Porselen Makyaj Nedir

Cildimiz için kusursuz bir görünümü elde etmek artık oldukça mümkün,  porselen makyaj sayesinde cildiniz, pürüzsüz bir görünüme kavuşur.  Bir kaç küçük ipucu ile sizde tıpkı porselen bebekler gibi kusursuz bir cilde kavuşabilirsiniz.

Genel olarak akne, sivilce izi, leke gibi cilt sorunlarını yaşayan kişiler porselen makyajı sıklık ile tercih eder. Porselen makyajı özel davetler de, fotoğraf çekimlerin de hatta düğününüz de gelinlik üstüne de kullanabilirsiniz.

Doğru ve kaliteli makyaj malzemelerini kullanmanız oldukça önemli. Eğer doğru makyaj malzemelerini kullanırsanız,  evde kendinizde, cildinizin kusursuz bir görünümde olması için kısa sürede porselen makyajı yapabilirsiniz.

Porselen Makyaj Malzemeleri

Porselen makyajı yapabilmeniz için makyaj bazı, ten renginize uygun fondöten, transparan pudra, ten renginizden 1 veya 2 ton açık renkte kapatıcı ve şeftali tonlarında allık mutlaka makyaj çantanızda olmalı. Özellikle gece yapılacak olan makyaj da göz makyajınızın daha yoğun olması için takma kirpik, etkili bir maskara, siyah eyelinerı kullanabilirsiniz. Aynı şekilde dudaklarınız için de isteyeceğiniz etkili görünümü, eğer göz makyajınız koyuysa nude, açık ise kırmızı, bordo gibi rujları tercih etmelisiniz.

Porselen makyajı gece makyajı olarak kullanmanız daha hoş duracaktır. Gündüz yoğun bir makyaj yerine daha doğal görünümlü makyaj yapmayı tercih ediniz.  Ayrıca makyajınızı yapmaya başlamadan önce cildinizi iyice temizleyin ve nemlendirici uygulayın. Porselen makyaj biraz yoğun formda bir makyaj olduğu için yüzünüzü iyice temizlediğinizden ve gözenekleri makyaj kalıntılarından arındırdığınızdan emin olun.

Porselen Makyaj Nasıl Yapılır?

  1. Cilt tipinize uygun olan bir temizleyici yardımı ile yüzünüzü iyice yıkayın, makyaj kalıntılarından arındırın. Yüzünü pürüzlerden arındırmak için ayrıca peeling de yapabilirsiniz. Ancak kullanacağınız peelingi yumuşak dokunuşlar ile uygulamaya özen gösterin.
  2. Yüzünüzü yağ içermeyen, su bazlı bir nemlendirici ile nemlendirin.
  3. Gözeneklerin görünmesini engellemek, cildinizi kusursuz bir yapıya kavuşturmak makyaj bazı olmadan, pek mümkün olacağını söyleyemeyiz. Siz de eliniz de mutlaka bir makyaj bazı bulundurunuz. Makyaj bazını yüzünüze orantılı bir şekilde uygulayarak makyajınızın hem daha kalıcı olmasını, hem de pürüzsüz bir görünüm elde edebilirsiniz.
  4. Kullanacağınız fondöten ten renginize kesinlikle uygun olmalı. Bir makyaj süngeri ya da fondöten fırçasından yardım alarak fondöteni yüzünüze uygulayın ve bu sizin kusurlarınıza maksimum düzeyde kapatıcılık etkisi sağlayacaktır. Ayrıca fondöteni sadece yüzünüze uygulamanız boyun ve dekolte kısmınızın kötü görünmesine sebep olabilir. Bu yüzden mutlaka fondöteni boyun ve dekoltenize uygulayın.
  5. Gözaltlarınızda oluşan morluk ve şişkinleri kapatmak, yüzünüz de ki sivilce ve lekeleri gizlemek,  aydınlatmak, leke ve sivilceleri gizlemek için ten renginize uygun bir kapatıcıdan yararlanabilirsiniz. Kapatıcıyı uyguladıktan sonra eğer cildiniz yağlı ise transparan pudrayı yağlı bölgelere uygulayın ve kapatıcıyı sabitlemek için gözaltınıza da mutlaka uygulayın.
  6. Şimdi sıra yanaklarınızda yapacağınız renklendirmeler de! Şeftali veya açık pembe gibi doğal tonlar da bir allığı, elmacık kemiklerinizin üst kısmına uygulayabilirsiniz.
  7. Teniniz de yapılacak olan makyaj bu kadar. Şimdi sıra ön plan da olmasını istediğiniz bölgeyi seçmekte. Dudaklarınız mı yoksa gözleriniz mi? Çünkü ikisine aynı anda yoğun bir makyaj uygulamanız hoş bir görüntü oluşturmayacaktır.

Eğer gözler ön planda olsun isterseniz öncelikle bir kirpik kıvırıcı ile kirpiklerinizi kıvırın daha sonra alt ve üst kirpiklerinize bolca maskara uygulayın.

Ancak dudaklarınızı ön plana çıkarmak istiyorsanız; dudak balımı ile dudaklarınızı iyice nemlendirin. Porselen makyaj için kırmızı ruj doğru bir seçim olacaktır. Bu yüzden rujunuza uygun bir dudak kalemi kullanarak dudaklarınızı ön plana çıkarabilirsiniz.

Çocuklarda Kasların Gelişimi ve Vücut Oranları

Bu yazımızda siz değerli okuyucularımıza; çocuklarda kasların gelişimi ve vücut gelişimi üzerine bilgiler derledik. Küçük kas gelişimi oyunları, bebeklerde kas gelişimi geriliği, çocuğun el kasları nasıl gelişir, büyük kas gelişimi oyunları, vb. birçok konu hakkında bilgilere bu yazıdan ulaşabilirsiniz.

