Mobbing nedir?

İngilizcede “mob” kökünden gelen aşırı şiddete yönelmiş kalabalık anlamındaki sözcüğün eylem biçimi olan “mobbing” birine karşı cephe oluşturma, duygusal saldırıda bulunma, , psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme, psikolojik terör olarak ifade edilmektedir.

Türk hukuk sistemimizde mobbing ile ilgili pek çok madde bulunmasına rağmen, Yeni Borçlar Kanunu’ndaki bu madde ile mobbing ilk kez açıkça kanunda tanımlanmış ve böylece mobbing davalarının da önü açılmıştır.

Mobbing, yalnızca yöneticilerin altlarında çalışanlara uyguladığı psikolojik tacizi değil de, daha geniş bir tanımla her düzeyde çalışanın birbirlerine uyguladıkları psikolojik taciz olarak tanımlanır. Bu davranışlar yalnızca sözlü olmaz; beden dili, bakış ve ima da mobbing amacıyla uygulanabilir.

Mobbing davranışları:

Bireyin kendisini ifade etmesini engellemeye yönelik saldırılar, sözünün kesilmesi, yaptığı işin sürekli eleştirilmesi,  yazılı veya sözlü şekilde tehdit edilmesi, jest ve mimiklerle küçük düşürülmeye çalışılması, ortamda yokmuş gibi davranılması, başkalarıyla iletişim kurmasının engellenmesi, sözlü ve yazılı olarak yaptığı isteklerinin göz ardı edilmesi olarak da örneklendirilebilir.

Yıldırma davranışlarına “mobbing” tanısı koyabilmek için, saldırganların eylemlerini  “en az 6 ay süreyle” “haftada en az bir kez” gerçekleştirmiş olması şartı aranmaktadır. Bu süreçte, kişinin sağlığını, üretkenliğini etkileyici şekilde doğrudan veya dolaylı bir saldırı olması ve bu saldırının ayırımcılık olarak gözlemlenmesi gerekmektedir.

Mobbing tanısının ayırt edici özelliği ise; fiziksel ya da psikolojik saldırganlık içeren belirli bir davranışın ne kadar sürdüğü ve ne sıklıkta gerçekleştiğidir.

Erkeklerin daha fazla yönetici mobbingine maruz kalırken, kadınların daha fazla çalışma arkadaşlarının mobbing davranışlarıyla karşılaştıkları görülmektedir.

Mobbing uygulayan bireylerin kişilik profilleri incelendiğinde, genellikle; duyarsız, otoriter, insani becerileri olmayan,  sadist ve psikopat olarak tanımlanmışlardır. Çalışma hayatında iyi görünen gerçek kimliklerini maskelerinin arkasına saklamayı başarabilen tipler olarak da bilinirler.

Kendilerine hedef seçtikleri kurbanlarıyla kendilerini karşılaştırır onun kişilik ve mesleki onuruna saldırıda bulunurlar bu saldırılarla yerlerini garantileyerek güçlerini artırmayı beklerler. İlgi açlığı çektiklerinden, övgüye aşırı muhtaç kişilikleri, kendi eksikliklerinin telafisi için psikolojik tacize başvurmakta sakınca görmezler.

Mobbing davranışlarının bireylerin psikolojik sağlıkları üzerinde yadsınamaz etkisi vardır. Mobbinge uğrayan bireylerde psikolojik iyi olma hali düşüktür, “sürekli kaygıları” yüksektir. Psikosomatik şikâyetler, genel psikolojik semptomlar uğramayanlara göre daha fazla görülür.

Tüm bunlar rağmen mobbing mağdurunun mobinge uğrama sürecinin neden devam ettiği sorusu aklımıza gelmektedir. Genel olarak bu sürecin, işini kaybetme korkusundan ya da çalışma arkadaşlarının destek olmamasından, çatışma ortamına girmekten kaçınmasından ötürü gibi nedenlerle mağdurun mobbinge uğrama sürecinin devam ettiği düşünülmektedir.

Karne Zamanı Çocuklara Nasıl Davranmalıyız

Bir eğitim yılının daha sonuna geldiğimiz şu günlerde, karneler sıklıkla konuşulmaya başladı. Karneler, çocuğun başarı düzeyinden ziyade ebeveynlere verilmektedir. Bu sebeple, çocukların karneyle korkutulmaları hiç doğru değildir.

