İSVEÇ DİYETİ

Kilo vermekte en etkili diyet yöntemidir. 13 günlük süren bir diyettir metabolizma  hızına bağlı olarak en az 6 en fazla 25 kilo verebilirsiniz.

İSVEÇ DİYETİ YAPARKE UYGULANMASI GEREKENLER

  • Diyet boyunca günde 20 bardak su içmelisiniz
  • Diyeti doktorunuza danışmadan yapmayınız
  • 3 ay geçmeden diyeti tekrarlamayın
  • Aynı gün içerisinde yemeklerin öğünlerini değiştirebilirsiniz
  • Kolesterolu yüksek olanlar yumurta akını yiyebilirler bu sayede kolestrol normale inecektir
  • Kahveye veya kafeine alerjisi olanlar bu diyeti uygulamamalı
  • Diyette belirtilenlerin dışında başka yemek yemeyin
  • Diyet 13 günden fazla sürdürülmemeli

İSVEÇ DİYETİ TAVSİYELERİ

  • Brokoli olmadığı zamanlarda karnıbahar yiyebilirsiniz
  • Ağır gelirse yapamazsanız Gün de diyeti sonlandırabilirsiniz
  • Herşeyi yiyebilirsiniz fakat belli miktar da
  • Diyetiniz ağır geldiği takdirde bırakmanız sağlığınız açısından daha iyidir.

İSVEÇ DİYETİ LİSTESİ

1. Gün :

  • Sabah;  1 tane haşlanmış yumurta portakal suyu
  • Öglen; bir kase yoğurt üzerine toz biber
  • Akşam ; tavuk bol yeşillikli zeytinyağlı salata

2. Gün:

  • Sabah; 1 fincan kahve yanına şeker
  • Öglen; haşlanmış ıspanak  yanına bir kase yoğurt
  • Akşam; 1 biftek yanına yeşil salata

3. Gün:

  • Sabah;  1 dilim ekmek 100 gram beyaz peynir
  • Öğlen; meyveli yoğurt
  • Akşam; sebze yoğurt

4. Gün :

  • Sabah;  1 dilim ekmek 1 tane yumurta 100 gram beyaz peynir
  • Öğlen; 2 dilim portakal suyu
  • Akşam; fırında balık

4. Gün:

  • Sabah; haşlanmış yumurta bir bardak süt bir dilim ekmek
  • Öglen; yağsız yoğurt üzerine kırmızı biber
  • Akşam; 1 dilim kızarmış ekmek bir dilim peynir portal suyu

5. Gün:

  • Sabah; yağsız yoğurt bir kase
  • Öglen; 1 dilim peynir meyve suyu
  • Akşam : derisiz tavuk akdeniz salatası

6. Gün:

  • Sabah; şekersiz çay kızarmış bir dilim ekmek
  • Öğlen; ızgara et yoğurt
  • Akşam; hiçbir şey

7. Gün

  • Sabah; şekersiz çay bir dilim ekmek yumurta ve beyaz peynir
  • Öğlen; yağsız yoğurt bir tane elma
  • Akşam; mevsim salatası

8. Gün:

  • Sabah; 4 tane siyah zeytin 1 dilim beyaz peynir iki dilim ekmek
  • Öglen; havuç suyu
  • Akşam; ıspanak yoğurt

9. Gün

  • Sabah; şekersiz çay bal kızarmış ekmek
  • Öglen; iki dilim elma
  • Akşam; biberli yoğurt

10. Gün:

  • Sabah; bir bardak süt bir dilim peynir
  • Öglen; bir  kase yoğurt
  • Akşam; fırında balık salata

11. Gün

  • Sabah; bir bardak süt 4 tane zeytin bir dilim ekmek bir kaşık bal
  • Öğlen; bir kase yoğurt iki dilim elma
  • Akşam; tavuk salata

12. Gün

  • Sabah; bir dilim peynir bir dilim ekmek istediğiniz kadar zeytin bal kaymak iki bardak çay
  • Öglen; yoğurt meyve
  • Aşkam; balık veya tavuk tercih sizin yanına  mevsim salatası

 

Gardıroplarda Bulunması Gereken 10 Eşya

Hemen her hanım, modanın gündemini takip ederek, ona uygun giyinmek ister. Bunun için, tasarımcıların, sezon defilelerini ve vitrinleri yakından izler ve kendine yakışanları bulmaya çabalar. Tüm bu uğraşların yanı sıra, birde her kadının dolabında olmazsa olmaz, bazı giyim parçalarının bulunması gerekliliği vardır. Bugünkü makale konumuzu, her zaman lazım olabilecek ve hayat kurtarıcı bu parçalar oluşturuyor.

Gardıroplarda Bulunması Gereken 10 Eşya

1-Beyaz tişörtler; Klasik ve spor, her türlü kıyafetle kombinlenebilen tişörtler; bu anlamda kullanım rahatlığı bakımından sınır tanımamaktadır. Giyilen pantolon, etek, ayakkabı ve çanta; beyaz tişörtünüzün gün içinde nasıl kullanmak isterseniz isteyin, uyumu yakalamanıza yardımcı olacaktır.

