozukluklarının belirtileriyle başa çıkmak ve tedaviyi daha etkili hale getirmek için, insanların yapabileceği birçok şey vardır. Sözgelimi hafif anksiyete yaşayanlarda, stres yönetimi teknikleri ve meditasyon yararlı olabilir. Bu yöntemler öğrenilmesi kolay yöntemler olduğu gibi, aynı zamanda bir kez öğrenildikten sonra, farklı yerlerde de uygulanabilmektedir. Ruh sağlığı uzmanları, rahatlama veya meditasyon yapmayı öğrenmek için daha kişisel bir yaklaşıma ihtiyaç duyan hastalara, rehberlik edebilmektedir. Destek grupları (kişisel ya da çevrimiçi olabilir) insanlarda deneyimlerini ve başa çıkma stratejilerini paylaşma fırsatı sağlayabilir. Bir bozukluğun özellikleri hakkında, daha fazla şey öğrenmek kişiyi bilinçli hale getirir. Böylece ailesinin ve arkadaşlarının, kendi durumunu daha iyi anlamalarına yardımcı olabilecektir. Bilinen bir konu kafeinin semptomları kötüleştirdiğidir. Kafeinden kaçınmanız önerilir.

Anksiyete bozukluklarını tedavi edebilmek için pek çok ilaç vardır. Bu ilaçları alan kişiler, nasıl etkileneceklerini anlayıncaya kadar ağır makineler veya araba kullanmamalıdır.

Dikkat: Herhangi bir ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederiz. Kendiniz ilaç almayınız.

Salsu Savaşı

Goguryeo (Koguryo) Korelilerin, barbar olarak niteledikleri halka verdikleri addır. Bu ad; henüz tam olarak ispatlanmamış olsa da “Göktürk” devleti adı ile aynı halka verildiği düşünülmektedir. Koreliler bile Gogüryeo ile Göktürk halkları arasındaki farkları ayırt edemiyordu. Birbiri içine geçmiş iki halkta olabilir, farklı da. Salsu Savaşı, askeri tarihin en ölümcül açık alan savaşlarından biri olarak ün yapmıştır. Kore kralı Goguryeo’nun emperyal Çin’in işgalci ordularına karşı savaşı; Kore’nin kuzeyindeki ovalarda saatlerce sürmüş. Ve tahminen üç yüz bin kişi ölmüştür.

Salsu Savaşı Öncesi

612 yılında, Sui hanedanlığı tarafından yönetilen Çin imparatorluğu, iç siyasete olan hakimiyetini güvenceye almak için genişle yolunu tutmuştur. Çin, Kore’yi geleneksel olarak hem askeri hem de politik yönlerden zayıf olarak görmekteydi. Bu nedenle de Kore’nin küçük krallıklarını fetih için mükemmel bir alan olarak gördüler. Bir milyondan fazla Çinli asker, bölgeyi fethetmek ve ülkenin kuzeyindeki Goguryeo krallığını, imparatorluğun giriştiği en büyük toprak istilalarından birinde yok etmek için Kore’ye yürüdü. Koreliler ise ilerlemeye karşı etkili bir gerilla savaşı yaptılar. Çinliler, büyük ordularını güneye doğru çeken Koreliler tarafından sürekli taciz edildi. Goguryeo’nun gücü Sui Hanedanlığı ile savaşta kendini gösterdi. Ancak Çinliler, Çin’in kuzey bölgelerine uzanan Goguryeo’nun coğrafi olarak Çin’e ait olduğuna inanıyorlardı. Bu güven ve kanaatle donanan Sui, dört güçlü istila seferi yapacaktı.

Goguryeo-Çin savaşlarının Birincisi 598-614

Wendi’nin, beşinci ve en küçük oğlu Yang Liang ve Amiral Zhou Luohou’ya, Goguryeo’yu bir ordu ve donanma ile fethetme emrini verdi. Yang Liang’ın ordusu, Goguryeo’ya ulaştığında yağmur mevsiminin başıydı. Şiddetli yağmurla, ordunun ilerlemesini neredeyse imkânsızlaştırdı. Goguryeo güçlerinin saldırıları ve hastalıklar sürekli ağır kayıplara yol açıyordu. Ordunun kendi başına hedefe ulaşamadığı sonucuna varan Yang, Zhou’nun filosuyla birleşerek ilerleme kararını verdi.

Zhou donanması, kıyıya yakın kalmasına rağmen birçok gemiyi kaybederek, denizle mücadele ederek kendi zorluklarına da rastladı. Ne zaman demir attılarsa, Goguryeo müfrezeleri Sui denizcilerine saldırdı. Filo, muhtemelen Bohai Denizi’ne bağlı olan 50.000 kişilik Goguryeo filosuna karşı savaştı. Pusular ve doğanın saldırılarıyla zaten zayıflamış olan Sui filosu, yıkıcı bir kayıp yaşadı. Goguryeo, hem karada hem de denizde Sui güçlerini yok etti. Yang kalan az güçle geri çekildi.