Çocuklarda Kasların Gelişimi

Kemiklerin hareketini sağlayan kaslardır. Kaslar özel dokuların meydana getirdiği liflerin birleşmesinden meydana gelmiştir. Sinirler yoluyla gelen uyarıcılara göre uzayıp kısılarak organların hareket etmesini sağlarlar. Kasların bazıları bizim kontrolümüz altındadır, isteğimize uyarak kol, el, bacak ve benzeri organları hareket ettirirler. Bazı kaslar bizim kontrolümüzün dışındadır. Mide, kalp, ciğer ve benzeri organların kasları bağımsız sinir sisteminin emriyle çalışırlar.

Çocuğun doğumunda kasların ağırlığı vücut ağırlığına göre beşte bir ilâ dörtte bir arasındadır. Ergenlik çağında kasların ağırlığı bütün vücut ağırlığının üçte biri, yetişkinlik çağında ise beşte ikisi kadardır. Kasların büyümesi genel olarak vücudun büyümesine paralel olarak gitmektedir.

Yeni doğan çocuğun göz ve solunum kasları iyi gelişmiştir; kol kasları bacak kaslarına oranla oldukça ileridir. ilk çocukluk yıllarında büyük kaslar küçük kaslara oranla daha iyi çalışır. Bu yüzden çocuklar geniş ve büyük hareketleri yapmada, küçük ve ince hareketleri yapmadan daha beceriklidirler.

Kasların büyümesinde hem cinslerin arasında hem de her cinsin kendi arasında bireysel farklılıklar oldukça büyüktür. Çocuğun kendi gelişme biçimine göre kasların büyümesi de şekillenmektedir.

Çocuklarda Vücut Oranı

Doğuşta çocuğun başı, kolu, bacağı, gövdeli arasındaki büyüklük oranı yetişkinlikteki oranlarına bakarak çok farklıdır. Doğuşta başın uzunluğu toplam vücut uzunluğunun dörtte biri kadardır. Hâlbuki yetişkinlerde başın uzunluğu vücut uzunluğuna göre sekizde bir kadardır. Bacak uzunluğu bütün vücut uzunluğuna göre doğuşta üçte bir, yetişkinlikte ikide birdir.

Birinci yaşta çocuğun bacakları başa ve gövdesine göre daha hızlı bir büyüme içindedir. İki yaşına doğru bacakların uzunluğu bütün vücut uzunluğunun yüzde 34’dü, beşinci yaşa doğru yüzde 44’dü kadardır. Gövdenin boyu beş yaşına doğru, doğuştaki boyunun iki katma ulaşır.

Genel olarak ilk çocukluk çağında, bacakları gövdesine oranla kısa olanların yetişkinlikte de bacakları kısa; uzun olanların yetişkinlikte de uzun olmaktadır. Yine bel kemiğine oranla kolu ilk yaşlarda uzun olanların yetişkinlikte de uzun; kısa olanların yetişkinlikte de kısa olmaktadır.

Vücut oranında bireysel farklar oldukça büyüktür. Kızlarla erkekler arasında da farklılık vardır. Genel olarak kızların bacakları yaşıtları erkeklerin bacaklarına oranla daha kısa, karın boşluğu ve bel kemiği uzunluğu ise yaşıtları erkeklere oranla daha uzun olmaktadır.

Alerji Nedir? Nasıl Anlaşılır ve Tedavi Edilir?

Siz değerli okuyucularımıza bu yazımızda; alerji nedir?, alerji belirtileri nelerdir?, alerji çeşitleri nelerdir?, en çok görülen alerji türleri nelerdir? sorularının cevaplarından bahsedeceğiz. Keyifli okumalar.

Alerji Nedir

Alerji denen bozukluk, bazı özel maddelere karşı bir insanın fazla duyarlı olmasıdır; cilt kızarması, soluk alma güçlüğü, mide ve barsak bozuklukları va sinir krizleri gibi belirtilerle ortaya çıkar. Alerji konusu yüzyılımızın başından bu yana incelenmiştir; bunu denetlemek ve önlemek için neler yapılması gerektiği konusunda pek çok şey öğrenilmiştir.

Size alerjinin bu yönlerini anlatacağım.   İlkin, alerjinin nasıl oluştuğuna kısaca değinelim. Besin lerin kana geçmesi için, çeşitli değişimlere uğrana lan gerekir. Söz gelimi, proteinler amino asitlere dönüşür. Bununla birlikte Dr. Bret Rather, sindirilme miş proteinlerin de kan dolaşımına doğrudan doğru ya ince barsaktan ve de kalın barsaktan karıştığın ve ağız ile burun kanalından da emilebildiklerini göstermiştir. Bu emilme çok çabuk gerçekleşmektedir Alerjik bireyde antijen olarak karşılanan maddeler, solunum yoluyla da ciğerlere giderek buradan kan karışırlar.

Alerji Nasıl Oluşur

Antijen taşıyan bif madde kanda fazlaca birikirse bedende nasıl bir karşı koyma olur? Bedene uymayan bu madde kullanılamaz ve böbrek boşaltımıyla dışarı atılır ya da atılamaz. İnsan bedeni elbette bu maddeye karşı bir savaşçı hazırlayacaktır Yapabileceği en iyi şey de,   bu maddenin bir daha içeri girmemesi için bif sistem kurmaktır.

Hemen antikor denen maddeler yapılır.   Savaşçı antikorlar, sindirilmemiş proteinleri zararsız kılan hücrelerdir Antijenli maddenin ilk girişinden 10 gün kadar sonra kanda ilk antikorlar serbest olarak dolaşmaya başlar, yabancı maddeye karşı koyan savaşçının beden kısa zamanda hazırlamıştır.   Fakat yabancı madde miktarı çok ve antikor üretimi yetersiz olursa, bedende bazı belirli bölgelerdeki hücrelere yapışırlar.

Bu olaydan sonra, aynı yabancı madde daha çok miktarda bedene etki ederse, hücrelere yapışık antikorlara ulaşıncaya kadar yok edilemez ve «şok» denen olaya yol açarlar ve alerjik olay oluşur. Bu durum, antikorların hangi hücrelere yapıştığına ve deri, mide, barsak sistemlerini, bronşları, sinir sistemini nasıl etkilediğine göre değişik alerjik olaylar görülür.