2-Balıkçı yakalarınız; Yine her kadının dolabında, farklı renklerde balıkçı yakalarının olması, katmanlı giyim çeşitlemesinde, oldukça rahatlık sağlayacaktır.

3-Sweatshirt; Geçmiş dönemlerde yalnızca spor kıyafetlerde kullanılan sweatshirtler, artık mini etekler, şık pantolon ve elbiselerle dahi kullanılabilmekte, değişik kombinler uygulanabilmektedir.

4-Beyaz renk gömlekler; Mini etek ve Jean pantolonların vazgeçilmezi olan beyaz gömlekler, kafanızın karışık olduğu ve ne giyeceğinizi bilmediğiniz günlerinizde, size oldukça büyük rahatlık sağlayacaktır.

5-Hırka çeşitleri; Katmanlı kıyafetlerde vazgeçilmez olan hırka modelleri, özellikle kalem eteklerde oldukça şık görünebilmenize imkân tanıyacaktır.

6-Kolsuz tişörtler; Sadece yaz aylarında değil, kış mevsimlerinde bile, hırka ve kazaklarla kullanılabilen kolsuz tişörtlerinizi mutlaka dolabınızda bulundurmanız gerekir.

7-Çizgili tişörtler; Özellikle son yıllarda, modacıların beyaz tişörtten fazla ilgi göstermeye başladığı çizgili tişörtler, şık ve enerjik duruşuyla kombinlerin göz bebeği haline geldi diyebiliriz.

8-Dantel Bluzlar; İster gündüz sokak modasında, ister gece davetlerinizde, farklı şekillerde bütünleştirebileceğiniz dantel bluzlarınız, oldukça şık detaylar arasında bulunmaktadır.

9-Abiye bluzlar; Ani katılınması gereken davetler için kurtarıcı niteliğinde olan bu bluzlar, her hanımın gardırobunda en az 1 tane bulunmalıdır.

10-İpek bluzlar; Kalem eteklerden, pantolonlara kadar pek çok farklı çeşitte değerlendirilebilen ve feminen görüntüsüyle, tüm ilgiyi üzerinde toplamayı başaran ipek bluzlar da, hanımlarımızın vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır.

Maddeler halinde saydığımız gardıroplarda bulunması gereken 10 eşya hala dolabınızda bulunmuyorsa, makalemizi mutlaka dikkate almanızı öneriyoruz.

 

 

Bu Yaz Beyazın Asaletiyle Herkesi Büyüleyebilirsiniz

Beyaz rengi; asaletin ve zarafetin şıklığını içinde barındıran bir renk olarak, her zaman kadınların vazgeçilmez renkleri arasına girmeyi başarabilmiştir. Taşıdığı özellik sayesinde, zamansız şıklığın adresi olarak görülen bu renkle bütünleşip sizde bu yaz beyazın asaletiyle herkesi büyüleye bilirsiniz.

Beyaz Yazlık Elbiseler

Beyaz yazlık elbiseler rengin özelliği olarak, şıklığı rahatlıkla yakalayabileceğiniz ve yaz aylarında bronz teninizde mükemmel görünümü taşıyabileceğiniz modellerdir. 2018 sezonunda da en trend seçenekleri arasında ilk sıralara girmeyi başarabilmiş elbiseler, gerek sokak modasında, gerekse gece davetlerinizde rahatlıkla tercih edebileceğiniz seçenekler arasında yer almaktadır.

2018 yaz tasarımlarını mercek altına aldığımız zaman, özellikle dantel detayların elbiselerde sıklıkla kullanılmaya başladığını görebiliyoruz. Günlük elbiselerde ve abiye modellerde karşımıza çıkan dantel detayları, yazın kavurucu sıcakları düşünüldüğü zaman, estetik görüntüsünün yanı sıra, tasarımların oldukça kullanışlı olmasını da ön plana çıkarabilmiş.

Özel günlerinizde; uzun, mini beyaz yazlık elbiselerinizde veya günlük kıyafetlerinizde beyaz ve dantelin şıklığının bütünleşmesine tanıklık edeceksiniz. Vitrinleri incelediğimizde, tasarımcıların bu sezon, özellikle mini modeller üzerinde yoğunlaştığını açıkça görmemiz mümkün oluyor.

Dantel işlemelerin kullanıldığı beyaz elbiselerin bir diğer rahatlığı da, elbisenin kombinlenmesinin çok kolay yapılabilmesidir. Elbiseler, spor ayakkabılarla da, topuklu stiletto ayakkabılarla da giyilebilmesi sayesinde, her kadına hitap edebilmektedir. Tamamen giyen kişinin hayal gücü ve zevkiyle şekillendirebileceği elbiselerle, harika tarzlar yakalanabilmesi mümkündür.

Özellikle gece davetlerinizde severek giyebilmeniz için tavsiye edebileceğimiz bir diğer model, uzun beyaz gece elbiseleri

Fit ve bronz vücut hatlarına sahip hanımlarımızın, zarif bir estetikle, hatlarını ortaya çıkarabilecekleri bu modeller sayesinde, tüm bakışları üzerlerinde toplamaları mümkün hale gelebilir. Düğünlerde, gece organizasyonlarında, iş yemeklerinde, önemli toplantılarda kullanabileceğiniz bu elbiseler, sizi gecenin bir numaralı ismi haline getirebilir.