Çocukları Karneyle Korkutmak Çözüm Değildir

Karnelerinde düşük notlar getiren çocuklar, anne ve babalarının tepkilerinden çok korkmaktadırlar. Karnesi kötü geldiği için üzülen bir çocuğun, anne ve babasından da kötü karşılık görmesi, onu aşağılar ve başarısızlığı kabullenmesine neden olur. Böyle bir durumda, çocuk derslerini düzeltmek için çaba sarf etmemeye başlayacaktır.

Çocuklara Koşulsuz Sevildikleri Hissettirilmelidir

Anne ve babaların geneline baktığımızda, ebeveynlerin çocuklarına her fırsatta okul başarıları hakkında sorular sorduğunu görürüz. Sürekli olarak ders notları ve ödevleri hakkında didiklenen çocukların, genel yetenek özellikleri hiçbir zaman dillendirilmemektedir. Dolayısıyla okulunda başarıyı yakalayamamış çocuklar, başarısız etiketiyle sağlıksız bir ruhsal gelişim göstermeye başlamaktadırlar. Bu durum, onların özgüvenlerini yaralar ve girişeceği her konuda başarısız olacağını düşünür. Çocuk bu dakikadan itibaren, ders çalışmayacak ve başka herhangi bir işte de olumsuz sonuçlar alacağını benimseyecektir.

Bu tatsız durumun önüne geçmenin en iyi çözümü, çocuklara sevginin koşulsuz verilmesidir. Başarılı veya başarısız, sonucu ne olursa olsun, sizin desteğinizi yanında hisseden bireyler yetiştirmek; gelecek hayatları için çok önemlidir.

Karne Notu Düşük Çocuklara Moral Verilmelidir

Çocuklar düşük karne notları getirdiğinde, verilmesi gereken tepki; ona sıkıca sarılıp, öpmek ve onun çok sevdiği evladı olduğunu hatırlatmaktır. Gelecek dönemde notlarını yükseltebileceği konusunda çocuk yüreklendirilerek, ona inancın sağlam olduğu hissettirilmelidir. Zayıf olduğu derslerde, konular çocuklara gülümseyerek, sabırla anlatılmalıdır. Gerekli görüldüğü takdirde, tatil boyunca çocuğu sıkmadan, ona özel ders aldırılabilmesi bir diğer çözüm önerisidir.

Bütün dersleri düşük gelen bir çocuğun pedagog yardımı görmesi daha doğru olacaktır. Okulda veya ailede çocuğu olumsuz etkileyen gelişmelerin olup olmadığı, çocukta öğrenme geriliği yaşanıp yaşanmadığı ancak pedagog tarafından anlaşılabilir. Pedagog yardımıyla olumsuz koşullar değiştirilmediği sürece, alınacak ek derslerin çocuğa olumlu bir katkısı olmayacaktır.

Bir diğer önemli nokta ise, sorunun başında tespit edilmesi ve soruna çözüm aranmasıdır. Bunu başarabilmek için, öğretmen ile yakın ilişkilerde olmak çok önemlidir. Çocuğun okul içindeki davranışları ve notları ancak bu yolla takip edilebilmektedir.

Çocuğunuzun Yeteneklerini Ön Plana Çıkarın

Misafirliğe gittiğinizde veya arkadaşlarınız evinize geldiğinde, onların yanında çocuğun okul başarısından bahsetmek yerine, onun ne kadar iyi yüzdüğünü, ne kadar iyi satranç oynadığını vurgulayın. Böylelikle, çocuğunuzun yeteneğini ön plana çıkarak, onun kendisine olan özgüvenini sağlamlaştırmasına yardımcı olmuş olabilirsiniz.

Tatilde Çocuklara Nasıl Davranılması Gerekir

Çocuklara bir birey olduklarını ispat edebilmeleri için, onlara fırsatlar sunulmalıdır. Bu aşamada, çocukların tatil planlarını sormak ve tatil sürelerini nasıl geçirmek istedikleri konusunda onlara destek vermek iyi olacaktır. Böylelikle, tatil süresince eğlenen ve dinlenen çocuklar, yeni ders yılına hazır bir şekilde girebilirler.