İyi ki alerjik olaylar toplumda çok az insanda görülür. (Binde iki kişi) Sindirilmemiş proteinler ve bazı maddeler, seyrek olarak kana saldırır; bedenin antikor üreterek karşı koymasına gerekli zamanı sağlamış olurlar. Bazı durumlarda proteinin kana etkisi çok az olur ve çok kısa zamanda kana karışırlar; beden, savunmasını hazırlayamaz ve bu kişiler alerjik insanlardır.

Alerji Nedenleri

Sindirim sistemi tam sağlığına kavuşmamışken bir hastanın iyileşme devresinde, aşırı besin yemek yada mevsimsiz bazı proteinli besinlerin çiğ yenmesi nedeniyle «duyarlık» meydana gelebilir. Bir oturuşta fazla yememek ve proteinli besinleri iyice çiğnemek gerekir. Alerjiye yol açtığı öne sürülerek kötü tanıtılan besinlerden biri de süttür. Çiğ süt yerine, yoğurt ve ayran gibi mayalanmış sütleri öğütlemesinin bir nedeni de budur. Yoğurt, ayran ve peynirdeki, süt şekerinden oluşan laktik asit, süt proteinini daha kolay sindirilir bir duruma sokar.

Ve de yoğurt ile peynir proteini, midede yumuşak ve süngerimsi pıhtılar meydana getirmekle mide salgısının etki etmesini kolaylaştırıcı geniş bir etki alanı oluşturur. Çiğ ya da pastörize sütler ise midede sert pıhtılar oluşturur ve salgının tüm proteinlere sızması zorlaşır. Tahıl proteinleri de bu açıdan sindirimi zor proteinlerdir, fakat iyi bir pişirme ile özümsenmeleri kolaylaştırılır.

Sindirilmiş besinlerin kana karışmasını önleyici korunma yollarından birkaçı: Sindirim kanalında fermentlerce proteinlerin amino asitlere parçalanması, sindirilmemiş besinlerin barsak çeperinden geçemeyişi, pişme sırasında proteinlerin pıhtılaşması vb… Bu doğal işlemlerin en uygun şekilde gerçekleşmesi için «dinçleştirici özel beslenme» ye gerek vardır. Sindirim salgıları ve organların sağlıklı olması için gerekli protein, vitamin ve madenlerin, iyi bir beslenmeyle alınmasına çalışılmalıdır.

Sindirilmemiş proteinler kana karıştıktan sonra bunlara ikinci bir karşı koyma başlar: Hassas hücrelere proteinleri yaklaştırmayan özel antikorlarla karşılaşabilir ya da-enzimler tarafından parçalanabilir. Böbrekler yoluyla dışarı da atılabilir. Bu işlemlerin en iyi gerçekleşmesi için yine «vital diet: hayat veren özel beslenme» gereklidir.

Yeni Doğan Bebeklerde Durum

Yeni doğmuş bir bebeğin besinlere duyarlı olmayacak şekilde dünyaya getirilmesi ve bu esenliğini koruması için her çeşit olanak sağlanmalıdır. Gebelik sırasında annenin proteine gereği vardır ve çoğu kez proteinli besinlere «aş verir», yeme isteği uyanır. Bu istek üzerinde durulmalıdır. Et ve proteinli tahıllar, çok iyi pişirilerek yenmelidir.

Kolay sindirilebilen işlenmiş sütleri, ayran, yoğurt ve peynirleri seçmek, ve bir yemekte çok protein almamak gerekir. Doğum doktorunun öğütlerine uymak ve beslenmeyi onunla birlikte düzenlemek iyi olur. Bebek doğduktan sonra da çocuk doktorunun öğütlerine uymak yararlıdır. Çocuk doktorunun en çok ilgilendiği konu, bebeğin beslenmesi konusudur.

Bütün çabanıza rağmen alerjik durumlarla karşılaşıyor yada böyle bir derdi yıllardır çekiyor da nedenini bilmiyorsanız, bulabileceğiniz en iyi alerji uzmanı doktora gidiniz, ve sizde alerji yaratan maddeyi bulmasını sağlayınız. Bundan sonra sizin için iki yol açılmıştır. Birincisi, alerjen besini yememektir. Sizi kurtarabilecek ikinci yol ise, “eğer yemeniz gerekiyorsa” bu alerjen besinlerden her gün çok az miktarda yemeye çalışınız;

ilkin çok küçük bir parça yiyerek başlayınız ve bu ölçüde bir süre devam ediniz. Sonra çok az miktarda ve uzun sürede, uygun aralıklarla bu alerjen besinden yemeyi artırmakla, bağışıklık kazanmaya çalışınız. Birçok ıılerjik insan bu yolu izleyerek iyi sonuç almıştır. Duyarlığı iyileştirmek için kısa sürede etkili yöntemler de vardır, fakat bu ölçüde güvenilir yöntem değildirler. Denemeye değer oluşları da herkes için özel bir konudur.

Yeni araştırmalar, özellikle büyüklerde alerji görülmesi yanında genel sağlıklarının da bozuk olduğunu ortaya çıkardı. Vital diyet, ya da esenlik kazandıran özel beslenmenin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bu soy özel beslenmenin sürekli ya da geçici uygulayıcıları, birçok hastalığa kolay kolay yakalanmıyorlar.

Besinler ve Salgı Bezlerimiz

Bedende etkileri çok önemli olan iç salgı bezlerinin gerekli besin cevherlerini bulması, bizim için büyük önem taşımaktadır. Besinler ve salgı bezlerimiz konusunda yaptığımız derlemeyi sizlerle paylaşıyoruz.

Besinler ve Salgı Bezlerimiz

Tiroidler, metabolizma hızı üzerinde doğrudan doğruya etkilidirler. Tiroidlerin fazla çalışmaları, metabolizmayı yükseltir, az salgı çıkarmaları ise iç olayları yavaşlatır. Bu durum da B vitaminleri ihtiyacını etkiler. Deney hayvanlarında oluşturulan hipertirodizm yani tiroidlerin fazla çalışması, kilo kaybına, karaciğer bozukluğuna, cinsiyetle ilgili dengenin bozulmasına, kalp-damar sisteminde düzensizliklere ve karaciğer glikojeni düşmesine yol açar.