Tek omuz ve straplez modeller, beyazın şıklığında en az dantel detayları kadar sıklıkla kullanılan tarzlar olarak karşımıza çıkabiliyor. Elbiseye uygun giyilen ayakkabı, çanta ve aksesuarlar, bütünlüğü oluşturacak saç ve makyajla tamamlandığında, göz alıcı sonuçlar elde edilebiliyor. Unutmayın sizde; bu yaz beyazın asaletiyle herkesi büyüleyebilirsiniz.

 

 

MAKYAJ SABİTLEYİCİ SPREY

Özenerek yaptığınız makyajınızın gün içerisinde hava şartlarından, cilt tipiniz gibi birçok nedenden dolayı ilk görünümü değişir. Belki de makyajınız bozulabilir. Bu süreyi uzatabilir makyajınızın bozulmamasını ilk yaptığınız gibi güzel görünmesini sağlayabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey makyaj sabitleyici spreyinizi kullanmanız her cilt tipine göre makyaj sabitleyici sprey vardır sizde seçerken kendi cildinize uygun olanı alırsanız daha olumlu sonuç elde edeceksinizdir. Evinizde de kolayca makyaj sabitleyici sprey yapabileceğinizi biliyor musunuz? Bunun için gerekli olan malzemeler sadece

MAKYAJ SABİTLEYİCİ SPREY;

  • 5 damla lavanta yağı
  • 1 yemek kaşığı alovera jeli
  • 2 yemek kaşığı saf su
  • Sprey şişesi
  • Cadı yapı

YAPILIŞI

  • Alovera jelini bir kâseye koyalım bildiğiniz gibi alovera jeli birçok cilt rahatsızlığına da iyi gelmektedir. En çok etki ettiği cilt sorunu da güneş yanığı ve lekeleridir.
  • Alovera jelinin üzerine cadı fındığı yağını ekleyip karıştıralım cadı fındığı yağı toksinlerin giderilmesinde ve ciltteki ölü bakterilerin giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Yaşlanmayı da geciktirme özelliğine sahiptir.
  • Diğer malzememiz de lavanta yağıdır. Lavanta yağı stresi azaltma ve düzenli uyku özelliğine sahiptir. Egzama ve sedef hastalığına da iyi gelmektedir.
  • En son saflaşmış suyumuzu ekleyip sprey şişemizde iyice çalkalayalım kimyasal madde kullanmadığımız için saflaştırılmış su kullanmak önemlidir bunun sebebi de bakteri biriktirmemesidir.
  • Kullanıma hazır olduğunda ferah hava verebilmesi için buzdolabında 1 gün boyunca bekletelim.

Ev yapımı makyaj sabitleme spreyinizi uygulamak için iyice çalkalayıp makyajınız bittikten sonra bir veya iki kere gözlerinizi kapatarak yüzünüze püskürtün ve kurumasını bekleyin. Makyaj spreyi kullanarak tüm gün makyajınız bozulmadan kalabilirsiniz.

MAKYAJ SABİTLEYİCİ SPREYİN ÖZELLİKLERİ

  • Transparan olup cildi renklendirmez
  • Makyajınızı sabitleyip cildinizde uzun süre kalmasını sağlar
  • Farklı cilt tiplerine göre vardır.
  • Mat ve parlak olmak üzere iki çeşidi vardır.
  • Cildinize sürdüğünüz fondöten ve pudranın doğal görünümünü sağlar.

MAKYAJ SABİTLEYİCİ SPREY NEZAMAN KULLANILIR

  • Gelin makyajın da kullanılır makyajın akmaması bozulması için
  • Günlük makyajınızın gün sonuna kadar kalması için kullanabilirsiniz özellikle yaz ayların da çok iyidir.
  • Özel günlerde yapacağınız makyajınız da kullanabilirsiniz

MAKYAJ SABİTLEYİCİ SPREY NASIL KULLANILMAKTADIR

Makyajınız bittikten sonra sabitleyici spreyi çalkalayarak kullanabilirsiniz. 30-40 cm uzaktan sıkmanız gerekir sıkarken gözlerinizi kapatıp iki kere üst üste sıkabilirsiniz. Yüzünüze uyguladıktan sonra yüzünüz nemlenecek ve makyajınızla bütünleşip kuruyacaktır. 1 2 dakika içinde kuruyacaktır kuruyana kadar ellememeniz gerekir.

 

Çocuklarda Kemik Gelişimi

Kemiklerin en büyük görevi insanın hareketini sağlamaktır. Diğer yandan vücuda gerekli olan kalsiyumu ve içindeki ilikle kanın alyuvarlarım sağlaması yönünden de önemi büyüktür. Boy uzunluğu doğrudan doğruya iskeletle ilgilidir. Dolayısıyla hem insanın psikomotor davranışlarına elvermesi hem de bedence büyümenin temeli olarak kemiklerin büyümesini izlemenin eğitimde büyük önemi vardır.