612 yılında İkinci Sefer

Yangdi, tahtını 604’te kazandığında, Çin’in kuzeyini ve güneyini bağlayan Büyük Kanal’ı inşa etti. Kanalın bağlı olduğu ekonomik güney ve siyasi kuzey, büyük askeri seferler sırasında askerlerin taşınmasına izin verdi. İnşaat sırasında milyonlarca işçi öldü; bu da Sui rejiminin desteğini olumsuz yönde etkiledi.

Kanalın inşasından sonra Yangdi, 611’de askerlerin askere alınmasını ve bugünkü Pekin’de toplanmalarını emretti. Yıl sonuna kadar toplanan güç miktarı hakkında 1milyon 200 binden 5 milyona kadar bir aralıkta tahminler yapılmaktadır. Ordu, 612 yılının başında yola çıkmaya başladı ve son birimin yola çıkması kırk gün gerektirdi.

Kore’de Durum

Yeongyang kararlı bir şekilde hareket etti. Bölgenin bu kadar büyük bir orduyla yüzleşmek için uygun olmadığını düşündüğü için 598 yılında Goguryeo birlikleri Liao Nehrinin arkasına çekildi.

Yangdi, generallerini seferlerinin öncesinde birliklerin hareketi ile ilgili olarak bireysel kararlar vermemelerini emretti, ancak talimat almak için ona rapor verdiklerinde hareket edeceklerdi. Bu durum her defasında kalelerin Goguryeo birliklerince takviye edilerek kurtulmasına yol açtı. Haziran ayından itibaren, kampanyanın başlamasından beş ay sonra, Sui hakimiyetine tek bir kale bile girmemişti.

Pyongyang’a Karşı Sefer

Goguryeo Donanması Sui ordusundan önce Daedong Nehri’nin körfezine ulaştı. Kısa bir çatışmadan sonra, yenilgiyi kabul eden Goguryeo birlikleri şehre geri çekildi. Sui askerleri dış kaleye ulaştığında, duvarı boş ve kapıyı açık buldular. Kaleye girdikten sonra, açıkta ortaya koyduğu değerli eşyaları ve silahları buldular. Dikkatli olmak, yağmalamayı yasakladı. Büyük bir Budist tapınağından geçerken Goguryeo birlikleri Sui birliklerini pusuya düşürdü, onları yenemedi. Goguryeo kurtulanları yine yeniden çekildi. Lai, tapınaktaki pusu göz önüne alındığında, Goguryeo’nun başarısızlığa uğradığı kesin bir hamle, dış kalenin yağmalanmasına izin verdi. Kalenin zirveye çıkmasıyla birlikte binlerce askerden oluşan Goguryeo birliği Sui birliklerini pusuya düşürdü. Lai, direnişten ziyade denizdeki filoya kaçtı.

Salsu Nehri Savaşı

Çinliler, sonunda Korelilerin geri çekilmeyi bıraktıkları ve işgalcilerle yüzleştikleri Pyongyang’ın kuzeyindeki sığ bir nehre ulaştı. Koreli General Euji Mundeok, işgalcilere karşı bir savaş kazanma şansının olmadığını biliyordu, bu yüzden doğanın gücünü kullanmıştı. Savaş alanından bir nehir geçiyordu, nehir suya sığmıştı, bu da suyun sığ olması anlamına geliyordu. Bu yüzden Euji nehir üstüne kurulu bir barajı tahrip eder böylece vadiden aşağı doğru büyük bir su dalgası ilerler. Su çok hızlı hareket ediyordu. Bu nedenle Çinliler tepki bile vermeden ağır zırhları yüzünden boğdular. Geri kalan Çinliler çok hızlı bir şekilde geri çekilmek zorunda kaldı ki, askerlerin çoğu kana susamış Korelilerden kaçamadı ve Liadong Yarımadası’ndaki Çin-Kore sınırına kadar uzanan bir kan ve ölüm bölgesi oluştu.

Çin 614 yılında son kez Kore’ye bir sefer daha yapar.

Seferlerin Sonuçları

Yangdi’nin Goguryeo’ya karşı sürdürdüğü sürekli seferler, Sui’deki milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı. Rejime karşı duyulan memnuniyetsizlik arttı ve son kampanyadan sonra Çin genelinde ayaklanmalar patlak verdi. Yangdi sermayeyi güneye taşıdı, ancak ayaklanmalar çok yaygındı.