Dr. B. H. Ershoff, Dr. Hersberg, Dr. V. A. Dili, Dr. R. Overman, Dr. M. S. Biskind ve diğerlerine göre bu belirtiler, karaciğerde depolanan B vitaminlerinin kullanılması yada bira mayası yenmesiyle önlenebilir. Bazı egzoftalmik guatr durumlarında B-1 alınması iyi sonuçlar doğurmuştur.

Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, birçok aşırı tiroid çalışması, beslenme bozukluğundan ileri gelmektedir ve ola ki metabolizma hızının yükselmesiyle de belirtiler artmaktadır. Dr. Roger S. Williams ve arkadaşları bunu şu şekilde anlatmaktadırlar: «Tiroid ve öbür salgı bezlerinin, vitamin metabolizması üzerinde ve özellikle emilim ve boşaltım bölgelerinde önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Bu açıdan düşünülürse, sindirim hormonu denebilecek tiroksinin önemsenmesi gerekir, fakat bu alanda çok az çalışma yapılmıştır.»

Böbrek Üstü Bezleri

Şu gerçek önemlidir: Vitamin, maden ve protein gibi maddeleri yeterince taşıyan düzenli bir beslenme, bizim için tek koruyucudur. Beslenmemizi doğal besinlerle düzenlersek, bilimin açıklayamadıkları konularda da bir eksiklikle karşılaşmayız.

Hayvanlarda B-5 eksik olduğu zaman, böbrek üstü bezlerinin dış kabuğunda karakteristik bir değişme yada yeterince görevini yapamayış ortaya çıkıyor. Bu değişikliğin saç beyazlaşmasıyla ilgili olduğu sanılmaktadır; çünkü,   bu hayvanların bozuk adrenalleri alındığı zaman kıl beyazlaşması önlenmekte yada durmaktadır.

Ve bu salgı bezleri çıkarıldıktan sonra hayvanlara,   salgı bezinin bir hormonu olan desoxycortisone  verilirse,  kıllar  beyazlaşmaktadır. Bu nedenle, B-5 eksikliğinin böbreküstü bezi çalışmasına,   yavaşlatıcı mı hızlandırıcı mı etki yaptığı konusunda kesin bir yargıya varılmamıştır. Buna rağmen bir nokta açıkça bilinir: B-5 vitamini azlığı, böbreküstü bezlerini ters yönde etkilemektedir. Ve dezoksikortizon,   saç rengini etkileyen ana boya maddesi olan melanin ve B-5 vitamini arasında yapı bakımından yakın bir ilişki bulunması ilginçtir. Vitamin ve hormon arasında bir bağlantının olduğu konusundaki ilk buluştur bu.

Su ve Tuz

Su ve tuz dengesizliği gibi B-5 eksikliğinin belirtileri de, böbreküstü bezlerinin bozuk çalışmaları sonucu olabilir.   Aynı zamanda, adrenal dış zarlarının ürettiği anormal steroidlerin kanser ve bazı akıl hastalıkları yarattığına inanmak için de nedenler vardır. Bugünkü bilgimizin ışığında, ancak doğal besinlerden bol vitamin alarak, sağlıklı saçlara kavuşabiliriz.

«İki çorba kaşığı gelen 10 gr. Hauser bira mayasında 0.8 mg. B-5 bulunur ki, bilinen besinlerin en zengini sayılıyordu. Oysa, bir çay kaşığı çiçektozunda 27.6 mg. B-5 bulundu. B-5 vitamini günde en az 10 mg. ve en iyisi 20-30 mg. alınmalıdır. Yürek, ciğer ve yumurta sarısı da, günlük ihtiyacın bir kısmını karşılar. E.E.»

A ve E vitaminlerinin, cinsiyetle ilgili olaylarda etkisi uzun zamandır bilinmektedir. Yeni araştırmalar, bu ikisine B vitaminlerini de eklemektedir. E vitamini eksikliğinin, erkek hayvanlarda kısırlığa ve gebe dişilerde embriyon gelişmesinin yavaşlamasına yol açtığı gösterilmiştir. B vitaminleri azlığı, cinsel hücre büyümesini, çiftleşme isteğini, embriyon gelişmesini, emzirmeyi ve annelik içgüdüsünü etkiler. Dr. R. Hertz, bu etkilerde B vitaminlerinin payı olduğunu açıklamaktadır.

Karaciğer ve İç Salgı Bezleri

Karaciğerde B vitaminleri, bedenin öbür dokularına oranla daha çok birikmiştir. Karaciğerin sayısız görevleri içinde, iç salgı bezleriyle ilgili olan önemli bir tanesi, cinsel bezleri uyaran hormonlar arasında dengeyi sağlamaktır. Her bireyde adrenaller iki çeşit hormon çıkarırlar; androgenic «erkeklik özelliklerini çoğaltan ve kuvvetlendiren» ve örtrojenik «dişilik özelliklerini uyaran» hormonlardır. Her iki hormonun azlığı halinde karaciğer hareketsiz kalır. Deney hayvanlarında, B vitaminleri ve özellikle B-1 ve B-2 eksikliği, karaciğerin (etkili olmayan östrojenler) şeklinde kendini gösteren bozukluğuna sebep olurlar, fakat bu durum androjenlere etki etmez. Bazı doktorlar, aybaşı devresinden önceki gerilim, fazla aylık kanama, hastalıklı akıntılar ve göğüslerde kistler olması gibi durumlarda B vitaminlerinin başa rılı sonuçlar verdiğini rapor etmişlerdir. Williams ve arkadaşları, geçen savaş sırasında, Orta-Doğudaki savaş esirlerinde rastlanan aşırı büyümüş göğüs özelliğinin, yetersiz beslenmenin bir sonucu olabileceğini söylemektedirler. Çünkü bu durum, önemlice B-1 ve B-2 eksikliğiyle yakından ilgilidir.