Döllenmeden altı hafta sonra kemikleşecek olan ilk kıkırdak dokular görülmeye başlar. Doğumdan önce iskeleti meydana getirecek olan kemiklerin bazıları oldukça sertleşmiş ve bazıları ise kıkırdak haline gelmiştir. Yaş ilerledikçe kıkırdak dokular sertleşmeye başlar. Kemikler iç hücrelerinin büyümesi veya çoğalmasından daha çok kemiğin dış kenarlarına eklenen hücrelerle büyürler. Kemiklerin tam olarak biçimlenmesi ve sertleşmesi yirmi yaşlarına kadar devam eder.

ilk çocukluk çağında, henüz sertleşmediğinden, yanlış duruşlarla veya sıkıştırmalarla kemiklerin biçimi kolaylıkla bozulabilir, buna karşılık esnek olduğu için daha zor kırılırlar. Kemiklerin biçiminin bozulma tehlikesi ortaokul çağlarına kadar kendini gösterir.

Röntgen ışınları ile kemikler üzerinde yapılan incelemeler, geçmiş yıllarda insanın geçirdiği hastalıkların, metabolik bozuklukların ve gıdasızlıkların kemiklerde izler bırakabildiğini göstermektedir. Böylece beden büyümesindeki duraklamalar kemiklerin incelenmesi ile de anlaşılabilmektedir.

İlkokul çağına gelen çocukların henüz daha bilek ve parmak kemikleri ince işleri yapabilecek olgunluğa ulaşamamıştır. Bel, kol, bacak kemikleri ağırca işleri yapacak durumda değildir. Bu yüzden birinci sınıftaki öğrenciler küçük el işlerini, incelik isteyen ödevleri, yapmada güçlük çekerler. Bunun yanında kemiklerin ağırlığına dayanamayacağı veya biçiminin bozulmasına sebep olacağı işler de çocuklarca zorlukla yapılır.

Kemiklerin büyümesindeki bireysel farklılık, boyca büyümede olduğu gibi, oldukça büyüktür. Kızlar ve erkekler arasında da farklılık bulunmaktadır. Genel olarak kızların kemiklerinin büyümesi yaşıtları erkeklere oranla, özellikle ilkokulun son yıllarına doğru hızlanmaktadır.

Çocukların kemiklerinin büyümesi ile dişlerinin büyümesi arasında oldukça yüksek bir korelasyon vardır. Buna dayanarak çocukların kemiklerinin büyümesini, dişlerinin büyümesine, süt dişlerinin yerini asıl dişlerinin almasına bakarak izlemek mümkündür.

Çocuğun doğumundan 5-8 ay sonra alt ve üst çenedeki orta ön dişlerinin çıktığı görülür. Hemen bunların arkasından 11 inci aya doğru da yan ön dişler çıkmaya başlar. Birinci yaşın sonlarına doğru ön dişler tamamlanmış olur. Bu dişler 6-9 yaşları arasında düşerek yerlerine asıl dişler gelmeye başlar. Köpek dişleri doğumdan sonra 16-20 aylıkken çıkar, 9-12 yaşlarında yerini asıl dişlere bırakır. ilk azı dişleri doğumdan 16 ay sonra görülür, 30. aya doğru tamamlanır. Bunların yerine asıl dişlerin çıkması 10-13 yaşları arasında olur.

İki buçuk yaşına kadar süt dişlerini tamamlayamayan çocuklar kemiklerinin gelişimi bakımından geride, bu yaştan önce süt dişlerini tamamlayan çocuklar da o oranda ileride olurlar. Süt dişlerini 13 yaşına kadar dökmeyen öğrencilerde de kemik gelişimi oldukça geri demektir. Süt dişlerini daha önce dökenler ise aynı oranda kemik gelişiminde ileridirler. Ancak, yine her çocuğun kendine özgü bir diş gelişimi olduğunu unutmamak gerekir.

Diş bakımı dişlerin çürüyerek erken dökülmesine engel olmaktadır. Yine beslenmenin ve sağlık şartlarının kemiklerin büyümesine etki yaptığını da unutmamak gerekir. Bunun yanı sıra kalıtımın kemiklerin büyümesine, özellikle dişin yapısına büyük etkisi bulunmaktadır. Dişleri koruma alışkanlığının küçük yaşlardan itibaren çocuklarda yerleşmesi gereklidir.

Çocuklarda Kilo Artışı Dönemleri

Yeni doğmuş bir bebek genel olarak 2,500 ila 4,300 gram ağırlığındadır. Doğuşta erkekler kızlardan daha ağırdır. Şişman ananın bebeği biraz daha ağırca olma eğilimindedir. Ananın ilk çocuğu son çocuğuna oranla biraz daha hafiftir. 2.500 gramdan daha hafif olan bebekler henüz daha doğuş olgunluğuna erişmemiş sayılmaktadır.

Doğum sonrasında, fiziksel gelişmedeki gibi bebeğin kilosundaki artışta oldukça hızlı olacaktır. Ağırlıktaki bu hızlı artış çocuk 2 yaşına gelene kadar devam edecektir. 3 Yaşa doğru da bu artış oldukça yavaş olur.  Bu yaş ila ilk okul dönemi arasında bu artış tekrar hız kazanacaktır.

