Çocuklarda Kilo Artışı Dönemleri

Yeni doğmuş bir bebek genel olarak 2,500 ila 4,300 gram ağırlığındadır. Doğuşta erkekler kızlardan daha ağırdır. Şişman ananın bebeği biraz daha ağırca olma eğilimindedir. Ananın ilk çocuğu son çocuğuna oranla biraz daha hafiftir. 2.500 gramdan daha hafif olan bebekler henüz daha doğuş olgunluğuna erişmemiş sayılmaktadır.

Doğum sonrasında, fiziksel gelişmedeki gibi bebeğin kilosundaki artışta oldukça hızlı olacaktır. Ağırlıktaki bu hızlı artış çocuk 2 yaşına gelene kadar devam edecektir. 3 Yaşa doğru da bu artış oldukça yavaş olur.  Bu yaş ila ilk okul dönemi arasında bu artış tekrar hız kazanacaktır.

İlkokul çağında öğrenciler, ağırlıkça artmada pek önemli bir hız göstermez. İlkokulun son yıllarına doğru kızların ağırlığı yaşıtları erkeklere oranla daha hızlı artmaya başlar. Kızların ağırlığının daha hızlı artmasının nedeni erkeklerden daha önce erinlik devresine girmeleridir. Ortaokulda kızlar yaşıtları erkeklere bakarak daha ağırdırlar. Ancak lise çağında erkekler, ağırlıkta, yaşıtları olan kızlarla aralarındaki açıklığı kapatırlar ve ileri geçerler. Erginlik yıllarının sonuna doğru erkekler kızlara oranla ortalama olarak daha ağırdırlar.

Beslenmenin ağırlıkça artmada büyük önemi vardır. Çocuğu yağlandırmaya dayanan yanlış beslenme, bebeklik ve ilk çocukluk çağlarında, çocuğun yağ tabakalarının içine gömülmesine sebep olur. İlk ve ortaokul çağlarında öğrencilerin fazla enerji sarf etmesi ile bu yağ tabakaları oldukça erir. Yukarıda verilen rakamlar daha çok çocuğun kas, kemik ve organlarındaki büyümesi gibi normal ağırlığına ilişkindir. Ana babanın tombul çocuk isteme eğilimi yüzünden yağlandırılan çocuklar ağırlıkça daha hızlı artmalar gösterir. Fazla şişmanlığın, organların çalışmasına engel olmasının yanı sıra çocuğun etkinliklerine ve kişiliğine de olumsuz etkileri vardır.

Sağlık şartları, öğrencinin yakalandığı hastalıklar ve gıdasızlık, onun aşırı derecede zayıflamasına sebep olabilir. Ağırlıkta hızlı düşmeler dikkatle izlenmeli, çocuğun beslenmesine dikkat etmeli ve hastalıkların fazla iz bırakmadan geçirilmesi sağlanmalıdır.

Diğer yandan kalıtım da çocuğun ağırlıkça artma hızına etki yapmaktadır. Şişman ana babaların çocukları şişmanlamaya, zayıf ana babaların çocukları, bütün uğraşmalara rağmen, zayıf kalmaya eğilim göstermektedir. Zayıflıkla veya şişmanlıkla vücudun sağlam olması arasında bir korelasyon olmakla beraber akranlarına göre pek şişman olanların sağlıklı, zayıf görünenlerin de sağlıksız olacağını söylemek mümkün olmamaktadır.

İlkokul, ortaokul ve lise çağındaki öğrenciler arasında ağırlıkça büyümede büyük bireysel farklılıklar görülmektedir. Bu bireysel farklılıklara beslenme, sağlık şartları ve kalıtım en belli başlı neden olarak görülmektedir. Öğrencinin ağırlıkça büyümesi izlenirken fazla artış ve düşüşlere dikkat edilmesi gerektir. Fazla şişmanlamanın veya zayıflamanın nedeni duygusal bozukluklar, dengesiz beslenme, sağlık şartlarının bozulması olabilir. Bunların eğitime olumsuz etkiler yapacağı meydandadır.