İç salgı bezleri çalışması için de, vitamin-mineral amino grup asitler gibi, bütün besin maddelerinin gerekli olduğunu bir kez daha gördük. Bu ders, gerektiği kadar geniş anlatılamaz; çünkü özel beslenmeyle ilgilenenlerce iyi bilinmesine karşılık, milyonlarca okuyucu tarafından sıkıcı bulunmakta ve üzerinde durulmamaktadır. Önemli sonuç şudur ki, doğal besinlerden sağlanan besin maddeleri, tam bir sağlık için en güvenilir ve gerekli bir kaynaktır.

Mobbing nedir?

İngilizcede “mob” kökünden gelen aşırı şiddete yönelmiş kalabalık anlamındaki sözcüğün eylem biçimi olan mobbing birine karşı cephe oluşturma, duygusal saldırıda bulunma, , psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme, psikolojik terör olarak ifade edilmektedir.

Mobbing Nedir

Türk hukuk sistemimizde mobing ile ilgili pek çok madde bulunmasına rağmen, Yeni Borçlar Kanunu’ndaki bu madde ile mobing ilk kez açıkça kanunda tanımlanmış ve böylece mobing davalarının da önü açılmıştır.

Mobbing, yalnızca yöneticilerin altlarında çalışanlara uyguladığı psikolojik tacizi değil de, daha geniş bir tanımla her düzeyde çalışanın birbirlerine uyguladıkları psikolojik taciz olarak tanımlanır. Bu davranışlar yalnızca sözlü olmaz; beden dili, bakış ve ima da mobing amacıyla uygulanabilir.

Mobbing Örnekleri

Bireyin kendisini ifade etmesini engellemeye yönelik saldırılar, sözünün kesilmesi, yaptığı işin sürekli eleştirilmesi,  yazılı veya sözlü şekilde tehdit edilmesi, jest ve mimiklerle küçük düşürülmeye çalışılması, ortamda yokmuş gibi davranılması, başkalarıyla iletişim kurmasının engellenmesi, sözlü ve yazılı olarak yaptığı isteklerinin göz ardı edilmesi olarak da örneklendirilebilir.

Yıldırma davranışlarına “mobing” tanısı koyabilmek için, saldırganların eylemlerini  “en az 6 ay süreyle” “haftada en az bir kez” gerçekleştirmiş olması şartı aranmaktadır. Bu süreçte, kişinin sağlığını, üretkenliğini etkileyici şekilde doğrudan veya dolaylı bir saldırı olması ve bu saldırının ayırımcılık olarak gözlemlenmesi gerekmektedir.

Mobbing tanısının ayırt edici özelliği ise; fiziksel ya da psikolojik saldırganlık içeren belirli bir davranışın ne kadar sürdüğü ve ne sıklıkta gerçekleştiğidir.

Erkeklerin daha fazla yönetici mobbingine maruz kalırken, kadınların daha fazla çalışma arkadaşlarının mobing davranışlarıyla karşılaştıkları görülmektedir.

Mobbing uygulayan bireylerin kişilik profilleri incelendiğinde, genellikle; duyarsız, otoriter, insani becerileri olmayan,  sadist ve psikopat olarak tanımlanmışlardır. Çalışma hayatında iyi görünen gerçek kimliklerini maskelerinin arkasına saklamayı başarabilen tipler olarak da bilinirler.

Kendilerine hedef seçtikleri kurbanlarıyla kendilerini karşılaştırır onun kişilik ve mesleki onuruna saldırıda bulunurlar bu saldırılarla yerlerini garantileyerek güçlerini artırmayı beklerler. İlgi açlığı çektiklerinden, övgüye aşırı muhtaç kişilikleri, kendi eksikliklerinin telafisi için psikolojik tacize başvurmakta sakınca görmezler.

Mobbing Nasıl İspatlanır

Mobbing davranışlarının bireylerin psikolojik sağlıkları üzerinde yadsınamaz etkisi vardır. Mobbinge uğrayan bireylerde psikolojik iyi olma hali düşüktür, “sürekli kaygıları” yüksektir. Psikosomatik şikâyetler, genel psikolojik semptomlar uğramayanlara göre daha fazla görülür.

Tüm bunlar rağmen mobbing mağdurunun mobinge uğrama sürecinin neden devam ettiği sorusu aklımıza gelmektedir. Genel olarak bu sürecin, işini kaybetme korkusundan ya da çalışma arkadaşlarının destek olmamasından, çatışma ortamına girmekten kaçınmasından ötürü gibi nedenlerle mağdurun mobbinge uğrama sürecinin devam ettiği düşünülmektedir.

Manavgat Tatili

Manavgat Tatili

Yerleşik nüfusu 200 bini aşmış olan Manavgat, Başta Manavgat Şelalesi ve Apollon Tapınağı olmak üzere pek çok tarihi esere ve doğal güzelliğe sahiptir. Antalya’nın en ünlü ilçelerinden biri olan Manavgat Antalya’nın en büyük ikinci ilçesi konumundadır. Her sene binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Manavgat tatil için sıklıkla tercih edilen bir bölgedir. Tatil sadece deniz ve güneş turizminden ibaret değildir. Aynı zamanda kültür turu ve doğal güzelliklerde tatilinize farklı bir hava katar. Manavgat Tatili bu noktada mutlu ayrılacakları yaşayabileceğiniz bir rotadır.

Manavgat ilçe merkezini Side ve Selge antik kentleri oluşturmaktadır. Bunların tarihi milattan önce 6. Yüzyıla dayanmaktadır. Manavgat 1220 yılında Selçuklunun, 1472 yılında ise Osmanlı İmparatorluğunun himayesine girmiştir. Antik çağın yanı sıra Manavgat aynı zamanda bu iki medeniyetin de izlerini de taşımaktadır. Manavgat kuzeyde Toros Dağları ile komşudur. Ayrıca Antalya’nın önde gelen deniz ve güneş turizm merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Burada yer alan Manavgat Irmağı da Türkiye’nin en düzenli akarsuyudur. Bölgenin önemli hidroelektrik santralleri arasında yer alan Oymapınar Barajı ve Manavgat Barajı ise Manavgat Nehri’nin üzerinde yer almaktadır.