İlkokul çağında öğrenciler, ağırlıkça artmada pek önemli bir hız göstermez. İlkokulun son yıllarına doğru kızların ağırlığı yaşıtları erkeklere oranla daha hızlı artmaya başlar. Kızların ağırlığının daha hızlı artmasının nedeni erkeklerden daha önce erinlik devresine girmeleridir. Ortaokulda kızlar yaşıtları erkeklere bakarak daha ağırdırlar. Ancak lise çağında erkekler, ağırlıkta, yaşıtları olan kızlarla aralarındaki açıklığı kapatırlar ve ileri geçerler. Erginlik yıllarının sonuna doğru erkekler kızlara oranla ortalama olarak daha ağırdırlar.

Beslenmenin ağırlıkça artmada büyük önemi vardır. Çocuğu yağlandırmaya dayanan yanlış beslenme, bebeklik ve ilk çocukluk çağlarında, çocuğun yağ tabakalarının içine gömülmesine sebep olur. İlk ve ortaokul çağlarında öğrencilerin fazla enerji sarf etmesi ile bu yağ tabakaları oldukça erir. Yukarıda verilen rakamlar daha çok çocuğun kas, kemik ve organlarındaki büyümesi gibi normal ağırlığına ilişkindir. Ana babanın tombul çocuk isteme eğilimi yüzünden yağlandırılan çocuklar ağırlıkça daha hızlı artmalar gösterir. Fazla şişmanlığın, organların çalışmasına engel olmasının yanı sıra çocuğun etkinliklerine ve kişiliğine de olumsuz etkileri vardır.

Sağlık şartları, öğrencinin yakalandığı hastalıklar ve gıdasızlık, onun aşırı derecede zayıflamasına sebep olabilir. Ağırlıkta hızlı düşmeler dikkatle izlenmeli, çocuğun beslenmesine dikkat etmeli ve hastalıkların fazla iz bırakmadan geçirilmesi sağlanmalıdır.

Diğer yandan kalıtım da çocuğun ağırlıkça artma hızına etki yapmaktadır. Şişman ana babaların çocukları şişmanlamaya, zayıf ana babaların çocukları, bütün uğraşmalara rağmen, zayıf kalmaya eğilim göstermektedir. Zayıflıkla veya şişmanlıkla vücudun sağlam olması arasında bir korelasyon olmakla beraber akranlarına göre pek şişman olanların sağlıklı, zayıf görünenlerin de sağlıksız olacağını söylemek mümkün olmamaktadır.

İlkokul, ortaokul ve lise çağındaki öğrenciler arasında ağırlıkça büyümede büyük bireysel farklılıklar görülmektedir. Bu bireysel farklılıklara beslenme, sağlık şartları ve kalıtım en belli başlı neden olarak görülmektedir. Öğrencinin ağırlıkça büyümesi izlenirken fazla artış ve düşüşlere dikkat edilmesi gerektir. Fazla şişmanlamanın veya zayıflamanın nedeni duygusal bozukluklar, dengesiz beslenme, sağlık şartlarının bozulması olabilir. Bunların eğitime olumsuz etkiler yapacağı meydandadır.

Pankreas ve Cinsel Salgı Bezleri

Midenin altında yer alan bu salgı bezi, İnsülin donen çok önemli bir hormon salgılar. Ensülinin görevi, şekeri bedende glikojen ve nişasta şeklinde depolamaya ve enerji üretmek amacıyla şekeri yakmaya yardımcı olmaktır. Yenenlerin kana geçmesiyle pankreas da ensülin çıkarır, kan dolaşımıyla şekerler ve ensülin taşınır, enerji üretiminde artan şekerin kas ve karaciğerde glikojen şeklinde depolanmasını sağlar. Pankreasın sağlığı bozulursa, yeterince ensülin çıkaramaz, kanda şeker oranı yükselir ve idrarla dışarı atılmaya zorlanır. Bu durumda bir kısım şeker, enerji üretimi için değerlendirilemez.

Yağlardan enerji üretilmesi için de bir miktar şeker gereklidir. Ensülin azlığı nedeniyle şeker metabolizması, ketozis denen durumu oluşturur. Diyabet denen şeker hastalığının gerçek nedeni bilinmiyor. Pratikte, şeker ve nişastalı besinlerin çok yenmesi ve B-1 vitamini eksikliğinin bu hastalığa yol açtığı konusunda kuvvetli deliller vardır. Şeker hastalarının diyeti, vitamin ve maden eksiklikleri yaratmamak için çok özenle hazırlanmalıdır. Ensülinin iyi kullanılması için, karbonhidratı az ve vitaminleri bol bir özel beslenmeyle durum idare edilir. Çoğu kez diyeti vitamin-maden tabletleriyle güçlendirmek salık verilir. Fakat şeker hastaları sürekli olarak bir hekimin denetiminde bulunmalıdırlar.

CİNSEL SALGI BEZLERİ

Erkek ve kadınların cinsel salgı bezlerinin sağlığıyla beslenme konusu yakından ilgilidir. Cinsel istek azlığı ve güçsüzlük, evlilik yaşamında önemli ‘bir zorundur. Bu konu açıkça ele alınmalıdır. Eğer beslenme çok iyi düzenlenirse, esenliğin kazanıldığı ve seks gücünün yerine geldiği görülür. Bazen 30 ve çoğu kez 40 yaşından sonra görülen erkeklik gücünün azalması, çoğunlukla fazla çalışma, yorgunluk ve kötü beslenmeden ileri gelir.