Pankreas ve Cinsel Salgı Bezleri

Midenin altında yer alan bu salgı bezi, İnsülin donen çok önemli bir hormon salgılar. Ensülinin görevi, şekeri bedende glikojen ve nişasta şeklinde depolamaya ve enerji üretmek amacıyla şekeri yakmaya yardımcı olmaktır. Yenenlerin kana geçmesiyle pankreas da ensülin çıkarır, kan dolaşımıyla şekerler ve ensülin taşınır, enerji üretiminde artan şekerin kas ve karaciğerde glikojen şeklinde depolanmasını sağlar. Pankreasın sağlığı bozulursa, yeterince ensülin çıkaramaz, kanda şeker oranı yükselir ve idrarla dışarı atılmaya zorlanır. Bu durumda bir kısım şeker, enerji üretimi için değerlendirilemez.

Yağlardan enerji üretilmesi için de bir miktar şeker gereklidir. Ensülin azlığı nedeniyle şeker metabolizması, ketozis denen durumu oluşturur. Diyabet denen şeker hastalığının gerçek nedeni bilinmiyor. Pratikte, şeker ve nişastalı besinlerin çok yenmesi ve B-1 vitamini eksikliğinin bu hastalığa yol açtığı konusunda kuvvetli deliller vardır. Şeker hastalarının diyeti, vitamin ve maden eksiklikleri yaratmamak için çok özenle hazırlanmalıdır. Ensülinin iyi kullanılması için, karbonhidratı az ve vitaminleri bol bir özel beslenmeyle durum idare edilir. Çoğu kez diyeti vitamin-maden tabletleriyle güçlendirmek salık verilir. Fakat şeker hastaları sürekli olarak bir hekimin denetiminde bulunmalıdırlar.

CİNSEL SALGI BEZLERİ

Erkek ve kadınların cinsel salgı bezlerinin sağlığıyla beslenme konusu yakından ilgilidir. Cinsel istek azlığı ve güçsüzlük, evlilik yaşamında önemli ‘bir zorundur. Bu konu açıkça ele alınmalıdır. Eğer beslenme çok iyi düzenlenirse, esenliğin kazanıldığı ve seks gücünün yerine geldiği görülür. Bazen 30 ve çoğu kez 40 yaşından sonra görülen erkeklik gücünün azalması, çoğunlukla fazla çalışma, yorgunluk ve kötü beslenmeden ileri gelir.

THYMUS

Kalbin hemen üstünde bulunur ve çocukluk çağında önemli iş görür, gelişmeyi yönetir. Ergenlik çağının sonuna doğru görevlerini başka beze devreder, etkisi azalır, fakat yaşlılıkta bile bir dereceye kadar fonksiyonlarına devam eder.

ADRENAL

Adrenal denen böbrek üstündeki salgı bezleri, “savaşçı bezler” diye tanımlanır. Yaşam savaşımızda birçok davranışımızı etkiler. Korku yada kızgınlık gibi bir heyecanlı durumda, adrenalin denen hormonunu bol miktarda salgılar, ve bedeni savaşa hazırlanmaya uyarır. Adrenalin, kaslar ve karaciğerde depo edilmiş nişasta yada glikojenin şekere dönüşerek hemen enerji kaynağı oluşmasını sağlar. Kanda şekerin bol olduğu zamanların dışında, adrenaller sürekli olarak az miktarda adrenalin çıkarır ve glikojenin şekere dönüşmesini gerçekleştirirler. Adrenalin azlığı, tepki gösterme hızını azaltır ve tehlike karşısında davranabilme yeteneğini kısıtlar.

PARATİROİDLER

Tiroidlerin arkasında bulunurlar; kanda kalsiyum azaldığı zaman hormon salgılar  ve kalb, sinir gibi önemli dokular için öncelikle gerekli kalsiyumu sağlamak amacıyla, kemik ve dişlerden sökülmesini, kan dolaşımıyla haber ileterek gerçekleştirir. Bu hormonlar yardımıyla, kanda sürekli olarak kalsiyum ve fosforun aynı miktarda bulunması sağlanır.

Esenliğin sürmesi için, bedendeki her hücrenin fosforla beslenmesi ve sinir-kas dokularının gevşemesi için kalsiyumun alınması gerektiği hatırlanmalıdır. Şu halde, paratiroidler, sağlığın korunmasında ve heyecan, sıkıntı, sinirlilik ve kalp çarpıntısının önlenmesinde çok büyük önem taşırlar.