Manavgat Otelleri

Manavgat ilçesi çok geniş bir alana sahip olduğundan dolayı Manavgat otelleri de çok geniş bir alana yayılmıştır. İlçede yer alan oteller tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek özelliklere sahiptir. Ultra her şey dahil tatil köyleri, pansiyonlar, butik oteller, dört ve beş yıldızlı oteller olmak üzere birçok farklı seçenekte otel bulunmaktadır. Ayrıca erken rezervasyon yapan misafirler aynı zamanda uygun otel fiyatlarından da yararlanabilmektedir. Erken rezervasyonun yanı sıra otellerin yaptığı kampanyalar sayesinde de uygun fiyat seçeneklerinden yararlanabilirsiniz. Otel fiyatları kalacağınız otele ve otelin özelliklerine göre değişiklik göstermektedir.

Manavgat’ta Gezilecek Yerler

Manavgat Şelalesi

Manavgat tatili yapıyorsanız görmeden dönmemeniz gereken yerlerden biri de mutlaka Manavgat Şelalesidir. Manavgat ilçe merkezine 3 kilometre uzaklıkta doğal güzellikler arasında yer alan şelale Manavgat Irmağı’nın sularının dört metre yüksekliğindeki bir falezden düşmesi sonucu oluşmaktadır. Ayrıca Manavgat Şelalesi etrafında piknik yapabileceğiniz, dinlenebileceğiniz harika alanlar ve balık lokantaları yer almaktadır.

Side Antik Kenti

Manavgat’ta gezilip görülebilecek birçok yer bulunmaktadır. Dünyanın en ünlü antik kentlerinden biri olan Side Antik Kenti hem Lidyalıların, hem Perslerin hem de Büyük İskender’in idaresine girmiştir. Kent hem yurt içinden hem de yurt dışından sayısız turist ağırlamaktadır. Apollon Tapınağı, sütunlu galeri, agora, antik tiyatro ve daha birçok yönüyle Manavgat ziyaretçilerini beklemektedir. Side Müzesi’nde arkeolojik kazılarda bulunan tarihi eserler sergilenmektedir.

Selge Antik Kenti

Manavgat’ın dünyaca ünlü turizm rotalarından biri olan Selge Antik Kenti de Side Antik Kenti gibi, Toros Dağları’nın güney yamaçlarına kurulmuştur. Antik kentin denizden yüksekliği bin metreyi bulmaktadır. Burada mezar alanının kalıntıları, agora olarak da bilinen pazar yerinin kalıntıları ve Zeus ve Artemis’e adanmış iki farklı tapınağın kalıntıları bulunmaktadır. Burada aynı zamanda Bizans dönemine ait bir kilisenin kalıntılarını da yer almaktadır.

Köprülü Kanyon

Manavgat ilçe merkezine 50 kilometre mesafede yer alan Köprülü Kanyon, Manavgat’ın bir başka doğal güzelliğidir. Özellikle rafting tutkunları için muhteşem bir alandır.

Antalya Havalimanı’na 70 kilometre mesafede yer alan Manavgat özellikle hafta sonu tatilleri için kaçırılmayacak bir fırsattır. Biletinizi erkenden alarak ve erken rezervasyon yaptırarak sizde bu fırsatı kaçırmayın. Doğayla iç içe huzurlu bir tatilin keyfini çıkarın. Manavgat’ta Akdeniz iklimi hüküm sürdüğü için yılın büyük bir bölümünde tatil için uygundur.

Keten Tohumu

Akdeniz bölgesi bitkisi olan keten tohumu bol miktarda Omega 3 ve B12 vitaminleri içermektedir. Zihinsel, unutkanlık için birebir tedavi özelliğine sahiptir. Keten bitkisinin meyvelerinden elde edilen bu tohum protein ve sağlıklı yağlar içerdiği için bir çok hastalığa da faydalı olan bu keten tohumunu aktarlardan alabilirsiniz. Yemeklerden önce aç karnına 1-2 tatlı kaşığı tüketebilirsiniz.

Keten Tohumu Nasıl Yenir

Keten tohumunu her şekilde kullanabilirsiniz. Yoğurda yaptığınız hamurlara, çorbalarınıza meyvalarınızın içine fakat günde 1-2 tatlı kaşığınız geçmemeniz gerek.

Keten Tohumu Faydaları

KANSERİ ÖNLER; Dünyada bir çok ölümlerin sebebi kanserdir. Keten tohumunda lignan içerdiği kimyasalla kanser oluşumunu engeler üstelik tümör hücrelerinin gelişimini engeller.

VÜCUDU TOKSİNLERDEN KORUR; Vücudu zehirli atıklardan temizleyen en etkili besindir. Karaciğerin ürettiği kolesterolü ve diğer atık maddeleri azaltır. Keten tohumu hem çözülebilir hem de çözülemeyen liflerin yok olmasına sebeptir. 1 yemek kaşığı keten tohumunu 3 gün suda bekletip sonra hem tohumlarını hemde suyunu içebilirsiniz. Haftada bir kez içmeniz yeterli olacaktır.

KABIZLIĞI GİDERİR; Kabızlığı gidermek için en etkili yöntemdir. İçerdiği lifler ve Omega 3 sayesinde kabızlıktan sizi kurtarmaktadır. Yapmanız gereken tek şey her gün yatmadan önce tüketmeniz.

YAŞLANMAYI GEÇİKTİRİR; Keten tohumundaki lignanlar etkili bir antidoksidandır. Bu sebeble vücuttaki hormon dengesini kurmaya yardımcı olarak yaşlanmayı geciktirir. .

YÜKSEK TANSİYONU DÜŞÜRÜR; Keten tohumunun yağını düzenli kullanımı hipertansiyon olan insanlarda önemli ölçüde tansiyonu düşürür.

KALP HASTALIKLARINA KARŞI KORUR; Keten tohumu içerdiği Omega 3 yağ asitleriyle kalbin genel sağlığını korur.

KİLO VERMEYEDE YARDIMCIDIR; Omega 3 yağ asitleri, lif ve lignan birleşerek kilo vermenize yardımcıdır. Günde 2-3 kere 1 tatlı kaşığı keten tohumunu içeçeklerinize yediğiniz yemeklere koyarak tüketmeniz kilo vermenize yardımcıdır. Yağ lifleri açlığı bastırıp tok kalmanızı sağlayacaktır.