THYMUS

Kalbin hemen üstünde bulunur ve çocukluk çağında önemli iş görür, gelişmeyi yönetir. Ergenlik çağının sonuna doğru görevlerini başka beze devreder, etkisi azalır, fakat yaşlılıkta bile bir dereceye kadar fonksiyonlarına devam eder.

ADRENAL

Adrenal denen böbrek üstündeki salgı bezleri, “savaşçı bezler” diye tanımlanır. Yaşam savaşımızda birçok davranışımızı etkiler. Korku yada kızgınlık gibi bir heyecanlı durumda, adrenalin denen hormonunu bol miktarda salgılar, ve bedeni savaşa hazırlanmaya uyarır. Adrenalin, kaslar ve karaciğerde depo edilmiş nişasta yada glikojenin şekere dönüşerek hemen enerji kaynağı oluşmasını sağlar. Kanda şekerin bol olduğu zamanların dışında, adrenaller sürekli olarak az miktarda adrenalin çıkarır ve glikojenin şekere dönüşmesini gerçekleştirirler. Adrenalin azlığı, tepki gösterme hızını azaltır ve tehlike karşısında davranabilme yeteneğini kısıtlar.

PARATİROİDLER

Tiroidlerin arkasında bulunurlar; kanda kalsiyum azaldığı zaman hormon salgılar  ve kalb, sinir gibi önemli dokular için öncelikle gerekli kalsiyumu sağlamak amacıyla, kemik ve dişlerden sökülmesini, kan dolaşımıyla haber ileterek gerçekleştirir. Bu hormonlar yardımıyla, kanda sürekli olarak kalsiyum ve fosforun aynı miktarda bulunması sağlanır.

Esenliğin sürmesi için, bedendeki her hücrenin fosforla beslenmesi ve sinir-kas dokularının gevşemesi için kalsiyumun alınması gerektiği hatırlanmalıdır. Şu halde, paratiroidler, sağlığın korunmasında ve heyecan, sıkıntı, sinirlilik ve kalp çarpıntısının önlenmesinde çok büyük önem taşırlar.

Karne Zamanı Çocuklara Nasıl Davranmalıyız

Bir eğitim yılının daha sonuna geldiğimiz şu günlerde, karneler sıklıkla konuşulmaya başladı. Karneler, çocuğun başarı düzeyinden ziyade ebeveynlere verilmektedir. Bu sebeple, çocukların karneyle korkutulmaları hiç doğru değildir.

Çocukları Karneyle Korkutmak Çözüm Değildir

Karnelerinde düşük notlar getiren çocuklar, anne ve babalarının tepkilerinden çok korkmaktadırlar. Karnesi kötü geldiği için üzülen bir çocuğun, anne ve babasından da kötü karşılık görmesi, onu aşağılar ve başarısızlığı kabullenmesine neden olur. Böyle bir durumda, çocuk derslerini düzeltmek için çaba sarf etmemeye başlayacaktır.

Çocuklara Koşulsuz Sevildikleri Hissettirilmelidir

Anne ve babaların geneline baktığımızda, ebeveynlerin çocuklarına her fırsatta okul başarıları hakkında sorular sorduğunu görürüz. Sürekli olarak ders notları ve ödevleri hakkında didiklenen çocukların, genel yetenek özellikleri hiçbir zaman dillendirilmemektedir. Dolayısıyla okulunda başarıyı yakalayamamış çocuklar, başarısız etiketiyle sağlıksız bir ruhsal gelişim göstermeye başlamaktadırlar. Bu durum, onların özgüvenlerini yaralar ve girişeceği her konuda başarısız olacağını düşünür. Çocuk bu dakikadan itibaren, ders çalışmayacak ve başka herhangi bir işte de olumsuz sonuçlar alacağını benimseyecektir.

Bu tatsız durumun önüne geçmenin en iyi çözümü, çocuklara sevginin koşulsuz verilmesidir. Başarılı veya başarısız, sonucu ne olursa olsun, sizin desteğinizi yanında hisseden bireyler yetiştirmek; gelecek hayatları için çok önemlidir.

Karne Notu Düşük Çocuklara Moral Verilmelidir

Çocuklar düşük karne notları getirdiğinde, verilmesi gereken tepki; ona sıkıca sarılıp, öpmek ve onun çok sevdiği evladı olduğunu hatırlatmaktır. Gelecek dönemde notlarını yükseltebileceği konusunda çocuk yüreklendirilerek, ona inancın sağlam olduğu hissettirilmelidir. Zayıf olduğu derslerde, konular çocuklara gülümseyerek, sabırla anlatılmalıdır. Gerekli görüldüğü takdirde, tatil boyunca çocuğu sıkmadan, ona özel ders aldırılabilmesi bir diğer çözüm önerisidir.