CİLT VE SAÇLAR İÇİN YARARLIDIR; İçerisinde bulundurduğu B vitamini ve sağlıklı yağlar cikdi besleyerek daha canlı, parlak ve pürüzsüz cilde sahip olmanızı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra saç dökülmenizi  engelleyerek daha gür, parlak ve yumuşak saçlarınız olacaktır.

Keten Tohumu Zararları

  • Fazla tüketildiğinde midede yanma ve şişkinlik yapar
  • Alerji yapabilir
  • Düzensiz kullanıldığında kanama görülebilir.
  • Fazla alındığında ishale yol açar.
  • Su olmadan tüketildiğinde kabız da yapabilir
  • Mide kanaması yapabilir
  • Beyin kanamasına yok açabilir
  • Karın ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Ateş
  • Dudaklarda uyuşma
  • Konuşma bozuluğu
  • Görme değişikliği
  • Beyin damarlarında yırtılma
  • Nefes almada zorluk

Keten Tohumunun Besin Değeri

  • 553 kalori
  • 42 gram yağ
  • 20 miligram sodyum
  • 29 gram karbonhidrat
  • 6 gram şeker
  • 20 gram protein
  • 6 miligram C vitamini
  • 10 miligram demir

İsveç Diyeti

İsveç diyeti kilo vermekte en etkili diyet yöntemidir. 13 günlük süren bir diyettir metabolizma  hızına bağlı olarak en az 6 en fazla 25 kilo verebilirsiniz.

İsveç Diyeti

  • Diyet boyunca günde 20 bardak su içmelisiniz
  • Diyeti doktorunuza danışmadan yapmayınız
  • 3 ay geçmeden diyeti tekrarlamayın
  • Aynı gün içerisinde yemeklerin öğünlerini değiştirebilirsiniz
  • Kolesterolu yüksek olanlar yumurta akını yiyebilirler bu sayede kolestrol normale inecektir
  • Kahveye veya kafeine alerjisi olanlar bu diyeti uygulamamalı
  • Diyette belirtilenlerin dışında başka yemek yemeyin
  • Diyet 13 günden fazla sürdürülmemeli

İsveç Diyeti Tavsiyeleri

  • Brokoli olmadığı zamanlarda karnıbahar yiyebilirsiniz
  • Ağır gelirse yapamazsanız Gün de diyeti sonlandırabilirsiniz
  • Herşeyi yiyebilirsiniz fakat belli miktar da
  • Diyetiniz ağır geldiği takdirde bırakmanız sağlığınız açısından daha iyidir.

İsveç Diyeti Listesi

1. Gün :

  • Sabah;  1 tane haşlanmış yumurta portakal suyu
  • Öglen; bir kase yoğurt üzerine toz biber
  • Akşam ; tavuk bol yeşillikli zeytinyağlı salata

2. Gün:

  • Sabah; 1 fincan kahve yanına şeker
  • Öglen; haşlanmış ıspanak  yanına bir kase yoğurt
  • Akşam; 1 biftek yanına yeşil salata

3. Gün:

  • Sabah;  1 dilim ekmek 100 gram beyaz peynir
  • Öğlen; meyveli yoğurt
  • Akşam; sebze yoğurt

4. Gün :

  • Sabah;  1 dilim ekmek 1 tane yumurta 100 gram beyaz peynir
  • Öğlen; 2 dilim portakal suyu
  • Akşam; fırında balık

4. Gün:

  • Sabah; haşlanmış yumurta bir bardak süt bir dilim ekmek
  • Öglen; yağsız yoğurt üzerine kırmızı biber
  • Akşam; 1 dilim kızarmış ekmek bir dilim peynir portal suyu

5. Gün:

  • Sabah; yağsız yoğurt bir kase
  • Öglen; 1 dilim peynir meyve suyu
  • Akşam : derisiz tavuk akdeniz salatası

6. Gün:

  • Sabah; şekersiz çay kızarmış bir dilim ekmek
  • Öğlen; ızgara et yoğurt
  • Akşam; hiçbir şey

7. Gün

  • Sabah; şekersiz çay bir dilim ekmek yumurta ve beyaz peynir
  • Öğlen; yağsız yoğurt bir tane elma
  • Akşam; mevsim salatası

8. Gün:

  • Sabah; 4 tane siyah zeytin 1 dilim beyaz peynir iki dilim ekmek
  • Öglen; havuç suyu
  • Akşam; ıspanak yoğurt

9. Gün

  • Sabah; şekersiz çay bal kızarmış ekmek
  • Öglen; iki dilim elma
  • Akşam; biberli yoğurt

10. Gün:

  • Sabah; bir bardak süt bir dilim peynir
  • Öglen; bir  kase yoğurt
  • Akşam; fırında balık salata

11. Gün

  • Sabah; bir bardak süt 4 tane zeytin bir dilim ekmek bir kaşık bal
  • Öğlen; bir kase yoğurt iki dilim elma
  • Akşam; tavuk salata

12. Gün

  • Sabah; bir dilim peynir bir dilim ekmek istediğiniz kadar zeytin bal kaymak iki bardak çay
  • Öglen; yoğurt meyve
  • Aşkam; balık veya tavuk tercih sizin yanına  mevsim salatası

 

Gardıroplarda Bulunması Gereken 10 Eşya

Hemen her hanım, modanın gündemini takip ederek, ona uygun giyinmek ister. Bunun için, tasarımcıların, sezon defilelerini ve vitrinleri yakından izler ve kendine yakışanları bulmaya çabalar. Tüm bu uğraşların yanı sıra, birde her kadının dolabında olmazsa olmaz, bazı giyim parçalarının bulunması gerekliliği vardır. Bugünkü makale konumuzu, her zaman lazım olabilecek ve hayat kurtarıcı bu parçalar oluşturuyor. Gardıroplarda bulunması gereken 10 eşya hakkında hazırladığımız yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Gardıroplarda Bulunması Gereken 10 Eşya

1-Beyaz tişörtler; Klasik ve spor, her türlü kıyafetle kombinlenebilen tişörtler; bu anlamda kullanım rahatlığı bakımından sınır tanımamaktadır. Giyilen pantolon, etek, ayakkabı ve çanta; beyaz tişörtünüzün gün içinde nasıl kullanmak isterseniz isteyin, uyumu yakalamanıza yardımcı olacaktır.