Bütün dersleri düşük gelen bir çocuğun pedagog yardımı görmesi daha doğru olacaktır. Okulda veya ailede çocuğu olumsuz etkileyen gelişmelerin olup olmadığı, çocukta öğrenme geriliği yaşanıp yaşanmadığı ancak pedagog tarafından anlaşılabilir. Pedagog yardımıyla olumsuz koşullar değiştirilmediği sürece, alınacak ek derslerin çocuğa olumlu bir katkısı olmayacaktır.

Bir diğer önemli nokta ise, sorunun başında tespit edilmesi ve soruna çözüm aranmasıdır. Bunu başarabilmek için, öğretmen ile yakın ilişkilerde olmak çok önemlidir. Çocuğun okul içindeki davranışları ve notları ancak bu yolla takip edilebilmektedir.

Çocuğunuzun Yeteneklerini Ön Plana Çıkarın

Misafirliğe gittiğinizde veya arkadaşlarınız evinize geldiğinde, onların yanında çocuğun okul başarısından bahsetmek yerine, onun ne kadar iyi yüzdüğünü, ne kadar iyi satranç oynadığını vurgulayın. Böylelikle, çocuğunuzun yeteneğini ön plana çıkarak, onun kendisine olan özgüvenini sağlamlaştırmasına yardımcı olmuş olabilirsiniz.

Tatilde Çocuklara Nasıl Davranılması Gerekir

Çocuklara bir birey olduklarını ispat edebilmeleri için, onlara fırsatlar sunulmalıdır. Bu aşamada, çocukların tatil planlarını sormak ve tatil sürelerini nasıl geçirmek istedikleri konusunda onlara destek vermek iyi olacaktır. Böylelikle, tatil süresince eğlenen ve dinlenen çocuklar, yeni ders yılına hazır bir şekilde girebilirler.

Cillt Lekelerine B3 Vitamini

B3 vitamini yani diğer adıyla niyasin cilkt bakımında sık şekilde kullanılan ve iyi sonuçlar alınabilen bir vitamindir. Kırışıklıklar, cilt lekesi, sivilce, güneş sonrası bakım, sedef ve egzama gibi durumlarda kullanılmasında sakınca olmayan faydalı vitamindir.

B3 vitamini cilt lekelerinin azaltılmasında ve yeni cilt lekelerinin ortaya çıkmasını engellemekte kullanılan, çok ciddi sonuçların alındığı vitamindir. Oluşan cilt lekeleri üzerinde c vitamini ile kombine edilerek kullanılması sonucunda, olumlu yönden daha fazla sonuçlar elde edilmektedir. Oluşan cilt lekelerinde azaltıcı bir etken olduğu bilinmektedir. Güneşe maruz kalınma sonrasında cilde uygulanacak b3 vitamini cildin yaşlanmasını ve leke oluşumunu önler. Yüzde 3 oranındaki b3 vitamini çözeltisi cilt üzerine 2 günde bir uygulanarak, c vitaminli yağ ve a vitaminli yağlar ile karışım yapıldığında daha fazla etkisini gösterir. Ancak burada yağların uygulanma süresinin 2 günde bir olmasına dikkat ediniz. Fakat burada suda çözülebilme özelliği olan c vitaminini yüzde 5 gibi bir oranda cilt üzerine her akşam uygulanabilir. B3 vitamini piyasa içerisinde mucizevi krem adı altında satılmakta olan ürünlerden daha etkilidir.

Çiler İçin Alfa Arbutin

Piyasa içerisinde yer alan birden fazla ürünler cildin iyileşmesine yardımcı olabilir. Bu ürünler içerisinde en fazla başarı oranı yakalanan ürünler ise doğan bileşenleri içermekte olan ürünlerdir. Alfa Arbutin serumu ciltte doğal görünümü kazanması için yardımcı olmaktadır. Alfa arbutin içermiş olduğu limon suyu, dut ve ayı üzümünün özleri ile doğal görünümde etki sağlar. Burada içermiş olduğu doğal bileşenleri sayesinde cildinizin nemli ve taze kalmasını sağlamaktadır. Alfa arbutin serumu diğer yandan cilt bakımından öneme sahip, emblika yağlarından meydana gelir. Cildin daha iyi bir görünüm kazanmasını sağlayarak farklı yöntemlerde iyileşmeye yardımcı olmaktadır. Bu yöntemlerin bazılarında ağartma maddeleri kullanılmaktadır. Birden fazla kişi ağartma maddeleri kullanmış olsa da, cilt üzerinde leke bırakmasından ötürü sonradan tercih etmemeye başlamıştır. Burada kullanılmakta olan ağartma maddeleri cildinize zarar verebilen kimyasal maddelerden oluşmaktadır.

Alfa arbutin serumu yüzümüzde oluşan çillerden de kolay şekilde kurtulmamıza yardımcı olur. Yüz üzerine uygulanması temizlenme işlemi görülene kadar devam edilmelidir. Cildin temizlenmesinde ve beyazlatılmasında çok etkili olmasından dolayı dünyanın dört bir tarafında kullanılmaktadır.

Çiller daha sık şekilde açık tenli insanlar üzerinde görülür. Baskın şekilde yoğun melanin oluşan kümeler bütünü çildir. Alfa arbutin melanosit aktivitesine engel olacağı için, çillerin ve izlerin oluşmasına engel olur. Cilt üzerinde daha yumuşak bir doku kazanmasını sağlayıp gençleştirir.