2-Balıkçı yakalarınız; Yine her kadının dolabında, farklı renklerde balıkçı yakalarının olması, katmanlı giyim çeşitlemesinde, oldukça rahatlık sağlayacaktır.

3-Sweatshirt; Geçmiş dönemlerde yalnızca spor kıyafetlerde kullanılan sweatshirtler, artık mini etekler, şık pantolon ve elbiselerle dahi kullanılabilmekte, değişik kombinler uygulanabilmektedir.

4-Beyaz renk gömlekler; Mini etek ve Jean pantolonların vazgeçilmezi olan beyaz gömlekler, kafanızın karışık olduğu ve ne giyeceğinizi bilmediğiniz günlerinizde, size oldukça büyük rahatlık sağlayacaktır.

5-Hırka çeşitleri; Katmanlı kıyafetlerde vazgeçilmez olan hırka modelleri, özellikle kalem eteklerde oldukça şık görünebilmenize imkân tanıyacaktır.

6-Kolsuz tişörtler; Sadece yaz aylarında değil, kış mevsimlerinde bile, hırka ve kazaklarla kullanılabilen kolsuz tişörtlerinizi mutlaka dolabınızda bulundurmanız gerekir.

7-Çizgili tişörtler; Özellikle son yıllarda, modacıların beyaz tişörtten fazla ilgi göstermeye başladığı çizgili tişörtler, şık ve enerjik duruşuyla kombinlerin göz bebeği haline geldi diyebiliriz.

8-Dantel Bluzlar; İster gündüz sokak modasında, ister gece davetlerinizde, farklı şekillerde bütünleştirebileceğiniz dantel bluzlarınız, oldukça şık detaylar arasında bulunmaktadır.

9-Abiye bluzlar; Ani katılınması gereken davetler için kurtarıcı niteliğinde olan bu bluzlar, her hanımın gardırobunda en az 1 tane bulunmalıdır.

10-İpek bluzlar; Kalem eteklerden, pantolonlara kadar pek çok farklı çeşitte değerlendirilebilen ve feminen görüntüsüyle, tüm ilgiyi üzerinde toplamayı başaran ipek bluzlar da, hanımlarımızın vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır.

Maddeler halinde saydığımız gardıroplarda bulunması gereken 10 eşya hala dolabınızda bulunmuyorsa, makalemizi mutlaka dikkate almanızı öneriyoruz.

 

 

Beyaz Yazlık Elbiseler

Beyaz rengi; asaletin ve zarafetin şıklığını içinde barındıran bir renk olarak, her zaman kadınların vazgeçilmez renkleri arasına girmeyi başarabilmiştir. Taşıdığı özellik sayesinde, zamansız şıklığın adresi olarak görülen bu renkle bütünleşip sizde bu yaz beyaz yazlık elbiseler ile herkesi büyüleyebilirsiniz.

Beyaz Yazlık Elbiseler

Beyaz yazlık elbiseler rengin özelliği olarak, şıklığı rahatlıkla yakalayabileceğiniz ve yaz aylarında bronz teninizde mükemmel görünümü taşıyabileceğiniz modellerdir. 2018 sezonunda da en trend seçenekleri arasında ilk sıralara girmeyi başarabilmiş elbiseler, gerek sokak modasında, gerekse gece davetlerinizde rahatlıkla tercih edebileceğiniz seçenekler arasında yer almaktadır.

2018 yaz tasarımlarını mercek altına aldığımız zaman, özellikle dantel detayların elbiselerde sıklıkla kullanılmaya başladığını görebiliyoruz. Günlük elbiselerde ve abiye modellerde karşımıza çıkan dantel detayları, yazın kavurucu sıcakları düşünüldüğü zaman, estetik görüntüsünün yanı sıra, tasarımların oldukça kullanışlı olmasını da ön plana çıkarabilmiş.

Özel günlerinizde; uzun, mini beyaz yazlık elbiselerinizde veya günlük kıyafetlerinizde beyaz ve dantelin şıklığının bütünleşmesine tanıklık edeceksiniz. Vitrinleri incelediğimizde, tasarımcıların bu sezon, özellikle mini modeller üzerinde yoğunlaştığını açıkça görmemiz mümkün oluyor.

Dantel işlemelerin kullanıldığı beyaz elbiselerin bir diğer rahatlığı da, elbisenin kombinlenmesinin çok kolay yapılabilmesidir. Elbiseler, spor ayakkabılarla da, topuklu stiletto ayakkabılarla da giyilebilmesi sayesinde, her kadına hitap edebilmektedir. Tamamen giyen kişinin hayal gücü ve zevkiyle şekillendirebileceği elbiselerle, harika tarzlar yakalanabilmesi mümkündür.

Özellikle gece davetlerinizde severek giyebilmeniz için tavsiye edebileceğimiz bir diğer model, uzun beyaz gece elbiseleri

Fit ve bronz vücut hatlarına sahip hanımlarımızın, zarif bir estetikle, hatlarını ortaya çıkarabilecekleri bu modeller sayesinde, tüm bakışları üzerlerinde toplamaları mümkün hale gelebilir. Düğünlerde, gece organizasyonlarında, iş yemeklerinde, önemli toplantılarda kullanabileceğiniz bu elbiseler, sizi gecenin bir numaralı ismi haline getirebilir.

Tek omuz ve straplez modeller, beyazın şıklığında en az dantel detayları kadar sıklıkla kullanılan tarzlar olarak karşımıza çıkabiliyor. Elbiseye uygun giyilen ayakkabı, çanta ve aksesuarlar, bütünlüğü oluşturacak saç ve makyajla tamamlandığında, göz alıcı sonuçlar elde edilebiliyor. Unutmayın sizde; bu yaz beyaz yazlık elbiseler ile herkesi büyüleyebilirsiniz.