Güneş Lekelerine Kojik Asit Nasıl Kullanılır

Kojik asit, etkili leke açıcı özelliği olan doğal bir maddedir. Fazla şekilde üretim gören melanin üretimini geciktirerek parçalama yapıp pigmentasyonlara ulaşmasına imkan sağlar. Kojik asit içermekte olan ürünlerin tamamı, cilt beyazlamasını sağlamak için kullanılmaktadır. Birden fazla tüketici cilt üzerindeki koyu lekelerin rengini açmak amacı ile kojik asit içermekte olan ürünlerin kullanımını yapar. Özelliği bakımından kozmetik ürünlerde kullanım görse de, bazı gıdalar için renk koruma ve bakterilerin öldürülmesi gibi başka amaçlarda da kullanıldığı görülür. Kojik asit için söylenebilecek en büyük özellik cilt üzerindeki melanin üretim miktarını azaltmaktadır.

Birden fazla kullanım gören güzellik ürünleri, sabun olsun, losyon ve kremler olsun kojik asit içermektedir. Cilt bakımı yapan insanlar yüzlerine aydınlık kazandırmak için bu ürünleri kullanmayı tercih eder. Bunun yanı sıra melazma gibi cilt lekelerinden oluşan deri renginin de düzeltilmesine yardımcı olur. Diğer başka faydaları olmasından dolayı da kojik asit kullananların sayısı fazladır. Kojik asit diğer açıdan antibakteriyel ve antioksidan özelliklerinin olduğu bilinmektedir. Yiyeceklerin uzun zaman zarfında taze kalmasına kojik asit imkan sunar. Ayrıca uygun olan gıdaların saklanmasına imkan sunar. Sivilce ve deri bakterilerinin öldürülmesinde birebir etkilidir. Akne tedavisinde de fazla şekilde kullanılır.

Kojik Asit Nasıl Kullanılır

Dudak üstü, elmacık kemikler, alın bölgesi ve yanaklarda meydana gelen cilt lekeleri yüz üzerinde dalgalı bir görünüm oluşmasına sebep olmaktadır. İlk sıralarda yaz aylarında belirgin durumda görünürken, kış aylarına doğru solma eğilimi içerisine girerler. Uzun geçen zaman sonra artık kış mevsimleri içinde de yüzdeki lekelenme durumu devam etmeye başlar. Diğer yandan cilt lekelerine karşı yapılan tedavilerin etkisini de azaltır. Uygulamalara yanıt vermesinde gecikme yaşanır. Bundan dolayı cilt lekelerine karşı tedavi yaptırılmak isteniyorsa, başlangıç süresinde yaptırılması oldukça önemlidir. Burada bilinen en büyük yanlış olan güneş kremlerinin cildimizi lekelenmelerden koruma özelliğinin olduğunun bilinmesidir. Güneş koruyucu kozmetik ürünleri sadece cildinizi zararlı güneş ışınlarından korumaktadır.

Meydana gelebilecek lekelerin önüne geçemez. Cilt lekesinin oluşma evresine göz atacak olursak, çocukluk döneminden başlamaktadır. Bu dönem içerisinde temas edilen güneşe karşı derimizin genetik durumuna göre ortaya çıkar. Çocukluk dönemimiz için sadece yaz aylarında plajlara gitmiş olduğumuzda zararlı güneş ışınlarına maruz kaldığımızı düşünürüz. Aslında deniz kenarında kendimizi koruma altına alırken, denizden çıktıktan sonraki dönem içerisinde korumasız bir şekilde dolaşmaya başlayabiliriz. Burada tabi ki sadece güneş ışınlarından değil, kapalı alanlarda çalışıyor olsanız dahi, spor ışıklar, bilgisayar ekranı gibi düşük dalga boyutlarındaki yapay ışınlara da maruz kalabiliyoruz. Bundan dolayı buradaki yapay ışınlar dahi ciltte lekelenmelere yol açabilmektedir. Bundan dolayı güneşten korunma durumunu daha kapsamlı bir şekilde düşünmek gerekir. Cilt üzerinde oluşan renk bozukluklarını ve lekelenmelere karşı kojikasit etkilidir. Cildin rengini dengeleyerek, kahverengi lekelerdeki yoğunluğunu da azaltmakta kojik asit kullanılır.

Kojik Asit İçeren Kremler

Kojikasit, çabuk bozulma özelliğine sahip kararsız bir maddedir. Bundan dolayı da kojikasit içermekte olan kozmetik ürünlerinin yerine saf koiik asitini günlük şekilde sulandırma işlemi yapılarak kullanım görülmesi daha çok fayda sağlayacaktır. Kojik asit losyon ve kremler gibi formlarda daha kolay bozulabilmektedir. Kojik asitin kararsız olmasından ötürü alternatif şekilde kullanılan dipalmitat gibi türevi kremlerde kullanım görmektedir. Fakat bu form için yapılacak en iyi yorum yetersiz form olduğudur.
Kojik asitin sadece akşamları kullanılması tavsiye edilir. Gerekli etki görülene kadar düzenli şekilde kullanılmaya devam edilmelidir.